ülkesine ile cümle

ülkesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi.In ti, sin človečji, tako pravi Gospod Jehova zemlji Izraelovi: Konec! konec prihaja nad štiri kraje dežele!
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi.너 인자야 주 여호와 내가 이스라엘 땅에 대하여 말하노라 끝났도다 이 땅 사방의 일이 끝났도다
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi."Sinä, ihmislapsi, näin sanoo Herra, Herra Israelin maalle: Loppu! Maan neljälle äärelle tulee loppu.
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi.ואתה בן אדם כה אמר אדני יהוה לאדמת ישראל קץ בא הקץ על ארבעת כנפות הארץ׃
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi.وانت يا ابن آدم فهكذا قال السيد الرب لارض اسرائيل. نهاية. قد جاءت النهاية على زوايا الارض الاربع.
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi.人 子 阿 、 主 耶 和 華 對 以 色 列 地 如 此 說 、 結 局 到 了 、 結 局 到 了 地 的 四 境
‹‹Ey insanoğlu, Egemen RAB İsrail ülkesine şöyle diyor: Son yaklaştı! Ülkenin dört köşesinin sonu geldi.人子 阿 、 主 耶和華 對 以色列 地 如此 說 、 結局 到了 、 結局 到 了 地 的 四 境
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.Du människobarn, vänd ditt ansikte mot Jerusalem och predika mot helgedomarna, ja, profetera mot Israels land.
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et."Hai manusia fana, kutukilah Yerusalem. Kutukilah tempat-tempat ibadat di sana. Peringatkanlah tanah Israel
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.인자야 너는 얼굴을 예루살렘으로 향하며 성소를 향하여 소리내어 이스라엘 땅을 쳐서 예언하라
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.Menneskesønn! Vend ditt åsyn mot Jerusalem og prek mot helligdommene og spå mot Israels land!
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et."Mensenzoon, kijk in de richting van Jeruzalem en profeteer tegen Israël en tegen haar heiligdommen.
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.בן אדם שים פניך אל ירושלם והטף אל מקדשים והנבא אל אדמת ישראל׃
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.يا ابن آدم اجعل وجهك نحو اورشليم وتكلم على المقادس وتنبأ على ارض اسرائيل
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.人 子 阿 、 你 要 面 向 耶 路 撒 冷 和 聖 所 滴 下 豫 言 、 攻 擊 以 色 列 地
‹‹Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalime çevir, kutsal yerlerine karşı konuş, İsrail ülkesine karşı peygamberlik et.人子 阿 、 你 要 面向 耶路撒冷 和 聖所 滴下 豫 言 、 攻擊 以色列 地
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.A rozmnožila si svoje smilstvo do zeme Kananeja a tak až do Chaldejska, ale ani tým si sa nenasýtila.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.A tak příliš jsi smilnila v zemi Kananejské s Kaldejskými, a aniž jsi tak se nasytila.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.A tak rozmnożyłaś wszeteczeństwo swe w ziemi Chananejskiej i Chaldejskiej, a i tak nie nasyciłaś się.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Daarom begon u ook nog de goden van het grote handelsland Babel te aanbidden. En ncg was u niet tevreden.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Du gick med din otukt ända bort till krämarlandet, kaldéernas land; men icke ens så blev du mätt.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.És sokasítád paráznaságodat a kalmárok földje, Káldea felé, de még ezzel sem elégedél meg.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.hai moltiplicato le tue infedeltà nel paese di Canaan, fino nella Caldea: e neppure allora ti sei saziata
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.장사하는 땅 갈대아에까지 심히 행음하되 오히려 족한 줄을 알지못하였느니라
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.machtest du der Hurerei noch mehr bis ins Krämerland Chaldäa; doch konntest du damit auch nicht satt werden.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Og du drev stadig hor, helt bort til kremmerlandet Kaldea; men heller ikke da blev du mett.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Potem si pomnožila nečistovanje svoje proti deželi tržnikov, proti Kaldeji, a še tega nisi bila sita.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Så udstrakte du din Bolen til Kræmmerlandet, Kaldæernes Land, men blev endda ikke mæt.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Sitten sinä yhä enensit haureuttasi kauppiasten maahan päin, Kaldeaan, mutta et siitäkään saanut kyllääsi.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Ţi-ai înmulţit curviile cu ţara Canaanului şi pînă în Haldea, dar nici acolo nu te-ai săturat.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Vả , mầy đã thêm nhiều sự dâm_dục với đất Ca-na-an cho_đến Canh-đê , thế_mà mầy cũng chưa no chán !
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Vả, mầy đã thêm nhiều sự dâm dục với đất Ca-na-an cho đến Canh-đê, thế mà mầy cũng chưa no chán!
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.Και επολλαπλασιασας την πορνειαν σου εν γη Χανααν μεχρι των Χαλδαιων και ουδε ουτως εχορτασθης.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.и умножила блудодеяния твои в земле Ханаанской до Халдеи, но и тем не удовольствовалась.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.ותרבי את תזנותך אל ארץ כנען כשדימה וגם בזאת לא שבעת׃
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.وكثرت زناك في ارض كنعان الى ارض الكلدانيين وبهذا ايضا لم تشبعي.
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.並 且 多 行 淫 亂 直 到 那 貿 易 之 地 、 就 是 迦 勒 底 、 你 仍 不 滿 意
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.並且 多 行 淫亂 直到 那貿 易 之 地 、 就是 迦勒底 、 你 仍 不 滿意
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.바로는 요셉에게 이르되 네 형들에게 명하기를 너희는 이렇게 하여 너희 양식을 싣고 가서 가나안 땅에 이르거든
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.og Farao sagde til Josef: "Sig til dine Brødre: Således skal I gøre: Læs eders Dyr og drag til Kana'ans Land,
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.Pharaon dit à Joseph: Dis à tes frères: Faites ceci. Chargez vos bêtes, et partez pour le pays de Canaan;
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.Und Pharao sprach zu Joseph: Sage deinen Brüdern: Tut also, beladet eure Tiere, zieht hin;
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.ויאמר פרעה אל יוסף אמר אל אחיך זאת עשו טענו את בעירכם ולכו באו ארצה כנען׃
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.فقال فرعون ليوسف قل لاخوتك افعلوا هذا. حمّلوا دوابكم وانطلقوا اذهبوا الى ارض كنعان.
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.法 老 對 約 瑟 說 、 你 吩 咐 你 的 弟 兄 們 說 、 你 們 要 這 樣 行 、 把 馱 子 抬 在 牲 筘 上 、 起 身 往 迦 南 地 去
Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.法老 對約 瑟說 、 你 吩咐 你 的 弟兄 們說 、 你 們要 這樣 行 、 把馱 子抬 在 牲筘 上 、 起身 往 迦南 地 去
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.나 주 여호와가 말하노라 그날에 곡이 이스라엘 땅을 치러 오면 내 노가 내 얼굴에 나타나리라
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.Maar als u dan eindelijk komt om het land Israël te verwoesten, zal Mij dat ziedend maken!
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.Ma, quando Gog giungerà nel paese d'Israele - parola del Signore Dio - divamperà la mia collera
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.Men på hin dag, når Gog overfalder Israels Land, lyder det fra den Herre HERREN, vil jeg give min Vrede Luft.
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.Mutta sinä päivänä, jona Goog karkaa Israelin maahan, sanoo Herra, Herra, nousee minun vihani hehku.
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.TUHAN Yang Mahatinggi berkata, "Tetapi segera sesudah Gog menyerang Israel, Aku akan mengamuk
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.והיה ביום ההוא ביום בוא גוג על אדמת ישראל נאם אדני יהוה תעלה חמתי באפי׃
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.ويكون في ذلك اليوم يوم مجيء جوج على ارض اسرائيل يقول السيد الرب ان غضبي يصعد في انفي.
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.主 耶 和 華 說 、 歌 革 上 來 攻 擊 以 色 列 地 的 時 候 、 我 的 怒 氣 要 從 鼻 孔 裡 發 出
‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.主 耶和華 說 、 歌革 上 來攻擊 以色列 地 的 時候 、 我的怒氣 要 從 鼻孔 裡 發出
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Al tramonto un grido si diffuse per l'accampamento: «Ognuno alla sua città e ognuno alla sua tenda
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Ao pôr do sol passou pelo exército a palavra: Cada um para a sua cidade, e cada um para a sua terra!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Au coucher du soleil, on cria par tout le camp: Chacun à sa ville et chacun dans son pays!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Da Solen gik ned, gik det Råb gennem Lejren: "Enhver drage hjem til sin By og sit Land,

İlgili Sayfalar