Diyorlar ki bu mega-projeler kalkınma getirecek, birçok ülkeye gittik ve o kalkınma hiç yoktuSpun că aceste mega-proiecte aduc progres dar noi am fost în mai multe țări și acest progres nu există.
Diyorlar ki bu mega-projeler kalkınma getirecek, birçok ülkeye gittik ve o kalkınma hiç yoktuيقولون أن المشاريع الضخمة تجلب التنمية، ذهبنا إلى بلدان عدة وهذه التنمية غير موجودة.
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizyy vorbeşte despre tine în toată ţara, şi vreau să te ajut"
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy az országban mindenhol rólatok beszél, és én is segíteni akarok."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy está hablando de ti por todo el país, hombre, y yo quiero ayudarte."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi.Dizzy mówił o Tobie w całym kraju, a ja chcę Tobie pomóc".
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy parla di te in tutto lo stato, ed io ti voglio aiutare."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy parle de toi à travers tout le pays, mon gars, et je veux t'aider."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy praat overal in het land over jou, man. Ik wil je helpen."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy redet im ganzen Land von dir und ich will dir helfen."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."디지가 온 동네 가는 데마다 당신 얘기를 했는데" "저도 돕고 싶군요."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Диззи говорит о тебе повсюду и я хочу помочь тебе".
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Дизи говореше за теб из цялата страна, човече, и аз искам да ти помогна."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."דיזי מדבר עליך בכל מקום, בן אדם, "ואני רוצה לעזור לך."
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi.ان ديزي كان يتحدث عنك في كل ارجاء البلاد، يارجل وانا اريد ان اساعدك"
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi.「ディジーがどこへ行っても 君の話をしていてね 君を手伝いたいんだ」 トランペット奏者のウィントン・マルサリスと
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Also, meine Arbeit führte mich in viele Länder, weil ich sie nutzte, um meine Neugier zu stillen.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.De fapt, munca m-a dus prin multe țări deoarece m-am folosit de ea ca să îmi satisfac curiozitatea
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Il mio lavoro mi ha portato in molti Paesi perché usavo il lavoro per soddisfare la mia curiosità.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.제 일을 통해서 많은 나라를 갈 수 있었는데 사실, 많은 나라를 가보고 싶은 호기심을 만족시키기 위한 수단으로 일을 했습니다.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Mijn werk bracht me naar vele landen want ik gebruikte mijn werk om mijn nieuwsgierigheid te stillen.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Moja praca zawiodła mnie do wielu krajów. Wykorzystywałam ją, by zaspokoić swoją ciekawość.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Tulajdonképpen a munkám sok országba eljuttatott, a munkám által elégítettem ki a kíváncsiságomat.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Và thực ra, công việc của tôi đã đưa tôi đến nhiều nước bởi vì tôi làm việc để thỏa mãn tính hiếu kì.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Y de hecho, mi trabajo me llevó a muchos países porque usé mi trabajo para llenar mi curiosidad.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.Всъщност работата ми ме заведе до много различни страни, защото винаги работих в унисон с любопитството ми.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.ולמעשה, העבודה שלי לקחה אותי להרבה ארצות כי השתמשתי בעבודה שלי על מנת למלא את הסקרנות שלי.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.وفعلاً أخذني عملي لعدة بلدان لأنني استخدمته لأشبع فضولي
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.私は自分の好奇心を満たすことに 仕事を利用していたからです 様々な国で仕事をしましたが ある時は旧ソビエト連邦に行って
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››A do zeme, ku ktorej v túžbe budú pozdvihovať svoju dušu navrátiť sa ta, ta sa nenavrátia.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Ale do ziemi, do której tęsknić będziecie, abyście się tam wrócili, nie wrócicie się.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Còn như đất mà linh hồn chúng nó mong lộn lại, thì sẽ không được trở về.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Còn như đất mà linh_hồn chúng_nó mong lộn lại , thì sẽ không được trở_về .
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Dar în ţara în care vor dori să se întoarcă, nu se vor mai întoarce!
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Do země pak, po níž toužiti budete, abyste se navrátili tam, tam se nenavrátíte.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››És nem jõnek vissza arra a földre, a melyre az õ lelkök visszajõni kivánkozik.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Kamu akan sangat merindukan negeri ini, tapi kamu tak akan kembali.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››너희 마음에 돌아오기를 사모하는 땅에 돌아 오지 못하리라
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Mais dans le pays où ils auront le désir de retourner, Ils ne retourneront pas.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Ma nel paese in cui brameranno tornare, là non torneranno
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Mas � terra para a qual eles almejam voltar, para lá não voltarão.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Men det land de stunder efter å komme tilbake til, til det skal de ikke komme tilbake.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››men til det Land, deres Sjæle længes tilbage til, skal de ikke vende hjem.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Mutta maahan, jonne heidän sielunsa halajaa palata, sinne he eivät palaa.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Till det land dit deras själ längtar att återvända, dit skola de icke få vända åter.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Und in das Land, da sie von Herzen gern wieder hin wären, sollen sie nicht wiederkommen.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››U zult nooit meer terugkeren naar het land waarnaar u verlangt.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››V deželo pa, kamor jih bo vleklo hrepenenje, da bi se povrnili tja, tja se ne vrnejo.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Y a la tierra a la cual anhelan intensamente volver, allá no volverán
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››Εις δε την γην, εις την οποιαν η ψυχη αυτων επιθυμει να επιστρεψωσιν, εκει δεν θελουσιν επιστρεψει.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››а в землю, куда душа их будет желать возвратиться, туда не возвратятся.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››А в земята гдето душата им желае да се върне, Там няма да се върнат.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››ועל הארץ אשר הם מנשאים את נפשם לשוב שם שמה לא ישובו׃
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››اما الارض التي يشتاقان الى الرجوع اليها فلا يرجعان اليها.
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››但 心 中 甚 想 歸 回 之 地 、 必 不 得 歸 回
Dönmeye can attığınız ülkeye bir daha dönemeyeceksiniz.››但 心中 甚 想 歸回 之地 、 必不得歸回
Dört ülkeye kadar indik.Estamos en los últimos cuatro países.
Dört ülkeye kadar indik.Estamos perto. Só nos faltam quatro países.
Dört ülkeye kadar indik.Il nous reste 4 pays.
Dört ülkeye kadar indik.Już tylko cztery kraje.