Ana içeriğe geç
Sözlük

ülkeyi ile cümle

ülkeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).ampak v kraju, kamor so ga odpeljali, tam umrje; in ne bo več videl te dežele.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).ci va muri în locul unde este dus rob, şi nu va mai vedea ţara aceasta.`
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Hanem a helyen, a hová rabságra vitték, ott hal meg, és e földet nem látja többé.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Hij zal in een ver land (B) sterven en zijn eigen land niet terugzien.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Ia akan meninggal di pembuangan, dan tak akan melihat negeri ini lagi.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).잡혀간 곳에서 죽으리니 이 땅을 다시 보지 못하리라
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).mà chết tại xứ đã bị đày đến , chẳng còn lại thấy đất nầy nữa .
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).mà chết tại xứ đã bị đày đến, chẳng còn lại thấy đất nầy nữa.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Mais il mourra dans le lieu où on l`emmène captif, Et il ne verra plus ce pays.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).ma morirà nel luogo dove lo condurranno prigioniero e non rivedrà più questo paese»
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).mas no lugar para onde o levaram cativo morrerá, e nunca mais verá esta terra.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).men på det Sted, til hvilket de førte ham i Landflygtighed, skal han dø, og han skal ikke gense dette Land.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).sino que en el lugar a donde lo han transportado, allí morirá y no volverá a ver esta tierra
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).sondern muß sterben an dem Ort, dahin er gefangen geführt ist, und wird dies Land nicht mehr sehen.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).vaan mihin hänet on vangiksi viety, sinne hän kuolee eikä näe enää tätä maata.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).αλλα θελει αποθανει εν τω τοπω οπου εφεραν αυτον αιχμαλωτον, και δεν θελει ιδει πλεον την γην ταυτην.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Но на мястото гдето го закараха пленник, там ще умре, И няма да види вече тая земя.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).но умрет в том месте, куда отвели его пленным, иболее не увидит земли сей.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).כי במקום אשר הגלו אתו שם ימות ואת הארץ הזאת לא יראה עוד׃
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).بل في الموضع الذي سبوه اليه يموت وهذه الارض لا يراها بعد
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).卻 要 死 在 被 擄 去 的 地 方 、 必 不 得 再 見 這 地
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).卻要死 在 被 擄去 的 地方 、 必 不 得 再 見這 地
Taliban'ın bir daha ülkeyi ele geçirebileceği ihtimali son derece düşük --탈레반이 다시 정권을 잡는 것의 확률 즉 카불을 다시 손 안에 넣는 것의 확률은
Taliban'ın bir daha ülkeyi ele geçirebileceği ihtimali son derece düşük --מאד לא סביר שהטליבאן יצליחו אי-פעם להשתלט על המדינה--
Taliban'ın bir daha ülkeyi ele geçirebileceği ihtimali son derece düşük --ومن المستبعد ايضاً ان تستطيع طالبان الإستيلاء على الدولة
Taliban'ın bir daha ülkeyi ele geçirebileceği ihtimali son derece düşük --アフガニスタンをのっとるなんて、 まったくもって、ありえません。
Taliban'ın bir daha ülkeyi ele geçirebileceği ihtimali son derece düşük --对全球安全构成 存在主义的威胁。
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Eu pensei: "Nós somos o último país do mundo "onde as mulheres não conduzem."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Giống như là "Ả Rập Xê Út là quốc gia cuối cùng trên thế giới không có phụ nữ lái xe."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Ho detto, "Siamo l'ultimo paese del mondo in cui le donne non guidano".
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Ich meine, wir sind das letzte Land der Welt, in dem Frauen nicht Auto fahren.
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Ik dacht: "We zijn het laatste land ter wereld waar vrouwen niet rijden."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Jag tänkte "Vi är det sista landet i världen där kvinnor inte kör."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Je me disais : " Nous sommes le dernier pays au monde où les femmes ne conduisent pas. "
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz.""Jesteśmy ostatnim krajem na świecie, gdzie kobiety nie prowadzą auta".
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz.""Kita adalah negara terakhir di dunia di mana wanita tak mengemudi."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."저는 "우리가 세계에서 여성이 운전하지 않는 마지막 국가인데." 라고 생각했습니다.
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Mi-am zis: "Suntem ultima ţară din lume în care femeile nu conduc."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz.""Mi vagyunk az utolsó ország a világon, ahol a nők nem vezethetnek."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Pensaba, "Somos el último país del mundo en el que las mujeres no conducen".
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Povedala som si, "My sme poslednou krajinou na svete kde ženy nejazdia"
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Říkala jsem si: "Jsme poslední země, kde ženy neřídí."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Είπα, "Είμαστε η τελευταία χώρα στον κόσμο όπου οι γυναίκες δεν οδηγούν".
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Казах: "Ние сме последната страна в света, в която жените не шофират".
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz.""Цнотливості прийде кінець, якщо жінки почнуть водити" - саудівський клерик] (Сміх)
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."Я подумала: "Мы же последняя в мире страна, где женщины не водят".
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."אני הייתי כאילו, "אנחנו המדינה האחרונה בעולם שבה נשים לא נוהגות."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."كنت مثل، "نحن الدولة الأخيرة في العالم التي لا تقود فيها النساء."
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."女性が運転できない国なんて 世界地図を広げてみると
Tüm ülkeyi dolaşır,... ...günah tohumları ekmek için.Он скачет по миру как первородный грех.
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.A Jozua, syn Núnov, a Kálef, syn Jefunneho, z tých, ktorí boli prezkúmať zem, roztrhli svoje rúcha
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.A Jozue, syn Nunów, i Kaleb, syn Jefunów, którzy szpiegowali ziemię, rozdarli szaty swoje;
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.E Josué, filho de Num, e Calebe, filho de Jefoné, que eram dos que espiaram a terra, rasgaram as suas vestes;
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.Jozue pak, syn Nun, a Kálef, syn Jefonův, z těch, kteříž byli shlédli zemi, roztrhli roucha svá,
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.Jozue pa, sin Nunov, in Kaleb, sin Jefunov, ki sta tudi bila med ogledniki dežele, raztrgata oblačila svoja
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.그 땅을 탐지한 자 중 눈의 아들 여호수아와 여분네의 아들 갈렙이 그 옷을 찢고
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.Şi, dintre cei ce iscodiseră ţara, Iosua, fiul lui Nun, şi Caleb, fiul lui Iefune, şi-au rupt hainele,
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.Twee van de spionnen, Jozua, de zoon van Nun, en Kaleb, de zoon van Jefunne, begonnen hun kleren te scheuren
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.Yosua anak Nun dan Kaleb anak Yefune, dua di antara mata-mata itu, merobek pakaian mereka tanda berdukacita
Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşuyla Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.И Иисус, сын Навин, и Халев, сын Иефонниин, из осматривавших землю, разодрали одежды свои
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ülkeyi ile cümle - Sayfa 42 - ülkeyi kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App