Ben sana diye sordu Jones, ne yaptıklarını ümit ediyorum? ""私は正面玄関で待っているインスペクタ二役員を持っている。"
"Ben ümitliyim.""Am sperante."
"Ben ümitliyim.""Ho grandi speranze".
"Ben ümitliyim.""Ich habe Hoffnung."
"Ben ümitliyim.""Ik heb hoop."
"Ben ümitliyim.""Imam upanje."
"Ben ümitliyim.""Jag har förhoppningar."
"Ben ümitliyim.""J'ai bon espoir."
"Ben ümitliyim.""Jeg har håb."
"Ben ümitliyim.""내가 기대가 크다."
"Ben ümitliyim.""Mám naději."
"Ben ümitliyim.""Mám nádej."
"Ben ümitliyim.""Mam nadzieję".
"Ben ümitliyim.""Minulla on toiveita."
"Ben ümitliyim.""Saya memiliki harapan."
"Ben ümitliyim.""Tôi đã hy vọng."
"Ben ümitliyim.""Van reméli."
"Ben ümitliyim.""Έχω ελπίδες".
"Ben ümitliyim.""Аз имам надежди."
"Ben ümitliyim.""У мене є надії."
"Ben ümitliyim.""У меня есть надежды."
"Ben ümitliyim.""יש לי תקוות."
"Ben ümitliyim.""لدي آمال".
"Ben ümitliyim.""じゃあ、来る。
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!Câteodată speranţa poate fi singurul lucru care-i mai ţine pe oameni în viaţă.
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!Comme vous le savez Dreyman, "L'espoir est la dernière chose à mourir."
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!Je weet toch, Dreyman: Hoop doet leven.
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!Siempre se pueden tener esperanzas. Como sabe, Dreyman, la esperanza es lo último que se pierde..
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!Tudja, Dreyman, "A remény hal meg utoljára."
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!Вы ведь знаете, Драйман: "Надежда умирает последней".
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!,כידוע לך, דריימן ."התקווה היא הדבר האחרון שמת"
Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölürmüş!أحيانا يكون الأمل الشيء الوحيد الذي يبقى الناس على قيد الحياة
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Ci fa sentire inetti, disperati e inutili.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Czujemy się przez to bezradni, zrezygnowani i bezużyteczni.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Ne face să ne simţim de prisos, neajutoraţi şi fără speranţă.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Nos hace sentirnos impotentes, deseperados e inútiles.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Μας κάνει να αισθανόμαστε αβοήθητοι, άχρηστοι και χωρίς ελπίδα.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Мы ощущаем себя ненужными и бесполезными.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.זה גורם לנו להרגיש חסרי אונים. וחסרי תקווה וחסרי תועלת.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Hy vọng câu chuyện của họ nhóm lên cuộc tranh luận hào hứng quanh bạn.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Esperamos que as suas palestras provoquem uma conversa estimulante entre vocês.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Esperamos que sus charlas generen una conversación emocionante entre Uds.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Kami harap paparan mereka memicu percakapan yang menarik di antara Anda sekalian.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Mamy nadzieję, że ich prelekcje będą zaczątkiem ekscytujących rozmów.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Nous espérons que leurs présentations susciteront une conversation passionnante parmi vous.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Speriamo che i loro talk accendano una stimolante conversazione tra di voi.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Teď je čas na zvědavost i na skepsi, na otevřenost i kritické myšlení, inspiraci i konkrétní činy.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.TEDx의 강연이 여러분의 대화에 활기를 불어넣길 바랍니다
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Upamo, da se bodo ob njihovih govorih vnele zanimive debate med vami.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Veríme, že ich prednáška podnieti medzi vami zaujímavé debaty.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.We hopen dat hun talks interessante discussies aanzwengelen.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Wir hoffen, dass die Vorträge spannende Gespräche unter Ihnen entfachen.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Ελπίζουμε οι ομιλίες τους να πυροδοτήσουν μια συναρπαστική συζήτηση μεταξύ σας.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Маємо надію, що їхні лекції надихнуть вас на захоплюючу бесіду.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Надеемся, их рассказы будут искрой, из которой разгорится дискуссия.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.Надяваме се, че техните беседи ще предизвикат вълнуващи разговори между вас.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.אנו מקווים שדבריהם יעוררו דיון מרתק בקרבכם.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.ويحدونا الأمل أن تشعل محادثاتهم شرارة نقاش مثير فيما بينكم.
Biz, onların konuşmalarının, aranızda heyecan verici sohbetleri ateşlemesini ümit ediyoruz.今日という日を 好奇心を満たし 常識を疑い
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Also tat ich das Einzige, das meinem panischen siebenjährigen Gehirn einfiel, um die Tragödie abzuwenden.