Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Pero ahora, Scar, quien se rebeló contra este país, está intentando salvarlo. Es admirable.
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Scar, joka kapinoi tätä maata vastaan- -yrittää nyt pelastaa maan.
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Τώρα ο Σκαρ, που επαναστάτησε κατά αυτή της χώρας προσπαθεί να την σώσει. Σκέψου το!
Ama şimdi bu ülkeye karşı ayaklanan Scar bu ülkeyi kurtarmak için uğraşıyor.Но теперь Шрам, который восстал против своей страны, действует ради спасения нашей страны.
Ancak, biz ayrıca kanunlardan oluşan bir ülkeyiz.Aber We\'92re auch eine Nation von Gesetzen.
Andrew Mwenda: Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Andrew Mwenda: vad ca Bono spune ca stie o astfel de tara.
Andrew Mwenda: Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.앤드류 음웬다: 보노가 그런 나라를 알고 있다고 하네요.
Andrew Mwenda: Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.Veo que Bono dice que conoce el país.
Andrew Mwenda: Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.אנדרו מוונדה: אני רואה שבונו מכיר מדינה כזו.
Andrew Mwenda: Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.أنردو مويندا: أرى مُشارك يقول أن يعرف دولة.
Andrew Mwenda: Bono'nun böyle bir ülkeyi bildiğini söylediğini görebiliyorum.どの国ですか?
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.(105:24) И презрели они землю желанную, не верили слову Его;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De föraktade det ljuvliga landet och trodde icke på hans ord.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De vraged det yndige Land og troede ikke hans Ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ei au nesocotit ţara desfătărilor; n'au crezut în Cuvîntul Domnului,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.És becsmérelték a kivánatos földet, nem hittek az õ igéretének.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.He pitivät halpana ihanan maan eivätkä uskoneet hänen sanaansa.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Het prachtige land waar zij naar toe gingen, schatten zij gering; zij geloofden niet wat God zei.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ils méprisèrent le pays des délices; Ils ne crurent pas à la parole de l`Éternel,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Kemudian mereka menolak negeri yang indah itu karena tak percaya kepada janji Allah
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.저희가 낙토를 멸시하며 그 말씀을 믿지 아니하고
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Og de foraktet det herlige land, de trodde ikke hans ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Potom zase opovrhli želanou zemou; neverili jeho slovu.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Rifiutarono un paese di delizie, non credettero alla sua parola
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Sin embargo, aborrecieron la tierra deseable, y no creyeron en su palabra
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Também desprezaram a terra aprazível; não confiaram na sua promessa;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ phụ chúng tôi khinh bỉ xứ tốt đẹp, Không tin lời của Chúa,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ_phụ chúng_tôi khinh_bỉ xứ tốt_đẹp , Không tin lời của Chúa ,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.und sie verachteten das liebe Land, sie glaubten seinem Wort nicht
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Wzgardzili też ziemią pożądaną, nie wierząc słowu jego.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Zaničevali so tudi zaželjeno deželo, ne verujoč besedi njegovi.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Za tím zošklivili sobě zemi žádanou, nevěříce slovu jeho.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Κατεφρονησαν ετι την γην την επιθυμητην δεν επιστευσαν εις τον λογον αυτου
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Дори те презряха желаната земя, Не повярваха Неговото слово,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.וימאסו בארץ חמדה לא האמינו לדברו׃
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.ورذلوا الارض الشهية. لم يؤمنوا بكلمته.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐 視 那 美 地 、 不 信 他 的 話
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐視 那 美地 、 不 信 他 的 話
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.Daarom zullen zij het land niet zien, dat Ik de afstammelingen van dit volk heb beloofd.
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.ingen af dem skal se det Land, jeg tilsvor deres Fædre! Ingen af dem, der har hånet mig, skal få det at se;
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.내가 그 조상들에게 맹세한 땅을 결단코 보지 못할 것이요 또 나를 멸시하는 사람은 하나라도 그것을 보지 못하리라
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.nenhum deles verá a terra que com juramento prometi o seus pais; nenhum daqueles que me desprezaram a verá.
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.Nie oglądają ziemi tej, o którąm przysiągł ojcom ich, a żaden z tych, którzy mię draźnili, nie oglądają jej.
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.sannelig, de skal ikke se det land jeg bar tilsvoret deres fedre; ingen som har foraktet mig, skal få se det
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.thì chẳng một ai sẽ thấy xứ mà ta thề hứa cho tổ phụ chúng nó. Chẳng ai mà đã khinh ta sẽ thấy xứ đó đâu!
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.thì chẳng một ai sẽ thấy xứ mà ta thề hứa cho tổ_phụ chúng_nó . Chẳng ai mà đã khinh ta sẽ thấy xứ đó đâu !
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.verá la tierra que prometí con juramento a sus padres. Ninguno de los que me han menospreciado la verá
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.не увидят земли, которую Я с клятвою обещал отцам их; все, раздражавшие Меня, не увидят ее;
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.אם יראו את הארץ אשר נשבעתי לאבתם וכל מנאצי לא יראוה׃
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.لن يروا الارض التي حلفت لآبائهم. وجميع الذين اهانوني لا يرونها.
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.他 們 斷 不 得 看 見 我 向 他 們 的 祖 宗 所 起 誓 應 許 之 地 、 凡 藐 視 我 的 、 一 個 也 不 得 看 見
atalarına ant içerek söz verdiğim ülkeyi görmeyecek. Beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecek.他 們斷 不得看 見 我 向 他 們 的 祖宗 所 起誓 應許 之 地 、 凡 藐 視 我 的 、 一 個 也 不得 看 見
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.A dal si im túto zem, o ktorej si prisahal ich otcom, že im ju dáš, zem, ktorá tečie mliekom a medom.
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.A dals jim zemi tuto, kterouž jsi přisáhl dáti otcům jejich, zemi oplývající mlékem a strdí.
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.A podałeś im tę ziemię, o którąś przysiągł ojcom ich, żeś im miał dać ziemię opływającą mlekiem i miodem.
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.e lhes deste esta terra, que juraste a seus pais que lhes havias de dar, terra que mana leite e mel.
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.Hai dato loro questo paese, che avevi giurato ai loro padri di dare loro, terra in cui scorre latte e miele
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.그들에게 주시기로 그 열조에게 맹세하신바 젖과 꿀이 흐르는 이땅을 그들에게 주셨으므로
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.Negeri yang baik dan subur ini Kauberikan kepada mereka seperti yang telah Kaujanjikan kepada leluhur mereka
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.Ngài ban cho họ đất nầy , là đất đượm sữa và mật , mà Ngài đã thề ban cho tổ_phụ họ xưa kia .