özgün ile cümle

özgün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.Αυτά ήταν τα αρχικά παράθυρα της αίθουσας της Μεγάλης Σάλας.
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.Вот они, первоначальные окна зала Большого совета.
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.Това са оргиналните прозорци на Зала Гранде.
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.Це оригінальні вікна залу
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.חלונות נסתרים. אלה הם החלונות המקוריים של ההיכל
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.نوافذ مخفية هي النوافذ الأصلية لقاعة سالا قراندي
Bunlar Büyük Salon'a açılan koridorun özgün pencereleridir.これがSala Grandeの広間に 元々あった窓です さらに 元の天井の高さを割り出し
Bunların hiç etkisi olmadı. Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Dit soort dingen wordt beïnvloed: mensen brengen hun ware zelf.
Bunların hiç etkisi olmadı. Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)На мнение работодателей повлияло лишь то, как люди преподносят себя,
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Acestea sunt: atitudine, atenție/conştienţă şi autenticitate.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.그것은 태도(attitude), 지각(awareness), 진정성(authenticity)입니다.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Ce sont attitude, attention, et authenticité.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.De är Attityd, att vara Alert och att vara Autentisk.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Đó là thái độ (attitude), nhận thức (awareness) và tính xác thực.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Het zijn Attitude, Aandacht en Authenticiteit.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Jsou to přístup, povědomí a přirozenost.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Mereka adalah tingkah laku (attitude), kesadaran (awareness) dan keaslian (authenticity.)
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Ők a hozzáállás, határozottság [tudatosság], és hitelesség.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Podejście, Świadomość i Autentyczność.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.São Atitude, Atenção e Autenticidade.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Sie sind Attitude, Achtsamkeit und Authentizität.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Son la "actitud", estar "atentos", y la "autenticidad".
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Sono atteggiamento, autocoscienza e autenticità.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Sú to attitude (postoj), awareness (uvedomenie si) a authenticity (byť sám sebou).
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Αυτά είναι η στάση αντιμετώπισης, η επίγνωση και η αυθεντικότητα.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Това са нагласа, любопитство и истинност.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.Это подход, понимание и подлинность.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.והם גישה, מודעות ואותנטיות.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.الانطباع عن الحياة .. الإنتباه .. والأصالة
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.そして「自分に忠実であること」です 1つずつ簡単に話したいと思います
Özgün tarihi bugün olarak belirleStel de orginele datum op vandaag
Özgün tarihi bugün olarak belirleUstaw datę początkową na dziś
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Ci ho pensato per un bel po', e volevo trovare una mia definizione. Pensavo che sarebbe stata d'aiuto.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Dlho som premýšľal a chcel som vytvoriť svoju vlastnú definíciu úspechu. Myslel som, že to pomôže.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Elég sokat gondolkodtam ezen, és valami saját meghatározást akartam alkotni. Azt hittem, ez segíteni fog.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Jeg tænkte over det i noget tid, og jeg ville finde på min egen definition. Jeg tænkte det måske ville hjælpe.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.저는 그것을 생각하느라 한참 넋을 빠뜨렸고, 제 스스로의 정의를 찾아내기를 바랬죠. 저는 그게 도움이 될거라고 생각했어요.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Pensé en eso durante un buen tiempo, y quería encontrar mi propia definición. Pensé que eso podía ayudar.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Pensei nisso durante algum tempo, e queria encontrar a minha própria definição.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Αυτό μου τριβέλιζε το μυαλό για καιρό, κι ήθελα να βρω το δικό μου ορισμό. Νόμιζα πως αυτό θα βοηθούσε.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Мислих за това доста дълго и исках да стигна до моя собствена дефиниция. Мислех, че може да помогне.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.Я досить довго про це думав, і я хотів прийти до власного визначення. Я думав, це могло б допомогти.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.חשבתי על זה תקופה ארוכה ורציתי למצוא הגדרה אישית שלי. חשבתי שזה יעזור.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.فكرت بذلك على فترات منعزلة، وكنت أرغب في الخروج بتعريفي الخاص. والذي كنت أعتقد أنه سيساعد.
Bunun üzerinde uzunca zaman düşündüm, ve kendi özgün tanımımı yapmak istedim.自分なりの定義を造ってみた ウェブスターの定義は知っていたが
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Chúng ta phải giao tiếp với những cá thể độc lập này.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Dovevamo trattare con queste personalità individuali.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Foglalkoznunk kell ezekkel az egyéni személyiségekkel.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.저희는 동물마다 각자의 개성을 알아야하며
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Mieliśmy do czynienia z tymi odrębnymi charakterami.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Museli sme zaobchádzať s týmito individuálnymi osobnosťami.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Nous devions faire face à ces personnalités individuelles.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Teníamos que lidiar con estas personalidades individuales.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Tínhamos de lidar com estas personalidades individuais.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.We moesten omgaan met deze individuele persoonlijkheden.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Wir mussten mit diesen individuellen Persönlichkeiten umgehen.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Έπρεπε να ασχοληθούμε με αυτές τις μεμονωμένες προσωπικότητες.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Ми змушені були рахуватися з цими особистостями.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Мы должны были считаться с этими личностями.
Bu özgün kişiliklerle anlaşmak zorundaydık.Трябваше да се справяме с тези отделни личности.

İlgili Sayfalar