Ana içeriğe geç
Sözlük

ümidi ile cümle

ümidi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Bei den Generika blieben die Umsätze leicht hinter den Erwartungen zurück.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.Es stellt an ihn keine höheren Ansprüche, was aber nicht heißen soll, dass das Werk anspruchslos sei.
Daha sonra geçen üç yılda David şehir merkezine Elise'i bulabilmek ümîdiyle biner.Nach den drei Monaten ließ David die Lade in die Stadt holen.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Je m'en remet à lui en tout ce qui me concerne dans ma recherche de moyen d'approcher Allah.
Bu yüzden Yaban Ahalinin gelecek için pek bir ümidi kalmamış durumda.L'espace libéré a alors un avenir très incertain.
Daha sonra geçen üç yılda David şehir merkezine Elise'i bulabilmek ümîdiyle biner.Trois années plus tard, David reconnaît fortuitement Élise dans la rue.
Will, yeni üyeler toplama ümidiyle okul toplantısında New Directions'ın sahneye çıkmasına karar verir.Will lui demande d'être le coach vocal des New Directions.
Bütün kalbimle ve ümidimle..."Agréez mes affectueux hommages ...".
O, bazen ümidini kaybeder.A veces pierde la esperanza.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Confieso, poniendo a Dios por testigo, que he mantenido así todo esto, y que ha estado sometido a mí».
Cemiyetin ümidi Keble'ın tamamen yıkılmasıydı.La esperanza de esta sociedad era que el Keble quedara completamente destruido.
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Obra que no tardó en producir sus frutos.
Üçlü bir araya gelerek Angel Araştırmacılık'ı "yardıma muhtaç olanlara yardım etme" ümidiyle kurarlar.El trío forma Investigaciones Angel, cuya misión es "Ayudar a los Necesitados".
Will, yeni üyeler toplama ümidiyle okul toplantısında New Directions'ın sahneye çıkmasına karar verir.Will le sugiere a los chicos de New Directions presentarse en un evento escolar para recrutar nuevos miembros.
Bütün kalbimle ve ümidimle..."Gracias, y toda mi respeto a ustedes".
"Sakaryaspor, ümidini Karlıklı'ya bağladı".Ma Trailanga vi sostava comodamente sopra. "
Ama Angel onu öldürmeye değil kurtarmaya çalışmaktadır ve ondan ümidini kesmeyerek hayatını kurtarır.Roy lo raggiunge e, invece di ucciderlo, lo trae in salvo.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.إني إلى الله تعالى مهاجر، وللعرض الأدنى هاجر، ولأظعان السرى زاجر".
Kaybedilen toprakları savaşarak geri alma ümidinin kalmayışı.بقي فقط البرج معافى من الخسائر.
Sakın ümidini kesenlerden olma.فلا تكن من القانطين.
Ümidini kaybeden Konstantinos geri çekildi ve kaçmaya çalıştı ancak atı kaydı ve düştü.Desanimado, Constantino tentou fugir, mas seu cavalo escorregou e caiu.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.Zij zullen onder hen geene slaven dulden en de overtreders dezer conditie zullen gestraft worden.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.God is veeleer de Ongrijpbare die voorbijgegaan is en die mij met de Ander heeft achtergelaten.
Bütün kalbimle ve ümidimle..."Kocham ciebie całym sercem i ze wszystkich moich myśli.”
Hristiyan inancının temelinde İsa Mesih yoluyla kurtulmanın ümidi ve gerçekliği vardır.Na twarzy Jezusa widoczny jest spokój i skupienie.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Med Guds hjälp har jag sedan länge funnit mig tillrätta i min situation och accepterat mitt straff."
Daha sonra bu tarz çatışmaların yaşanmasını önlemesi ümidiyle Milletler Cemiyeti kurulmuştur.Nationernas Förbund bildades i hopp om att förhindra en ytterligare sådan konflikt.
Üçlü bir araya gelerek Angel Araştırmacılık'ı "yardıma muhtaç olanlara yardım etme" ümidiyle kurarlar.Genom Angel Investigations hjälper trion de som behöver hjälp.
Kaybedilen toprakları savaşarak geri alma ümidinin kalmayışı.Намагався повернути втрачені раніше землі.
Bu yüzden Yaban Ahalinin gelecek için pek bir ümidi kalmamış durumda.Така внутрішня боротьба не дає перспектив на майбутнє.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Seč budu s pomocí boží a všech mi poddaných a slibuji věrně toto zachovávati."
Will, yeni üyeler toplama ümidiyle okul toplantısında New Directions'ın sahneye çıkmasına karar verir.Will se rozhodne, že se New Directions předvedou na školním shromáždění, aby sbor získal nové členy.
Daha sonra geçen üç yılda David şehir merkezine Elise'i bulabilmek ümîdiyle biner.Následující tři roky David jezdí pravidelně stejným autobusem, aby znovu potkal Elise.
Daha sonra bu tarz çatışmaların yaşanmasını önlemesi ümidiyle Milletler Cemiyeti kurulmuştur.Liga Națiunilor a fost creată cu scopul de a împiedica repetarea unui astfel de conflict.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.Nu este deloc mulțumit cu activitatea servitorului său, dar nu îi stă în atribuții să îl concedieze.
Takımdan ümidi kesmiş olan taraftar artık maçlara gelmeye başlamıştır.Ami még különlegessé teszi, hogy az ellenfél kezdte a mérkőzést.
Bütün kalbimle ve ümidimle..."Üdvözlettel' ..."”
Kaybedilen toprakları savaşarak geri alma ümidinin kalmayışı.Menetettyjen asemien takaisin saamisesta ei ollut toivoakaan.
Bazı gençler hoşgörülecekleri ümidiyle böyle bir günahı göze alabilirler.Hän haluaa selvittää edes osan synneistään tällä tavalla.
Mektupta melikler "başka ümidimiz yok, Tanrı ve ülkenizden başka" diye yazmıştır.Γνωρίζει ότι δεν υπάρχει κάτι περισσότερο να φοβηθεί "εκτός από τον θεό".
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Om Gud vil, da skal jeg, på denne dag, dø som han, i vor Orden."
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Disse produkter førte snart til problemer.
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.De får ingen straff, men kan ikke nå Paradiset, og de er nektet Guds nærvær for alltid.
Angel daha sonra Buffy'nin kendisi olmadan normal bir hayata başlaması ümidiyle Sunnydale'den ayrılır.Angel forlater Sunnydale i håp om at Buffy kan leve et mer normalt liv uten ham.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.Han er en tøffing med tvilsom bakgrunn, men skyr ingen anstrengelser for å løse sine klienters problemer.
Daha sonra bu tarz çatışmaların yaşanmasını önlemesi ümidiyle Milletler Cemiyeti kurulmuştur.Liga Bangsa-Bangsa dibentuk dengan harapan mencegah konflik seperti ini selanjutnya.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Maka mereka akan menjadi umat-Ku dan Aku akan menjadi Allah mereka dalam kesetiaan dan kebenaran."
Kaybedilen toprakları savaşarak geri alma ümidinin kalmayışı.Nasib negara yang kalah perang tidak selalu sama.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.何(いかに)ぞ吾が身を亡(ほろぼ)さむ (河神がたたるので、私が生け贄にされることになった。
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.且己无辞而抑我以神,诬我也。
Gerçekten cezalandırılmazlar ama Tanrıdan ayrı olarak ve bağışlanma ümidinden mahrum elem içinde kalırlar.그것은 어떤 물건을 아무런 조건도 달지 않고, 그리고 그것에 대한 일체의 권리를 포기한 채 하나님께 드리는 행동을 가리킨다.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.입 밖으로 나오지 않는 하나님의 말씀, 곧 나의 설교는 나의 중심에 가득히 서리어 있노라.
Daha sonra geçen üç yılda David şehir merkezine Elise'i bulabilmek ümîdiyle biner.Само след пет дни семейството на Хейли ще се мести на другия край на света!
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Znači (na sreću ili na žalost) život živi (preživljava) mene, a ja živim (proživljavam) umjetnost.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.On priznaje ovisnost, no govori kako ona ne predstavlja problem jer mu ne remeti posao.
Baze gençler hoşgörülecekleri ümidiyle böyle bir günahı göze alabilirler.Ach, môj Bože, ako sa kresťania vôbec môžu oddávať takým nehanebnostiam!
Ancak tüketiciler bu ürünlerden kısa sürede ümidini kesti.Ku koncu sa zdá, že autori sa poponáhľali.
Sultan, veba salgınından kurtulmak ümidiyle kadınların sokağa çıkmasını yasakladı.Úrady dokonca v snahe zabrániť šíreniu chorôb zakázali ľuďom pľuť na uliciach.
Kaybedilen toprakları savaşarak geri alma ümidinin kalmayışı.Ta rõhutas aga, et ei ole kahtlust selles, et kaotatud alad varsti tagasi vallutatakse.
Amerikalılardan ümidimi kestim. Ülkemden ümidi kestim. Çünkü onlar... biz büyük bir hediyeyi heba ettik.Cuando el psiquiatra jura que quiere ayudar a la gente y llega un hombre a su psiquiatría y dice:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod