Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, Dünyanın öbür ucundan Bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor.Идут из отдаленной страны, от края неба, Господь и орудия гнева Его, чтобы сокрушить всю землю.
Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, Dünyanın öbür ucundan Bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor.באים מארץ מרחק מקצה השמים יהוה וכלי זעמו לחבל כל הארץ׃
Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, Dünyanın öbür ucundan Bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor.يأتون من ارض بعيدة من اقصى السموات الرب وادوات سخطه ليخرب كل الارض
Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, Dünyanın öbür ucundan Bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor.他 們 從 遠 方 來 、 從 天 邊 來 、 就 是 耶 和 華 並 他 惱 恨 的 兵 器 、 要 毀 滅 這 全 地
Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, Dünyanın öbür ucundan Bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor.他 們從遠 方來 、 從天邊來 、 就是 耶和華 並 他 惱恨 的 兵器 、 要 毀滅這 全 地
Önce Mali'li öğrencilere burs, sonra, yoksul ülkeyi beslemeye yardımcı olmak için hastalığa dayanıklı pirinç.Întâi, burse pentru studenții din Mali, iar mai târziu, orez rezistent la boală pentru a hrăni țara sărăcită.
Önce Mali'li öğrencilere burs, sonra, yoksul ülkeyi beslemeye yardımcı olmak için hastalığa dayanıklı pirinç.その後 病気に耐性を持つコメを提供して 貧しいマリの食料供給を 改善しようとしました その8年後 2004年に私がマリを訪ねると
Onlara bizim ülkeyi destekleyebilmeleri için tezahüratlar öğrettik.Gli abbiamo pure insegnato canzoni per poter tifare la nostra squadra.
Onlara bizim ülkeyi destekleyebilmeleri için tezahüratlar öğrettik.Nous leur avons appris des chansons pour qu'ils soutiennent notre pays.
Onlara bizim ülkeyi destekleyebilmeleri için tezahüratlar öğrettik.We taught them songs so they could root for our country. 우루과이 응원가까지 가르쳐줬습니다
Onlara bizim ülkeyi destekleyebilmeleri için tezahüratlar öğrettik.Wir brachten ihnen Songs bei, damit sie unser Land unterstützen konnten.
Onlara bizim ülkeyi destekleyebilmeleri için tezahüratlar öğrettik.Мы научили их песням, чтобы они могли болеть за нашу страну.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Allora chiudigli la porta in faccia e proteggi il Paese.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Então, bate com a porta e protege o país.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Se till att stoppa det och skydda landet.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Sørg for at stoppe det, og beskyt landet.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Tee siitä loppu ja suojele maata.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Tienes que evitar que ocurra y así proteger al país.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Więc zatrzaśnij im drzwi i uchroń kraj.
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Κλείσε την πόρτα τότε, προστάτεψε τη χώρα!
Onlara günlerini göster ve ülkeyi koru.Ну, так помешай этому, и защити нашу страну.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.De är vänner som försöker att förändra landet utan terrorism.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.De er venner, der forsøger at forandre landet uden terrorisme.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.São amigos importantes que pretendem mudar o país sem terrorismo.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.Son amigos muy importantes que intentan cambiar el país sin usar el terrorismo.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.Sono amici importanti, che cercano di cambiare il Paese senza ricorrere al terrorismo.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.To sprzymierzeńcy, którzy chcą zmienić ten kraj, nie stosując terroryzmu.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.Ystäväni yrittävät muuttaa maata ilman terrorismia.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.Είναι σημαντικοί φίλοι που προσπαθούν να αλλάξουν τη χώρα, χωρίς τρομοκρατία.
Onlar terörizm olmadan ülkeyi değiştirmeye çalışan önemli dostlar.Они - наши важные друзья, которые хотят изменить страну, не прибегая к терроризму.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Azokban a napokban, a mikor Ahasvérus király üle királyi székében, a mely Susán várában volt,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.En aquellos días, cuando el rey Asuero se había sentado en su trono real que estaba en Susa, la capital
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.et le roi Assuérus était alors assis sur son trône royal à Suse, dans la capitale.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.i de dager da kong Ahasverus satt på sin kongetrone i borgen Susan,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.i hine Dage, da Kong Ahasverus sad på sin Kongetrone i Borgen Susan, tildrog der sig følgende.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Împăratul Ahaşveroş şedea atunci pe scaunul lui împărătesc la Susa, în capitală.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.in quel tempo, dunque, il re Assuero che sedeva sul trono del suo regno nella cittadella di Susa
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.khi vua ngự ngôi vương quốc tại Su-sơ, kinh đô người,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.khi vua ngự ngôi vương_quốc tại Su-sơ , kinh_đô người ,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.당시에 아하수에로왕이 수산 궁에서 즉위하고
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.kun kuningas Ahasveros istui kuninkaallisella valtaistuimellansa, joka oli Suusanin linnassa, tapahtui tämä.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.que, estando o rei Assuero assentado no seu trono do seu reino em Susã, a capital,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.und da er auf seinem königlichen Stuhl saß zu Schloß Susan,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.under den tiden, medan konung Ahasveros satt på konungatronen i Susans borg, tilldrog sig följande.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.v tistih dneh, ko je sedel kralj Ahasver na kraljestva svojega prestolu, ki je bil v gradu Susanskem,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Že toho času, když seděl král Asverus na stolici království svého, jenž byla v Susan, městě královském,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.že v tých dňoch, keď sedel kráľ Ahasver na tróne svojho kráľovstva, ktorý bol na hrade Súsane,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Że za onych dni, gdy siedział król Aswerus na stolicy królestwa swego, która była w Susan, mieście stołecznem,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.в ония дни, когато цар Асуир бе седнал на престола на царството си в столицата Суса,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.в то время, как царь Артаксеркс сел на царский престол свой, что в Сузах, городе престольном,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.בימים ההם כשבת המלך אחשורוש על כסא מלכותו אשר בשושן הבירה׃
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.انه في تلك الايام حين جلس الملك احشويروش على كرسي ملكه الذي في شوشن القصر
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.亞 哈 隨 魯 王 在 書 珊 城 的 宮 登 基
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.亞哈隨魯 王 在 書珊城 的 宮登基
O yılda, çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişti.1970年までには 18か国に減り
O yılda, çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişti.같은 해 34개 국에서 천연두가 발생했습니다.
O yılda, çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişti.Cette année-là, 34 pays ont été affectés par la variole.
O yılda, çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişti.En ese año había 34 países afectados por la viruela.
O yılda, çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişti.În acel an, erau 34 de ţări afectate de variolă.
O yılda, çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişti.In dat jaar waren er 34 landen door pokken getroffen.