Dünya barışının özlemini çekiyoruz.We are longing for world peace.
Her yerde insanlar dünya barışına adanmış kamu liderleri için özlem duyuyorlar.People everywhere yearn for public leaders dedicated to world peace.
Hepimiz vatan özlemi çekiyorduk.All of us were homesick.
Arkadaşlık özlemi çekiyorum.I long for company.
Biz hepimiz dünyada barış için özlem duyuyoruz.We are all longing for peace in the world.
O oldukça karamsar ve hiç bir özlemi yok.He is extremely pessimistic and has no aspirations.
Onun iç dekaratör olma özlemleri var.She has aspirations to become an interior decorator.
Sen Fransa'dayken seni gerçekten çok özlemiştim.I really missed you when you were in France.
O, yurdunu özlemiş olmalı.He must be homesick.
Kız arkadaşımı özlemeye başlıyorum.I'm beginning to miss my girlfriend.
Tom'un çikolatalı dondurmaya bir özlemi vardı.Tom has a craving for chocolate ice cream.
Öldüğüm zaman Tom'un beni gerçekten özleyip özlemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom misses me when I'm gone.
Tom şemsiyesini o eve dönene kadar özlemedi.Tom didn't miss his umbrella till he got home.
Tom şiddetle özlemiş olacak.Tom will be sorely missed.
Kesinlikle, şehirde çalışmayı özlemiyorum.I definitely do not miss working in the city!
Seni özlemek istemiyorum.I don't want to miss you.
Tom memleketini özlemiş.Tom is homesick.
Tom'u özlemiyor musun?Don't you miss Tom?
Kimse beni özlemeyecek.No one will miss me.
Tom özlemiyor.Tom isn't missing.
Beni özlemedin mi?Didn't you miss me?
Beni özlemiyor musun?Don't you miss me?
Onu özlemiyor musun?Don't you miss that?
Tom'u özlemeyeceğim.I won't miss Tom.
Tom hiçbir şey özlemiyor.Tom doesn't miss anything.
Fazla özlemedin.You didn't miss much.
Anne ve babanı özlemeyecek misin?Won't you miss your parents?
Bunu hiçbir şey için özlemezdim.I wouldn't miss this for anything.
Ev özlemi çekiyor musun?Are you homesick?
Seni çöllerin yağmuru özlemesi gibi özlüyorumI miss you like the deserts miss the rain.
Hayatın özlemleri çocukların kılığında gelir.Life's aspirations come in the guise of children.
Tom'u özlemeyecek misin?Aren't you going to miss Tom?
Kimse seni özlemiyor.No one misses you.
Tom yurdunu özlemiş olmalı.Tom must be homesick.
Onlar birbirlerine özlemle baktılar.They stared longingly at each other.
Onu özlemedin mi?Didn't you miss it?
Onları özlemiyor musun?Don't you miss them?
Onları özlemeyecek misin?Aren't you going to miss them?
Onu özlemeyecek misin?Aren't you going to miss him?
Seni özlemeyeceğim.I won't miss you.
Onları özlemeyeceğim.I won't miss them.
Onu özlemeyeceğim.I won't miss him.
Herhangi birini özlemiyor musun?Aren't you missing anyone?
Babanı özlemiyor musun?Don't you miss your father?
"Tom! Ah seni nasıl da özlemişim." "Ben de. Sonunda yine karşılaştık.""Tom! Oh how I've missed you." "Me too. At last we meet again."
Tom bir şey özlemedi.Tom didn't miss a thing.
Tom çok özlemez.Tom doesn't miss much.
Üniversiteye karşı bir özlem hissediyorum.I feel a yearning for the university.
Üniversiteye özlem duyuyorum.I yearn for the university.
Özlemini çektiğim mutluluğu aramaya hakkım yok muydu?Didn't I have a right to seek the happiness I longed for?
Ben Tom'u özlemiyorum.I don't miss Tom.
Kız yurt özlemi çekiyordu.The girl was homesick.
Tom seni özlemeyecek.Tom won't miss you.
Tom'u hiç özlemeyeceğim.I won't miss Tom at all.
Seni hiç özlemiyorum.I don't miss you at all.
Evi hiç özlemem.I don't miss home at all.
Ben gerçekten Tom'u özlemedim.I didn't really miss Tom.
Ben Tom'u özlemeyeceğim.I'm not going to miss Tom.
Tom'u bir parça özlemiyorum.I don't miss Tom a bit.
Sanırım çok özlemedin.I guess you didn't miss much.