Ana içeriğe geç
Sözlük

ülkeyi ile cümle

ülkeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Terim "bir ülkeyi niteleme" amacıyla da kullanılmaktadır.[1]The term is used "as if it were a country."[1]
1958'de Venedik Bienali'ndeki ilk pavyonunda ülkeyi temsil etti.He represented the country in their first pavilion at the Venice Biennale in 1958.
Haziran 2002 itibariyle, on iki ülkeyi temsil eden yedi teklif resmi olarak sunuldu: [1]By June 2002, seven bids representing twelve countries were formally submitted:[2]
Bu aynı zamanda hükümetin ülkeyi "beyazlatmaya" yönelik politikasıyla da tutarlıydı.This was also consistent with the government's push towards "whitening" the country.
Herero ulusu artık ülkeyi terk etmelidir.The Herero nation must now leave the country.
Yerel olarak kontrol edilen profesyonel olmayan milisler, ülkeyi işgalden korumak için yeterliydi.The locally controlled non-professional militia was adequate to defend the nation from invasion.
Seri boyunca Kral'ı ve ülkeyi korumak için hep birlikte savaşırlar.The series follows them as they fight to protect King and country.
Suriye Bölge Şubesi ülkeyi 8 Mart 1963'ten beri kesintisiz olarak yönetmektedir.The Syrian Regional Branch has ruled the country uninterrupted since 8 March 1963
Ancak bu durum güç dengesini değiştirmedi ve subaylar hala ülkeyi kontrol ediyorlardı.However, this did not change the balance of power, and the officers still controlled the country.
Genel grev ülkeyi felç etti.The general strike paralyzed the country.
1958 devriminden sonraki dört yıl içinde yüz binlerce Iraklı ülkeyi terk etti.[1]Hundreds of thousands of Iraqis fled the country within four years of the 1958 revolution.[1]
Dardanos ve halkı ülkeyi bereketsiz bulur ve bu nedenle çoğu Anadolu'ya yelken açar.Dardanus and his people found the land poor and so most of them set sail for Asia Minor.
1948'de Yahudilerin ülkeyi terk etmeleri ve mallarını satmaları yasaklandı.In 1948, Jews were banned from leaving the country and from selling their property.
Suriyeliler, yetkililer tarafından verilen "çıkış vizesi" olmadan ülkeyi terk edemezler.[1][2]Syrians can not leave the country without an "exit visa" granted by the authorities.[1][57]
Ülkeyi çevreleyen dağlar sınır bölgelerinin yakınında yer almaktadır.Surrounding mountains are located near border areas.
Bir yıl sonra serbest bırakıldı ve ülkeyi terk etti.[1]After one year he was released and left the country.[137]
1955'te aileye ülkeyi terk etme izni verildi.In 1955 the family was granted permission to leave the country.
Hac için bir kez ülkeyi terk etmesine izin verildi.He was allowed to leave the country once to undertake the Hajj.
Son iki ülkeyi hem öncesinde hem de Amerikan işgali sırasında ziyaret etti.She visited the latter two countries both prior, and during the American occupation.
Osmanlı bayrağı, 18 Eylül 1918'de Osmanlılar ülkeyi terk edene kadar Suriye'de kullanılıyordu.The Ottoman flag had been used in Syria until Ottomans left the country on 18 September 1918.
İtalya 1911'de ülkeyi ele geçirdiğinde, İtalyan lirası tanıtıldı.When Italy took over the country in 1911, the Italian lira was introduced.
Bu ülkeyi kurtarmak için siyasetçi olmalıyım.I must be a politician to save this country.
Bu gezi sırasında Alfonse, Norombega adını verdiği bir ülkeyi tanımladı.[1]During this trip, Alfonse described a land he called Norombega.[5]
Jean Alfonse, daha sonra eşi ve oğullarıyla birlikte ülkeyi terk etti.Jean Alfonse left the country, later in the company of his wife and his sons.
Kral ülkeyi yönetti.Der König regierte das Land.
472'den sonra Doğu Gotları ve Alemanlar ülkeyi fethedemeden geçip gittiler.Ab 472 kamen Ostgoten und Alemannen durch das Land, ohne es erobern zu können.
Sovyet orduları ülkeyi 31 Ağustos 1993'te terk etti.Die letzten sowjetrussischen Truppen verließen das Land am 31. August 1993.
Houston persona non grata ilan edilmiş ve ülkeyi terk etmesi istenmiştir.Houston wurde zur persona non grata erklärt und aufgefordert, das Land zu verlassen.
1883'ten itibaren aktif bir devrimci olarak çalıştı ve 1887'de ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Ab 1883 war er aktiver Revolutionär und musste 1887 das Land verlassen.
Lesotho, 1980'li yıllardan itibaren ülkeyi turizme kazandırmak için çalışmalar yürütmektedir.Lesotho ist seit den 1980er Jahren bemüht, das Land verstärkt für den Tourismus zu erschließen.
Başkan Manuel Antonio Sanclemente ülkeyi yönetemeyecek kadar hastaydı.Hinzu kam die Schwäche des alten Präsidenten Manuel Antonio Sanclemente, der zu krank war um zu regieren.
1994-2000 yılları arasında ülkeyi Hristiyan demokrat Eduardo Frei Ruiz-Tagle yönetti.Von 1994 bis 2000 regierte der Christdemokrat Eduardo Frei Ruiz-Tagle.
"Ja, vi elsker dette landet" (Evet, bu ülkeyi hep seveceğiz) başlıklı Norveç milli marşını yazdı.Ja, vi elsker dette landet (Ja, wir lieben dieses Land) ist der Titel der norwegischen Nationalhymne.
Aden Yahudilerinin hemen hemen hepsi Haziran 1947 ile Eylül 1967 arası ülkeyi terk etmişlerdir.Nahezu die komplette jüdische Bevölkerung wanderte in der Zeit zwischen Juni 1947 und September 1967 aus.
162 ülkeyi kapsar.Stelle von 167 Ländern.
Bu durum bütün ülkeyi etkilemekteydi.Das hatte Einfluss auf die Gesamtpartei.
1369 yılının son bulmasından önce ülkeyi terk etti.Seine erste Erwähnung geht auf das Jahr 1369 zurück.
2016 yılında ülkeyi 6.35 milyon yabancı turist ziyaret etmiştir.Im Jahre 2016 wurde die Stadt von 6,8 Millionen ausländischen Touristen besucht.
1 Mayıs 2004’te AB 10 yeni ülkeyi üyeliğe kabul etti.Am 1. Mai 2004 erfolgt die Osterweiterung der Europäischen Union um zehn neue Mitglieder.
Ülkeyi oluşturan iki adet ada, Ekvator Ginesi'ne ait olan Bioko ve Annobón adaları arasında yer almaktadır.Die beiden namensgebenden Inseln liegen zwischen den zu Äquatorialguinea gehörenden Inseln Bioko und Annobón.
Ayrıca Azeri hükümeti şirketi ülkeyi dolandırmakla itham etmiştir.Die Vorgehensweise hat dem Unternehmen den Vorwurf des Land Grabbing eingebracht.
Dönemin Kralı II. Konstantin ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Konstantin II. behielt zwar sein Amt, musste allerdings das Land verlassen.
Çeşitli değerli metaller ve Şili güherçilesi 19. yüzyıl boyunca ülkeyi zengin kılmıştır.Verschiedene Edelmetalle und vor allem Salpeter führten Chile schon im 19. Jahrhundert zum Reichtum.
Ancak Almanlar ülkeyi işgal etti.Vorerst besetzten die Deutschen das Land nicht.
Bu sıkıntılı dönemi dayanışma ile aşarak ülkeyi düze çıkarmayı başarmalıyız." dedi.Indem wir unsere Vergangenheit ehren, bauen wir die Zukunft auf«.
Kırk gün sonra İngiliz kuvvetleri ülkeyi işgal etti.Etwa 20 Jahre später übernahmen die Engländer das Gebiet.
Ülkeyi terk etmeleri için tanınan süre dört aydı.Den Ausgewiesenen wurden drei Monate Zeit gegeben, den Staat zu verlassen.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Nach seinem Abschluss kehrte er nach Japan zurück und schwor sich, nie wieder einen Fuß in die USA zu setzen.
2010 yılında 3.45 milyon turist ülkeyi ziyaret etmiştir .2011 wurde der Ort von 3,9 Millionen Touristen besucht.
Biz ülkemizi ilerleme ile onurlandıralım Bizim ülkeyi güzelleştirmek adına bir sorumluluğumuz var.Wir sollten es/das Land mit Fortschritt beehren Wir haben die Verantwortung es zu verschönern.
Son Müttefik asker ise 25 Ekim tarihinde ülkeyi terk etti.So kapitulierten die letzten alliierten Einheiten am 25. Dezember.
Bu parti 1999 yılına kadar ülkeyi yönetti.Er leitete das Unternehmen bis 1999.
Başarısız kralcı darbeden sonra, Kral II. Georgios ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Nach der Niederlage in der Schlacht am Boyne floh König Jakob II. nach Frankreich.
Sana bir çek hazırlıyorum ve ülkeyi terkediyorsun.Je te fais un chèque et tu quittes le pays.
"Ja, vi elsker dette landet" (Türkçe: Evet, bu ülkeyi hep seveceğiz) Norveç'in de facto ulusal marşıdır.Ja, vi elsker dette landet (Oui, nous aimons ce pays) est l'hymne national de la Norvège.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.En 1946, elle doit quitter le pays en raison des persécutions perpétrées par le dictateur Rafael Trujillo.
Onun, İsrail gibi demokratik bir ülkeyi savunmayacağı tahmin edilebilir" dedi.Il était prévisible qu'il ne défendrait pas un pays démocratique comme Israël.
Hüsrev, Petra'ya bir Sasani garnizonu bıraktı ve ülkeyi terk etti.Khosro laisse une garnison à Petra puis quitte le pays.
162 ülkeyi kapsar.La construction de 162 logements.
İki ülkeyi doğrudan bağlayan yeni bir ağın inşa edilmesi için, şu anda bir proje üzerinde düşünülmektedir.Un projet de construction d'une nouvelle ligne qui relierait directement les deux pays est à l'étude.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod