Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.(36:11) А кроткие наследуют землю и насладятся множеством мира.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Aber die Elenden werden das Land erben und Lust haben in großem Frieden.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Ale pokorní zdedia zem a budú sa tešiť veľkému pokoju.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Ale tiší dědičně obdrží zemi, a rozkoš míti budou ve množství pokoje.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.A szelidek pedig öröklik a földet, és gyönyörködnek nagy békességben.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Cei blînzi moştenesc ţara, şi au belşug de pace.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.I miti invece possederanno la terra e godranno di una grande pace
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.오직 온유한 자는 땅을 차지하며 풍부한 화평으로 즐기리로다
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Krotki pa bodo podedovali deželo in se radovali v obilosti miru.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Lecz pokorni odziedziczą ziemię, i rozkochają się w wielkości pokoju.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Les misérables possèdent le pays, Et ils jouissent abondamment de la paix.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Maar wie nederig van hart is, zal in het land mogen wonen en genieten van een onuitsprekelijke vrede.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Mas os mansos herdarão a terra, e se deleitarão na abundância de paz.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Men de ödmjuka skola besitta landet och hugnas av stor frid.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Men de sagtmodige skal arve Landet, de fryder sig ved megen Fred.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Men de saktmodige skal arve landet og glede sig ved megen fred.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Mutta nöyrät perivät maan ja iloitsevat suuresta rauhasta.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Orang yang rendah hati akan mewarisi tanah itu, dan menikmati kemakmuran yang berlimpah
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Pero los mansos heredarán la tierra y se deleitarán por la abundancia de paz
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Song người hiền từ sẽ nhận được đất làm cơ nghiệp, Và được khoái lạc về bình yên dư dật.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Song người hiền_từ sẽ nhận được đất làm cơ_nghiệp , Và được khoái_lạc về bình_yên dư_dật .
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.οι πραεις ομως θελουσι κληρονομησει την γην και θελουσι κατατρυφα εν πολλη ειρηνη.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Но кротките ще наследят земята, И ще се наслаждават с изобилен мир.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.וענוים יירשו ארץ והתענגו על רב שלום׃
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.اما الودعاء فيرثون الارض ويتلذذون في كثرة السلامة
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.但 謙 卑 人 必 承 受 地 土 、 以 豐 盛 的 平 安 為 樂
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.但 謙卑 人 必 承受 地土 、 以 豐盛 的 平安 為樂
Ama bu hiçbir ülkeyi daha üretken yapmıyor.Ale to nie czyni państwa bardziej produktywnym.
Ama bu hiçbir ülkeyi daha üretken yapmıyor.De extra hoeveelheid dat het land produceert, is war echt wordt toegevoegd aan het BNP.
Ama bu hiçbir ülkeyi daha üretken yapmıyor.Mais ça ne rend pas le pays plus productif.
Ama bu hiçbir ülkeyi daha üretken yapmıyor. Ülke daha fazla üretirse, bu toplam üretkenliğe dahil edilir.Množství jablek navíc, které země produkuje, je to, co zvyšuje celkovou produktivitu.
Ama bu hiçbir ülkeyi daha üretken yapmıyor.Але це не робить країну більш продуктивною.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.Dar o ţară ca şi China, un stat-civilizaţie, nu se poate conduce bazându-se pe o civilizaţie, un sistem.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.하지만 중국과 같은 국가 체제, 즉 문명국가로서 한 체제, 한 문명국가를 운영할 수는 없습니다.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.Maar je kunt een land als China, een beschavingsstaat, niet besturen op basis van één beschaving, één systeem.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.Men man kan ikke styre et land som Kina, en civilisationsstat, på én civilisations præmisser, ét system.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.Nemůžete však řídit Čínu, civilizační stát, podle principu jedna civilizace, jeden systém.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.On mahdotonta johtaa Kiinan kaltaista sivistysvaltiota yhden kulttuurin, yhden järjestelmän pohjalta.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.אבל לא ניתן לנהל מדינה כסין, מדינת ציוויליזציה, על בסיס של ציוויליזציה אחת, מערכת אחת.
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.ولكن هذه العقلية لا يمكن سحبها على الصين انها امة حضارة ان مبدأ حضارة واحدة .. نظام واحد
Ama Çin gibi bir ülkeyi, bir uygarlık devletini, bir sistemi, bir uygarlığı baz alarak yönetemezsiniz.文明国家では 一つの文明 一つのシステムだけでは制御できないのです うまくいかないのです
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Ale odbudował kraj na drodze pozytywnego cyklu.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Dar el a îndreptat țara spre un ciclu pozitiv.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Doch statt dessen brachte er das Land auf einen positiven Pfad.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.하지만 만델라 대통령은 나라를 선순환의 길로 이끌어가기 시작했습니다
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Ma invece fece incamminare il paese su un sentiero virtuoso.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Mais il a commencé à diriger le pays sur un chemin d'un cycle positif.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.On sa však rozhodol pre cestu pozitívneho kolobehu.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Pero él empezó el país por el camino de un ciclo positivo.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Έβαλε, όμως, τη χώρα στο μονοπάτι μίας θετικής οδού.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Но он направил страну в позитивное русло.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.Но той насочи страната по пътя на позитивен цикъл.
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.אך הוא בנה את המדינה על בסיס חיובי
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.ولكن بدأ الدولة في مسار دائري إيجابي,
Ama o, ülkeyi pozitif bir döngüye soktu.この事例は、「ネルソン・マンデラ:リーダー変革」となり
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.A Scar, który się przeciw niemu buntował, próbuje go teraz ratować. Pomyślcie tylko.
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Ma ora, Scar, che era insorto contro questo Paese, sta lottando per salvarci. Pensa un po'.
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Mas, agora, Scar, que se voltou contra o país, está a fazer tudo para salvar o país.
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Men att Scar, som gjorde uppror mot landet- -nu försöker rädda landet...
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Men Scar, der gjorde oprør mod landet, - - forsøger nu at redde det.