Bazı ülkelerde kararın oybirliğiyle alınması gerekir, bazılarında ise çoğunluk kararı yeterlidir.En algunos países el sufragio es obligatorio, mientras que en la mayoría es opcional.
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.Casi todas las sociedades tienen ciudadanos viviendo en la pobreza.
Diğer ülkelerde yaşayan Japonlar'a da nikkeijin (日系人) denilmektedir.La gente de ascendencia japonesa que vive en otros países recibe el nombre de nikkeijin (日系人).
Etnik Arapların dışında çoğu vatandaş çeşitli ülkelerden petrol sektöründe çalışmak için gelmiştir.Además de los árabes nativos, hay muchos extranjeros que trabajan en la industria petrolera del país.
Maalesef ticari alana tüm ülkelerde yasaklanan çocuk pornografisi de girmektedir.La pornografía infantil está prohibida en todos los países.
Müdahale bazı Doğu Bloku ülkelerdeki muhaliflerin protestolarına yol açtı.La invasión dio lugar a protestas públicas de disidentes en varios países del Bloque del Este.
1990'ların başında ünü özellikle de İspanyolca'nın konuşulduğu ülkelerde büyümüştür.Su fama siguió creciendo a principios de 1990, especialmente en los países hispanos.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Son inherentemente seguros y todas las entidades involucradas tienen que confiar en ellos.
Komşu ülkelerdeki bu iktidar boşluğu nedeniyle Kudüs, kendi kendini dış baskılar olmadan idare edebiliyordu.En este vacío de poder Jerusalén fue capaz de gobernarse a sí misma sin la intervención extranjera.
Birçok ülkede direkt olarak DVD'ye çıkmıştır, sınırı sayıda ABD ve bazı ülkelerde gösterime girmiştir.La serie se ha emitido en varios países y fue lanzado en DVD en Estados Unidos y el Reino Unido.
Bazı ülkelerde köpüklü şaraplar şampanya olarak adlandırılır.Se les llama vino natural de Champaña.
Bazı ülkelerde MAZAK adıyla tanınır.En algunos países, se conoce con el nombre arpeo.
Öyle ki bu sorun en gelişmiş ülkelerde bile böyledir – bakın örneğin Fransa.Además, olvidaste algo en Francia ¿Ah, sí?
Bu dönemler diğer ülkelerde bulunmaz.Este fenómeno no ocurre en otros países.
Bununla beraber bazı ülkelerde de yazın veya kışın tam ortası kabul edilir.En invierno, no obstante, aparecen en tierra sólo durante o después de los vendavales.
Ancak tarihte üç kere, bazı ülkelerde yapılan düzenlemelerle 30 güne çıkarılmıştır.Sin embargo, tres veces a lo largo de la historia, y solo en determinados países, ha habido un 30 de febrero.
Ancak BÖH az gelişmiş ülkelerde daha yüksektir.Estos problemas serán más agudos en los países menos desarrollados.
Yunanistan Avrupa Birliği ve NATO'ya üye ülkelerdendir.Está a favor de que Bulgaria sea miembro de la OTAN y de la UE.
Çin gibi ülkelerde yetiştirilse de, anavatanı Kuzey Amerika'nın doğusudur.Aunque es nativa de Europa está naturalizada en el continente americano.
Savaş, bütün ülkelerde ağır tahribat yapmıştır.La guerra dejó un importante legado en los tres países.
Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde sıklığı gelişmiş ülkelere göre daha düşüktür.De igual forma, los países son menos religiosos conforme aumenta su prosperidad.
Benzer duruma diğer ülkelerde de rastlanıyor.Esta situación es similar a la que se está produciendo en otros países.
Çeşitli ülkelerde diplomatik görevlerde bulundu.Desempeñó cargos diplomáticos en varios países.
Bu ülkelerde birçok sarraf dükkânı açıldı.Muchos abrieron sus propios negocios allí.
İngiltere gibi bazı ülkelerde sadece belirli dozlar bulunabilmektedir.En algunos países como Estados Unidos se encuentran variantes específicas.
Farklı ülkelerde farklı kredi değerlendirme sistemleri mevcuttur.En otros países ya existe un sistema de balance neto.
Diğer ülkelerdeki Çin istihbarat etkinlikleri ^ "Criminal Procedure Law of The People's Republic of China".«Ley penal de la República de China» (en inglés).
Ailenin diğer ülkelerde yaşayan dostları ve akrabaları da teker teker Vermalara gelir.Familiares y amigos del padre, de vez en cuando, pueden aparecer en algún episodio.
Tablo 1.0 Çeşitli ülkelerde 2013 yılı mobil internet abone sayısı.«Caen un 1,6% los usuarios del bus en 2013 del área metropolitana».
Ama okulöncesi eğitim değişik ülkelerde farklı biçimlerde uygulanır.La Enseñanza Secundaria, sin embargo, está organizada de otra forma.
Üstelik bu ülkelerden ikisinin resmi dilleri de İngilizceydi.Por lo tanto, los seis idiomas oficiales fueron también idiomas de trabajo.
Aynı ülkelerde dört kez platin sertifika ile ödüllendirildi.Filipinas fue certificado cuatro veces Platino.
Gazete Küba’da ve diğer ülkelerde sık okunmaktadır.Han sido observados nuevamente y con gran frecuencia en Chile y el resto del mundo.
Bazı ülkelerde, ör.En América, Ed.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.No obstante, en otros países el crecimiento ha sido sostenido.
Yaşadıkları ülkelerden sürülen Yahudilerin çoğu Polonya’ya kaçmıştır.Muchos judíos emigraron de Alemania a Polonia.
Ana dili İngilizce olan ülkelerde yaygındır.Es habitual en los países de habla inglesa.
Müslüman ülkelerde kurulan ilk metrodur.Primer templo musulmán en Chile.
Bu işlerde çalışanların çoğu da işçi olarak farklı ülkelerden gelen kişilerdi.Gracias a esto tuvo gran importancia como mercado al que acudían gente de diversos lugares.
Diğer ülkelerde ise, böyle bir mevzuat yoktur.En otras zonas esto no funciona así.
Bu sırada ise Fox Kids yayınladığı diğer ülkelerde de bir bloke olmuştur.Hasta la fecha, estos son los juegos en los que ha aparecido Fox.
Ama diğer ülkelerde çıkmadı.No obstante, subsistió en otros lugares.
Fesih süreci bütün ülkelerde yaşandı.Pero el protestantismo había arraigado en todos los países.
Bu yıl tüm Olimpiyat Şampiyonları Dört Kıta şampiyonasında yarışan ülkelerden gelmektedir.De esta forma, el conjunto de los llanos orientales completa su cuarto año de participación en la competencia.
Ölümünden sonra çeşitli ülkelerde sergiler açıldı.Su fallecimiento sucedió en circunstancias misteriosas.
Fransa dışında diğer ülkelerde de benzer araçlar üretilmiştir.Las columnas de publicidad existen igualmente en otros países aparte de Francia.
Emily'nin çeşitli ülkelerden arkadaşları var.Emily ha amici in diversi Paesi.
Herkesin önünde birinin eşini öpmek bazı ülkelerde normal bir davranış olarak düşünülmektedir.Baciare il proprio coniuge davanti a tutti è considerato un comportamento normale in alcuni paesi.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.In alcuni paesi il trimetoprim da solo è considerato equivalente al TMP/SMX.
Tropikal ülkelerde, şehirlerde % 12 civarında bir aklık vardır.Nelle nazioni tropicali, le città hanno un'albedo attorno al 12%.
Bazı ülkelerdeki online bankacılıkta, banka kullanıcıya kağıda basılmış bir numaralı OTP listesi gönderir.Nell'online banking di alcuni paesi, la banca invia all'utente un elenco numerato di OTP stampati su carta.
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.È la principale causa di morte tra i bambini che vivono nei paesi a basso reddito.
Gelmişmiş ülkelerde yapılan yasal kürtaj tıptaki en güvenli prosedürlerdendir.Gli aborti legali effettuati nel mondo sviluppato sono tra le procedure più sicure nel campo della medicina.
1961'de müzisyenleriyle birlikte çeşitli ülkelerde turneye çıktı.Nel 1961 andò in tour in diversi paesi con i suoi musicisti.
Bazı ülkelerde Nokia C7 için geçerli olan Belle güncellemesi yoktur.Diversi paesi non hanno distribuito l'aggiornamento Belle per il Nokia C7.
Amerika Birleşik Devletleri hariç, diğer tüm ülkelerdeki kanallar NBC Universal'a aittir.In tutti i paesi, ad eccezione degli Stati Uniti, sono di proprietà di NBCUniversal.
Güney Yarımküre okul takvimini kullanan ülkelerde bu gün 30 Mart'ta ya da yakın günlerde kutlanır.Nei paesi con calendari scolastici dell'emisfero sud è tenuta il 30 marzo o uno qualsiasi dei giorni vicini.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.Nei paesi in cui la frequenza della malattia è più alta, il vaccino è ancora troppo costoso.
Gelişmekte olan ülkelerde şizofreni prognozu gelişmiş ülkelere göre daha iyidir.Il decorso per la schizofrenia appare migliore nei paesi in via di sviluppo rispetto al mondo sviluppato.
Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde daha da belirgindir.Questo problema è ancora più evidente nei paesi in via di sviluppo.