Ana içeriğe geç
Sözlük

ülkeyi ile cümle

ülkeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Benim için çalışın ve ülkeyi birlikte yönetelim?Иди ко мне работать, и мы станем управлять всей страной!
Biri çoktan öldü, diğeri de temelli olarak ülkeyi terk etti.Az egyik már meghalt, a másik pedig végleg elhagyta az országot.
Biri çoktan öldü, diğeri de temelli olarak ülkeyi terk etti.Αλλά, ο ένας έχει πεθάνει και ο άλλος έχει φύγει από την χώρα για πάντα.
Biri çoktan öldü, diğeri de temelli olarak ülkeyi terk etti.لكن واحد توفي والاخر غادر البلاد
"Biz demokratik bir ülkeyiz.“Siamo una nazione democratica.
"Biz demokratik bir ülkeyiz."Somos un país democrático.
"Biz demokratik bir ülkeyiz.«Мы демократическая страна.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.A doviedol nás na toto miesto a dal nám túto zem, zem, ktorá tečie mliekom a medom.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.A uvedl nás na toto místo, a dal nám zemi tuto oplývající mlékem a strdí.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.dẫn chúng tôi vào nơi nầy, và ban xứ nầy cho, tức là xứ đượm sữa và mật.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.dẫn chúng_tôi vào nơi nầy , và ban xứ nầy cho , tức_là xứ đượm sữa và mật .
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.e ci condusse in questo luogo e ci diede questo paese, dove scorre latte e miele
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.El ne -a adus în locul acesta, şi ne -a dat ţara aceasta, ţară în care curge lapte şi miere.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.e nos trouxe a este lugar, e nos deu esta terra, terra que mana leite e mel.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.És behozott minket e helyre, és adta nékünk ezt a földet, a tejjel és mézzel folyó földet.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Hij heeft ons naar deze plaats gebracht en ons dit land gegeven, dat overvloeit van melk en honing.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Il nous a conduits dans ce lieu, et il nous a donné ce pays, pays où coulent le lait et le miel.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Ja hän toi meidät tähän paikkaan ja antoi meille tämän maan, maan, joka vuotaa maitoa ja mettä.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Kemudian Engkau membawa kami ke sini dan memberikan tanah yang kaya dan subur ini kepada kami
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.이곳으로 인도하사 이 땅 곧 젖과 꿀이 흐르는 땅을 주셨나이다
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Nos trajo a este lugar y nos dio esta tierra: una tierra que fluye leche y miel
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Och han lät oss komma hit och gav oss detta land, ett land som flyter av mjölk och honung.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Og han førte oss til dette sted og gav oss dette land, et land som flyter med melk og honning.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.og han førte os til dette Sted og gav os dette Land, et Land, der, flyder med Mælk og Honning.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.ter nas je privedel v ta kraj in nam dal to deželo, deželo, v kateri teče mleko in med.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.und brachte uns an diesen Ort und gab uns dies Land, darin Milch und Honig fließt.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.και εισηγαγεν ημας εις τον τοπον τουτον, και εδωκεν εις ημας την γην ταυτην, γην ρεουσαν γαλα και μελι
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.и ни е въвел в това място, и ни е дал тая земя, земя гдето текат мляко и мед.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.и привел нас на место сие, и дал нам землю сию, землю, в которой течет молоко и мед;
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.ויבאנו אל המקום הזה ויתן לנו את הארץ הזאת ארץ זבת חלב ודבש׃
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.وادخلنا هذا المكان واعطانا هذه الارض ارضا تفيض لبنا وعسلا.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.將 我 們 領 進 這 地 方 、 把 這 流 奶 與 蜜 之 地 賜 給 我 們
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.將我們領進這 地方 、 把 這流 奶與蜜 之 地 賜給 我 們
Biz ülkeyi kurtarmak arada tabii sürece diğer on yıl tekrar getirmekما لم يكن بالطبع بالمناسبة نحن انقاذ البلاد الأخرى تجلب عشر سنوات مرة أخرى
Biz ülkeyi kurtarmak arada tabii sürece diğer on yıl tekrar getirmek単独で国内のどの中道または他の誰かが私が私がジョースカボロだ意味 それはどのように狂っている私たちの議論の中で合理的な一つであること
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Dat is in Ierland.) (Gelach) (Bono:
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Ich sehe, dass Bono sagt, er kennt so ein Land.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Je vois que Bono dit qu'il connaît le pays.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Mi sembra che Bono conosca il Paese.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Que país é? (Bono:
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Saya bisa melihat Bono mengenali negaranya.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Tôi thấy rằng Bono nói anh ấy biết 1 đất nước như vậy.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Úgy látom Bono azt mondja, hogy ő ismer egy ilyen országot.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Vidím, že Bono přeci jenom zná takovou zemi.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Widzę, że Bono zna kraj.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Βλέπω ότι ο Bono λέει ότι γνωρίζει μια χώρα.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Виждам, че Боно знае за такава държава.
Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Я вижу, Боно говорит, что он знает страну.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.(13:22) Они пошли и высмотрели землю от пустыни Син даже до Рехова, близ Емафа;
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Assim subiram, e espiaram a terra desde o deserto de Zim, até Reobe, � entrada de Hamate.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Ei s'au suit, şi au iscodit ţara, dela pustia Ţin pînă la Rehob, pe drumul care duce la Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Ellos fueron y exploraron la tierra desde el desierto de Zin hasta Rejob, hacia Lebo-hamat
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Ils montèrent, et ils explorèrent le pays, depuis le désert de Tsin jusqu`à Rehob, sur le chemin de Hamath.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.I szli, a przeszpiegowali ziemię od puszczy Syn aż do Rochob, którędy chodzą do Emat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.이에 그들이 올라가서 땅을 탐지하되 신 광야에서부터 하맛 어귀 르홉에 이르렀고
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Quelli dunque salirono ed esplorarono il paese dal deserto di Sin, fino a Recob, in direzione di Amat
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Så drog de af Sted og undersøgte Landet lige fra Zins Ørken til Rehob, Egnen hen imod Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Så drog de da op og utspeidet landet fra ørkenen Sin til Rehob, bortimot Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Sie gingen hinauf und erkundeten das Land von der Wüste Zin bis gen Rehob, da man gen Hamath geht.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Šli so torej gori in ogledali deželo od puščave Zinske tja do Rehoba, kjer se gre v Hamat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod