ülkem ile cümle
ülkem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Ale on mu odpovedal: Nepojdem, ale pojdem do svojej zeme a ku svojim príbuzným.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Az pedig felele néki: Nem megyek, hanem az én földemre és az én rokonaim közé megyek.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Er aber antwortete: Ich will nicht mit euch, sondern in mein Land zu meiner Freundschaft ziehen.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Gli rispose: «Io non verrò ma tornerò al mio paese e dai miei parenti». Mosè disse
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Hobab i -a răspuns: ,,Nu pot să merg; ci mă voi duce în ţara mea şi în locul meu de naştere.``
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Hobab lui répondit: Je n`irai point; mais j`irai dans mon pays et dans ma patrie.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Hô-báp đáp rằng : Tôi không đi đâu , nhưng tôi sẽ đi_về xứ_sở tôi , là nơi bà_con tôi .
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Hô-báp đáp rằng: Tôi không đi đâu, nhưng tôi sẽ đi về xứ sở tôi, là nơi bà con tôi.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Jawab Hobab, "Terima kasih, tetapi saya ingin kembali ke kampung halaman saya.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››호밥이 그에게 이르되 나는 가지 아니하고 내 고향 내 친족에게로 가리라
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Kterýž odpověděl jemu: Nepůjdu, ale k zemi své a k příbuznosti své se navrátím.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Któremu on odpowiedział: Nie pójdę: ale się wrócę do ziemi mojej i do rodziny mojej.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Maar zijn zwager antwoordde: "Nee, ik wil terug naar mijn eigen land en mijn familie."
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Men han svarade honom: »Jag vill icke följa med, utan jag vill gå hem till mitt land och till min släkt.»
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Men han svarede ham: "Jeg vil ikke drage med; nej, jeg drager til mit Land og min Slægt."
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Men han svarte: Jeg vil ikke gå med, jeg vil dra hjem til mitt land og min slekt.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Mutta hän vastasi hänelle: "En lähde, vaan minä menen omaan maahani ja sukuni luo".
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››On pa mu odgovori: Ne pojdem z vami, ampak odidem v deželo svojo in k sorodstvu svojemu.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Pero él respondió: --No iré, sino que me iré a mi tierra y a mi parentela
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Respondeu ele: Não irei; antes irei � minha terra e � minha parentela.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Και ειπε προς αυτον, δεν θελω ελθει αλλα θελω επιστρεψει εις την γην μου και εις την γενεαν μου.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Но он сказал ему: не пойду; я пойду в свою землю и на свою родину.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››Но той му рече: Няма да дойда, но ще отида в своята си земя и при рода си.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››ויאמר אליו לא אלך כי אם אל ארצי ואל מולדתי אלך׃
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››فقال له لا اذهب بل الى ارضي والى عشيرتي امضي.
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››何 巴 回 答 說 、 我 不 去 、 我 要 回 本 地 本 族 那 裡 去
Hovav, ‹‹Gelmem›› diye yanıtladı, ‹‹Ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim.››何 巴 回答 說 、 我 不 去 、 我 要回 本地 本族 那 裡去
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Abimelec a zis: ,,Iată, ţara mea este înaintea ta; locuieşte unde-ţi va plăcea.``
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Abimélec dit: Voici, mon pays est devant toi; demeure où il te plaira.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.A ešte povedal Abimelech: Hľa, moja zem leží pred tebou, bývaj tam, kde sa ti ľúbi.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.A řekl Abimelech: Aj, země má před tebou; kdežť se koli příhodné býti vidí, tu přebývej.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.e disse-lhe Abimeleque: Eis que a minha terra está diante de ti; habita onde bem te parecer.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.És monda Abimélek: Ímé elõtted van az én országom, a hol tenéked jónak tetszik, ott lakjál.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.In mu veli Abimelek: Glej, dežela moja ti je na voljo; kjerkoli se ti poljubi, bivaj!
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Inoltre Abimèlech disse: «Ecco davanti a te il mio territorio: và ad abitare dove ti piace!»
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.I rzekł Abimelech: Oto ziemia moja przed obliczem twojem; gdzieć się kolwiek podoba, mieszkaj.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Ja Abimelek sanoi: "Katso, minun maani on avoinna edessäsi; asu, missä mielesi tekee!"
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Kata raja itu kepada Abraham, "Inilah seluruh negeriku; menetaplah di mana engkau suka.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.아브라함에게 이르되 내 땅이 네 앞에 있으니 너 보기에 좋은 대로 거하라 하고
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi."Mijn land staat voor u open. U mag zich overal vestigen, waar u maar wilt", zei hij tegen Abraham.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Nầy , xứ ta sẵn dành cho ngươi ; ngươi thích đâu thì ở đó .
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Nầy, xứ ta sẵn dành cho ngươi; ngươi thích đâu thì ở đó.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Och Abimelek sade: »Se, mitt land ligger öppet för dig; du må bo var du finner för gott.»
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.og Abimelek sagde til ham: "Se, mit Land ligger åbent for dig; slå dig ned, hvor du lyster!"
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Og Abimelek sa: Se, mitt land ligger åpent for dig; bo hvor du selv vil!
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.und sprach: Siehe da, mein Land steht dir offen; wohne, wo dir's wohl gefällt.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.Y le dijo Abimelec: --He aquí mi tierra está delante de ti. Habita donde bien te parezca
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.και ειπεν ο Αβιμελεχ, Ιδου, η γη μου εμπροσθεν σου. κατοικησον οπου σοι αρεσκει.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.И рече Авимилех: Ето, земята ми е пред тебе, засели се дето ти е угодно.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.И сказал Авимелех: вот, земля моя пред тобою; живи, где тебе угодно.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.ויאמר אבימלך הנה ארצי לפניך בטוב בעיניך שב׃
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.وقال ابيمالك هوذا ارضي قدامك. اسكن في ما حسن في عينيك.
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.亞 比 米 勒 又 說 、 看 哪 、 我 的 地 都 在 你 面 前 、 你 可 以 隨 意 居 住
İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.亞比 米勒 又 說 、 看 哪 、 我 的 地 都 在 你 面前 、 你 可以 隨意 居住
"Ilk demiryolundan, eyaletler arasi otoban sistemine kadar ulkemiz her zaman en onde olmustur."Az első vasutaktól, az államokat összekötő autópálya rendszerig, nemzetünk mindig elsőként szállt versenybe.
"Ilk demiryolundan, eyaletler arasi otoban sistemine kadar ulkemiz her zaman en onde olmustur."최초의 철로에서부터, 여러 주를 잇는 고속도로체계에 이르기까지, 우리나라는 늘 경쟁의 선두에 있어왔습니다.
"Ilk demiryolundan, eyaletler arasi otoban sistemine kadar ulkemiz her zaman en onde olmustur."Od prvních železnic až k mezistátnímu systému dálnic, byl náš národ vždy prvním konkurentem.
"Ilk demiryolundan, eyaletler arasi otoban sistemine kadar ulkemiz her zaman en onde olmustur."Od prvých železníc, k medzištátnemu systému diaľnic, náš národ bol vždy prvý, kto išiel súťaž súťažiť.
"Ilk demiryolundan, eyaletler arasi otoban sistemine kadar ulkemiz her zaman en onde olmustur." Từ đường sắt đầu tiên đến hệ thống đường cao tốc liên bang, nước ta luôn đi đầu cuộc cạnh tranh.
"Ilk demiryolundan, eyaletler arasi otoban sistemine kadar ulkemiz her zaman en onde olmustur."Vanaf de eerste spoorwegen, tot aan het snelwegennet, is ons land altijd competitief geweest.
İlgili Sayfalar