Ana içeriğe geç
Sözlük

ülkeye ile cümle

ülkeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Şeria Irmağından Tanrınız RABbin size vereceği ülkeye geçince, büyük taşlar dikip kireçleyeceksiniz.你 們過約 但 河 、 到 了 耶和華 你 神 所 賜給 你 的 地 、 當天 要 立起 幾塊 大石頭 、 墁上 石灰
Sigortanın kapsamı geldiğiniz ülkeye ve öğreniminizin süresine bağlıdır.Hur omfattande försäkring du behöver beror på vilket land du kommer ifrån och hur länge dina studier pågår.
Sigortanın kapsamı geldiğiniz ülkeye ve öğreniminizin süresine bağlıdır.La cobertura del seguro que necesite dependerá de su país de origen y de la duración de sus estudios.
Sigortanın kapsamı geldiğiniz ülkeye ve öğreniminizin süresine bağlıdır.La couverture de l'assurance nécessaire dépend de votre pays d'origine et de la durée de vos études.
Sigortanın kapsamı geldiğiniz ülkeye ve öğreniminizin süresine bağlıdır.Vakuutuksen laajuus riippuu lähtömaastasi ja opintojesi kestosta.
Sigortanın kapsamı geldiğiniz ülkeye ve öğreniminizin süresine bağlıdır.Объём покрытия страховки зависит от страны, из которой вы приехали, и от продолжительности вашего обучения.
Sigortanın kapsamı geldiğiniz ülkeye ve öğreniminizin süresine bağlıdır.مدى نطاق التأمين يعتمد على الدولة التي جئت منها وعلى مدة دراستك.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Anche contro di me si adirò il Signore, per causa vostra, e disse: Neanche tu vi entrerai
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Ano i na mne rozhněval se Hospodin příčinou vaší, řka: Také ani ty nevejdeš tam.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Auch ward der HERR über mich zornig um euretwillen und sprach: Du sollst auch nicht hineinkommen.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Domnul S'a mîniat şi pe mine, din pricina voastră, şi a zis: ,,Nici tu nu vei intra în ea.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Ešte i na mňa sa nahneval Hospodin pre vás a riekol: Ani ty ta nevojdeš!
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Kamu juga menyebabkan TUHAN marah kepadaku dan berkata, 'Musa, engkau pun tidak akan memasuki negeri itu
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,여호와께서 너희의 연고로 내게도 진노하사 가라사대 너도 그리로 들어가지 못하리라
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Lại , Ðức_Giê - hô-va vì cớ các ngươi cũng nổi_giận cùng ta , mà rằng : Ngươi cũng vậy , sẽ không vào đó đâu .
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Lại, Ðức Giê-hô-va vì cớ các ngươi cũng nổi giận cùng ta, mà rằng: Ngươi cũng vậy, sẽ không vào đó đâu.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,L`Éternel s`irrita aussi contre moi, à cause de vous, et il dit: Toi non plus, tu n`y entreras point.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Még én reám is megharaguvék az Úr miattatok, mondván: Te sem mégy oda be!
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Myöskin minuun Herra vihastui teidän tähtenne ja sanoi: `Et sinäkään sinne pääse.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Också på mig vredgades HERREN, för eder skull, och sade: »Icke heller du skall komma ditin.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Også mig blev Herren vred på for eders skyld og sa: Heller ikke du skal komme der inn.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Også på mig blev HERREN vred for eders Skyld, og han sagde: "Heller ikke du skal komme derind!
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Ook op mij werd de HERE vertoornd wegens uw gedrag. Hij zei: 'Ook u mag het beloofde land niet in!
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Por causa de vosotros Jehovah se enfureció también contra mí, y dijo: 'Tampoco tú entrarás allá
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Także i na mię rozgniewał się Pan dla was, mówiąc: I ty tam nie wnijdziesz.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Também contra mim o Senhor se indignou por vossa causa, dizendo: Igualmente tu lá não entrarás.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Tudi nad menoj se je srdil GOSPOD zaradi vas in rekel: Tudi ti ne prideš vanjo.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Και κατ' εμου εθυμωθη ο Κυριος δια σας, λεγων, Ουδε συ θελεις εισελθει εκει
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,И на меня прогневался Господь за вас, говоря: и ты не войдешь туда;
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,Па и на мене се разгневи Господ, поради вас, като каза: Нито ти ще влезеш там;
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,גם בי התאנף יהוה בגללכם לאמר גם אתה לא תבא שם׃
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,وعليّ ايضا غضب الرب بسببكم قائلا وانت ايضا لا تدخل الى هناك.
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,耶 和 華 為 你 的 緣 故 、 也 向 我 發 怒 、 說 、 你 必 不 得 進 入 那 地
‹‹Sizin yüzünüzden RAB bana da öfkelenerek, ‹Sen de o ülkeye girmeyeceksin› dedi,耶和華 為 你 的 緣故 、 也 向 我 發怒 、 說 、 你 必不得進 入 那 地
Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye Yefunne oğlu Kalevle Nun oğlu Yeşudan başkası girmeyecek.여분네의 아들 갈렙과 눈의 아들 여호수아 외에는 내가 맹세하여 너희로 거하게 하리라 한 땅에 결단코 들어가지 못하리라
Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye Yefunne oğlu Kalevle Nun oğlu Yeşudan başkası girmeyecek.zal het beloofde land binnengaan. Alleen Kaleb en Jozua mogen het land binnengaan.
Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye Yefunne oğlu Kalevle Nun oğlu Yeşudan başkası girmeyecek.אם אתם תבאו אל הארץ אשר נשאתי את ידי לשכן אתכם בה כי אם כלב בן יפנה ויהושע בן נון׃
Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye Yefunne oğlu Kalevle Nun oğlu Yeşudan başkası girmeyecek.لن تدخلوا الارض التي رفعت يدي لأسكننّكم فيها ما عدا كالب بن يفنّة ويشوع بن نون.
Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye Yefunne oğlu Kalevle Nun oğlu Yeşudan başkası girmeyecek.必 不 得 進 我 起 誓 應 許 叫 你 們 住 的 那 地 、 惟 有 耶 孚 尼 的 兒 子 迦 勒 和 嫩 的 兒 子 約 書 亞 、 纔 能 進 去
Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye Yefunne oğlu Kalevle Nun oğlu Yeşudan başkası girmeyecek.必不得進 我 起誓 應許 叫 你 們住 的 那 地 、 惟有 耶孚尼 的 兒子 迦勒 和 嫩的 兒子 約書亞 、 纔能 進去
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Aztán eljöttem ebbe az országba pszichológiát tanulni és próbáltam megérteni a boldogság effajta gyökereit.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Entonces vine a este pais a estudiar psicología y empecé tratando de entender sobre las raices de la felicidad
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.그러다 결국 저는 이 나라로 와서 심리학을 공부하게 되었고 이러한 행복의 근원에 대해 연구하기 시작했습니다.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Lalu saya datang ke negara ini untuk belajar psikologi dan mulai mencoba memahami akar kebahagiaan.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Nato sem prišel v to državo študirat psihologijo in poskušal razumeti poti do sreče.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Pak jsem přijel do USA studovat psychologii a snažil jsem se pochopit, v čem tkví kořeny štěstí.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Så kom jeg her til landet for at studere psykologi og jeg startede med at prøve at forstå grundene til lykke.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Sau đó tôi đến đất nước này để theo học ngành tâm lý học tôi bắt đầu cố gắng để tìm ra gốc rễ của hạnh phúc.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Toen kwam ik naar dit land om psychologie te studeren en ik probeerde deze wortels van geluk te begrijpen.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Μετά ήρθα στην Αμερική να σπουδάσω Ψυχολογία και ξεκίνησα την προσπάθεια να κατανοήσω τις πηγές της ευτυχίας.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.Тогава дойдох в тази страна да уча психология и започнах опити да разбера тези корени на щастието.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.ואז באתי למדינה הזאת ללמוד פסיכולוגיה והתחלתי לנסות להבין את שורשי האושר.
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.ثم أتيت إلى هذا البلد لأدرس علم النفس وبدأت في محاولة فهم جذور السعادة هذه
Sonra bu ülkeye psikoloji okumaya geldim ve mutluluğun kökenlerini anlamaya çalışmaya başladım.そうして幸せの根本は何かを理解しようという試みに着手しました このグラフは 多くの人が説明してきたものです
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.지난 3년간, 경기 침체기의 한 가운데서, 저는 45개국을 여행하며 학교와 기업들과 함께 일하였습니다.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.E se tiver mais sucesso, serei mais feliz.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.Przez 3 lata podróżowałem do 45. różnych krajów, pracując ze szkołami i firmami w środku kryzysu finansowego.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.За останні три роки я побував у 45 країнах, де працював зі школами та компаніями у розпал економічної кризи.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.За последние 3 года я побывал в 45 странах, в разных школах и компаниях в разгар экономического кризиса.
Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım.בשלוש השנים האחרונות, נסעתי ל 45 מדינות שונות, עבדתי עם בתי ספר וחברות באמצע המשבר הכלכלי.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod