Başkan tüm hayatını monarşiyi canlandırma ümidiyle geçirdi... ...ama bunun olduğunu göremeden vefat etti.طيلة حياته اراد الرئيس اعادت العائلة الملكية لكن في الاخير مات دون ان يراه يتحقق
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Ahora bien, mucha gente ha abandonado el gobierno.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Beaucoup de gens ont renoncé au gouvernement.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Foarte multi și-au pierdut încrederea în cei care îi reprezintă.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Giờ đây có rất nhiều người mất niềm tin vào chính phủ.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Há muita gente que perde a esperança no governo.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Heute hat eine Menge Leute die Regierung aufgegeben.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.이제 많은 사람들이 정부를 포기했습니다.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Molti si sono rassegnati a una cattiva amministrazione.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Nu hebben veel mensen de overheid afgeschreven.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Rengeteg ember már lemondott a közigazgatásról.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Teraz mnoho ľudí neverí štátu.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.V současnosti už spousta lidí na státní správu zanevřela.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Wielu ludzi straciło wiarę w państwo.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Τώρα, πολλοί έχουν παρατήθει για την κυβέρνηση.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Багато людей поставило хрест на уряді.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Многие люди поставили крест на правительстве.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.Много хора са се отчаяли от правителството.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.הרבה אנשים ויתרו על הממשל.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.الآن الكثير من الناس قد يئسوا من الحكومة.
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti.もしあなたがそうだとしたら
Çünkü içinizde ümidinizi kıran herkese rağmen devam etmenizi sağlayan bir şey var.왜냐하면 모두가 그만 두라고 했음에도 불구하고 계속 시도한 당신 안에는 뭔가 있기 때문이죠.
Çünkü içinizde ümidinizi kıran herkese rağmen devam etmenizi sağlayan bir şey var.Want er zit iets in jou waardoor je bleef proberen, ondanks al wie je aanzette tot opgeven.
Çünkü içinizde ümidinizi kıran herkese rağmen devam etmenizi sağlayan bir şey var.כי יש בתוככם משהו שגרם לכם להמשיך ולנסות למרות כל מי שאמר לכם לוותר.
Çünkü içinizde ümidinizi kıran herkese rağmen devam etmenizi sağlayan bir şey var.لأن هناك شيء مابداخلك والذي يحفزك على الإستمرار بالمحاولة برغم قول الجميع لك بأن تتوقف.
Çünkü içinizde ümidinizi kıran herkese rağmen devam etmenizi sağlayan bir şey var.内なる何かがあるのだから 君は 壊れた心にギプスをし 自分で書いたのだ
Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.- Bien sûr. Aussi longtemps qu'il vive, et même plus longtemps
Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.- Bineînţeles, nu duci lipsă de speranţă atâta timp cât ai această speranţă.
Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.- Hát persze. Amíg csak él, még tovább is.
Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.- Tuurlijk. Zolang hij leeft, langer zelfs.
Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.- Конечно! Всю свою жизнь, и даже еще дольше.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Han tager imod alle patienter.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Han tar emot alla patienter.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür. Minnettarız.Hän hoitaa hyvin kaikkia potilaita.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Não desiste dos doentes e atende-os a todos.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Nigdy nie zostawił pacjenta bez opieki.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Non trascura nessun paziente e visita tutti.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.No se rinde con ningún paciente y tiene tiempo para todos.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Δεν εγκαταλείπει κανέναν ασθενή, τους βλέπει όλους.
Hiçbir hastadan ümidi kesmez, hepsini görür.Он никому не отказывает и принимает всех больных.
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>Continua così.
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>Continue de faire du bon boulot.
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>Pracuj tak dalej - Szansa jest wątła - Wierzę w ciebie Dlaczego moje oczekiwania wzrosły?
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>Remek munkát végzel
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>Sigue asi.
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>Sigue asi.
- Sana inanıyorum.</i> <i>Niçin ümidim artıyor?</i>واصلى العمل الجيد - الفرص ضعيفة - أأمن بك لماذا أملي يكبر؟
Türümden ümidi kestim. Amerikalılardan ümidimi kestim. Ülkemden ümidi kestim.Ho rinunciato alla mia specie e rinunciato ai miei colleghi americani,ho rinunciato al mio paese
Ülkemden ümidi kestim.Съответно извършвате незаплатена работа.
Ümidini kesme ođlum. Sen ümidini kes diye söylüyorum benden, anne.Δεν έμαθες πως σε αυτό το σπίτι δεν υπάρχουν διακοπές;
Ümidini kesme ođlum. Sen ümidini kes diye söylüyorum benden, anne.Аз пък ти казвам да нямаш никакви надежди за мен, майко.
Ümidini kessin senden.Περίμενε ένα λεπτό.
Ümidini kessin senden.Чакай малко.
Ümitliyim. Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.Deseando salir de la lista... ...con muchas ganas de volver a trabajar pronto. - ¿Puede tener esperanzas?
Ümitliyim. Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.?הוא יכול לקוות .כמובן. כל עוד חי, אפילו יותר -
Ümitliyim. Elbette, ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın.لا يجب أن يفقد الناس الأمل بالـاكيد ، يمكنك أن تكون جيد عندما يكون لديك أمل
Ve sen bunu kurduğunda, bu işten para kazanmak ümidi ile çok fazla fedakarlıkta bulunuyorsun.A když máte na stránkách tohle, tak obětujete naději, že budete vydělávat velké peníze.
Ve sen bunu kurduğunda, bu işten para kazanmak ümidi ile çok fazla fedakarlıkta bulunuyorsun.A keď sú tam prítomné tieto veci, tak človek obetuje akúkoľvek nádej veľkého zárobku.
Ve sen bunu kurduğunda, bu işten para kazanmak ümidi ile çok fazla fedakarlıkta bulunuyorsun.Als dat er is, heb je zo goed als alle hoop op geld verdienen opgeofferd.
Ve sen bunu kurduğunda, bu işten para kazanmak ümidi ile çok fazla fedakarlıkta bulunuyorsun.Al tener eso, ya estás sacrificando la esperanza de hacer bastante dinero.