Tom gerçekten özel.Tom is really special.
Kendimi o kadar da özel hissetmiyorum.I don't feel so special.
Özel bir şey görmüyorum.I don't see anything special.
Bu, özellikle güvend verici görünmüyor.That doesn't sound particularly reassuring.
Tom özellikle memnun görünmüyor.Tom doesn't look particularly pleased.
Tom özellikle endişeli görünmüyor.Tom doesn't look particularly worried.
Özel bir şey yapmadık.We didn't do anything special.
Bu restoranda öğle yemeği yediğimde her zaman günlük özeli sipariş ederim.I always order the daily special when I eat lunch at this restaurant.
Onu özellikle çekici bulmuyorum.I don't find her particularly attractive.
Bunu özellikle senin için pişirdim.I cooked this especially for you.
Ne düşündüğünü özellikle önemsemiyorum.I don't particularly care what you think.
Özellikle çikolatalı kekini seviyorum.I especially like your chocolate cake.
İkinci şarkıyı söyleme tarzını özellikle beğendim.I especially liked the way you sang the second song.
Özellikle söyleyecek bir şeyim yoktu.I had nothing in particular to say.
Tom'la özel olarak konuşabilmek için arkada kalmak zorundaydım.I had to stay behind so I could talk to Tom privately.
Ben özel yaşam hakkına sahibim.I have a right to my private life.
Sana özel bir sürprizim var.I have a special surprise for you.
Bu şarabı özel bir gün için saklıyordum.I've been saving this bottle of wine for a special occasion.
Senin için özel bir şeyim var.I have something special for you.
Ben bir özel dedektif tuttum.I hired a private investigator.
Özellikle zor bir kışımız vardı.We had an especially difficult winter.
Biz özellikle sert bir kış geçirdik.We had an especially harsh winter.
Biz özellikle zor bir kış geçirdik.We experienced an especially difficult winter.
Tom'un ne kadar özel olduğunu biliyorum.I know how special Tom is.
Ne kadar özel olduğunu biliyorum.I know how special you are.
Özel kuvvetlerde nefret ettiğin ilk şey kendinsin.The first thing you hate in the special forces is yourself.
Sizinle özel olarak konuşmam gerekiyor.I must speak to you in private.
Seninle özel olarak konuşmam gerekiyor.I must speak to you in private.
Seninle özel olarak konuşmalıyım.I must speak to you privately.
Tom'la özel olarak konuşmalıyım.I need to have a word with Tom.
Tom'la özel olarak konuşmam gerekiyor.I need to have a word with Tom.
Tom'la özel olarak konuşmam lâzım.I need to talk to Tom in private.
Seninle özel olarak konuşmam lâzım.I need to talk to you in private.
Bu akşam özel bir şey yapıyor musun?Are you doing anything special this evening?
Doğum gününde özel bir şey yapıyor musun?Are you doing something special on your birthday?
Daha özel olmalıydım.I should've been more specific.
Marika hakkında ne çok özeldir?What's so special about Marika?
Orduda özellikle nefret ettiğim bir çavuş vardı.There was a sergeant that I particularly hated in the army.
O, en sevdiğim özelliklerinden biri.It's one of the qualities I like most about you.
Benim özel yeteneğim, her zaman, her yerde, herkesle bir arkadaşlık kurabilmemdir.My special talent is that I can form a friendship at any time, anywhere, and with anyone.
Bu şarap şişesini özel bir durum için saklıyorum.I'm saving this bottle of wine for a special occasion.
Tom'un özel bir arkadaşı olduğunu anlıyorum.I understand you're a personal friend of Tom's.
Özellikle şu an susamış değilim.I'm not particularly thirsty right now.
Tom, Mary'yle özel olarak konuşmak istedi.Tom wanted to speak to Mary privately.
Ben şu anda özellikle aç değilim.I'm not particularly hungry right now.
Özellikle aç hissetmiyorum.I'm not feeling particularly hungry.
Özel muamele beklemiyorum.I'm not expecting special treatment.
Üzgünüm, bu özel bir parti.I'm sorry, this is a private party.
Tom'la özel konuşmak istiyorum.I wish to speak to Tom in private.
Sana birçok ortak özelliğimiz olduğunu söyledim.I told you we had a lot in common.
Tom'un arabası özel araba yolunda değil.Tom's car isn't in the driveway.
Özellikle etkilenmiş değilim.I'm not particularly impressed.
Tom'un arabası özel araba yolundaydı.Tom's car was in the driveway.
Tom'un arabası özel araba yolunda.Tom's car is in the driveway.
Tom bir özel-ihtiyaçlı çocuk.Tom is a special-needs child.
Özel bir şey ister misin?Do you want anything special?
Bir köpekbalığı tarafından saldırıya uğrama şansı çok düşüktür, özellikle bir havuzda.The chances of being attacked by a shark are very low, especially in a pool.
Tom'un buluşu için özel haklara sahibiz.We have exclusive rights to Tom's invention.
Onun çok ödülü vardı, özellikle bir Nobel Ödülü.She had many awards, notably a Nobel Prize.
Özel bir ziyaret gerçekleştirmek istiyorum.I want to make a private visit.