İstediğini söylemeye özgürsün.You're free to say what you want.
Özgür ülke bir mikro ulustur.Liberland is a micronation.
Kendi kararlarımı vermek için sadece biraz daha özgürlük istiyorum.I just want a little more freedom to make my own decisions.
Kendini önyargıdan özgür kıl.Free yourself from prejudice.
Onlar özgürlük için mücadele ediyor.They're fighting for liberty.
O, özgün değil.That's not original.
Artık özgürüm.Now I'm free.
Dev weta, Yeni Zelanda'ya özgüdür.The giant weta is endemic to New Zealand.
Özgürlük çok, çok önemlidir.Freedom is very, very important.
Özgür biçimde sor.Ask freely.
Tom'un tasarımı çok özgündür.Tom's design is very original.
Şimdi özgür müsünüz?Are you free right now?
Geyik parkın içinde özgürce dolaştı.The deer roam freely inside the park.
Biz özgürlük dediğimizde onu Lincoln ile ilişkilendiriyoruz.When we say liberty, we associate it with Lincoln.
Tekerlekli sandalye bedensel engelli insanlara daha fazla hareket özgürlüğü verir.Wheelchairs give people with physical disabilities more mobility.
Şimdi gitmekte özgürsün.You're free to leave now.
Şüphe olan yerde özgürlük vardır.Where there is doubt there is freedom.
Ben özgürlükçülüğe inanmıyorum.I do not believe in libertarianism.
Özgürlükçülüğün hayranıyım.I'm a fan of libertarianism.
Özgürlük değerlidir.Freedom is precious.
Konuşma özgürlüğü, demokrasinin temel taşıdır.Freedom of speech is the cornerstone of democracy.
Tom gerçekten Noele özgü hissediyor.Tom is feeling really Christmassy.
Bu ülke, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri üzerine kurulmuş.This country is founded upon the principles of freedom, equality and fraternity.
Özgürce konuşabilirsem , bu reklam korkunçtur.If I may speak freely, this ad is horrible.
Bu bitki Madeira adasına özgüdür.This plant is particular to the island of Madeira.
Evcil kuşlar özgürlüğü hayal eder. Vahşi kuşlar uçar!Tame birds dream of freedom. Wild birds fly!
Konuşma özgürlüğü özellikle yayımcılar için önemlidir.Freedom of speech is especially important to broadcasters.
Köle olarak yaşamaktanse özgürce ölmeyi tercih ederim.I'd rather die free than live as a slave.
Özgür bir ülkede yaşamak istiyorum.I want to live in a free country.
Özgürlüklerimiz sınırlanıyor.Our freedoms are being limited.
Özgür olduğum için Tanrıya şükrediyorum.I just thank God that I'm free.
Düşündüğümüz kadar özgür değiliz.We're not as free as we think.
Din özgürlüğünü destekliyorum.I support religious freedom.
Dinsel özgürlüğü destekliyorum.I support religious freedom.
Tom özgür olmak için mücadele etti.Tom struggled to break free.
Biz özgür bir ülkede yaşıyoruz.We live in a free country.
Tom özgürlüğünü hak ediyor.Tom deserves his freedom.
Özgür konuşmayı destekliyoruz.We support free speech.
Tom oraya gitmekte özgürdür.Tom is free to go there.
Özgür konuşma sağlıklıdır.Free speech is healthy.
Tom özgürlük istedi.Tom wanted his freedom.
Tom hâlâ özgür.Tom is still at large.
O bana özgürlük verir.It gives me freedom.
Ben özgür hissetmek istiyorum.I want to feel free.
Tom evde özgürdür.Tom is home free.
Tom şu anda özgür.Tom is free now.
Kendimi her zamankinden daha özgür hissediyorum.I feel freer than ever
Özgürlük sevgisi, Amerikan damarlarımızda akan ortak bir kan.The love of liberty is a common blood that flows in our American veins.
Ne zaman özgür olacağım?When will I be free?
İnsanlar özgür iradeye sahipler mi?Do people have free will?
İnsanların özgür iradeleri var mı?Do people have free will?
İnsanların özgür irade sahibi olduklarını düşünüyorum.I think people have free will.
İnsanların özgür iradeye sahip olduklarını düşünmüyorum.I don't think people have free will.
İnsanların özgür iradeye sahip olduklarını düşünüyor musun?Do you think people have free will?
Özgür irade bir masaldır.Free will is a fairy tale.
Artık özgürce hareket edebilirim.I can move freely now.
Peki özgür müyüm?So I'm free?
Fadıl'ın özgürlüğü kısa ömürlüydü.Fadil's freedom was short-lived.
Fadıl'ın bir başka özgürlük şansı var.Fadil got another chance of freedom.
Fadıl artık özgür.Fadil is free now.