Özel bir sergin var mı?Do you have any special exhibits?
Sizin için özel bir şeyimiz var, efendim.We have something special for you, sir.
Japonya'nın pek çok ayırt edici özellikleri vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonya'nın kendine özgü birçok özelliği vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonlar din konusunda o kadar özel değiller.Japanese are not so particular about religion.
Pazar günü yapacak özel bir şeyin var mı?Do you have anything particular to do on Sunday?
Oraya gitmek için özel bir nedeni yoktu.He had no particular reason to go there.
Özel bir amacı yok.He has no specific aim.
O, özel bir ödülle ödüllendirildi.He was awarded a special prize.
Onun kitabı özel övgü için seçildi.His book has been singled out for special praise.
O, konuyu bana özel olarak anlattı.He told me about it in private.
O, Nancy ile özel olarak konuşmanın bir yolunu buldu.He contrived a means of speaking to Nancy privately.
O özel mülkümüze izinsiz giriyor.He is trespassing on our private property.
Onun özel arkadaşım olduğunu sanmıştım.I thought he was my special friend.
O, onun tuhaf davranışı için özel bir açıklama yapmadı.He offered no specific explanation for his strange behavior.
Patronun özel sekreteridir.He is the boss's private secretary.
Özel bir görev için Avrupa'ya gönderildi.He was sent on a special mission to Europe.
Onun burnu onun en iyi özelliğidir.His nose is his best feature.
O, bana özel olarak resmini gösterdi.He showed me her picture in private.
Onlar yaşlı insanların özel ihtiyaçlarını dikkate alamadılar.They failed to take into account the special needs of old people.
Onun çok erkek arkadaşı var ama bu özel.She has many boyfriends, but this one is special.
Ben özellikle onu sevmiyorum.I don't particularly like her.
O, davayı soruşturmak için özel bir dedektif kiraladı.She hired a private detective to inquire into the case.
O, özellikle müzik sever.She especially likes music.
O, özel piyano dersleri alır.She takes private piano lessons.
O, otel seçimi hakkında çok özeldir.She's very particular about her choice of hotels.
Onun özel arkadaşım olduğunu düşündüm.I thought she was my special friend.
O, ince yontulmuş özelliklere sahip bir kızdı.She was a girl with finely chiseled features.
Özel bir yetenekle donatılmıştır.She is endowed with a special talent.
Onun ekmeği özel bir şekilde yapma tarzı var.She has a special way of making bread.
Kocasını izlemek için bir özel dedektif kiraladı.She employed a private detective to keep a watch on her husband.
O, giydiği şey hakkında özeldir.She is particular about what she wears.
Gerekirse özel bir ücret ödeme konusunda herhangi bir itirazım yok.I have no objection to paying a special fee if it is necessary.
Annem her zaman benim özel hayatıma burnunu sokuyor.My mother is always poking her nose into my private life.
Yarın özellikle yapacak bir şeyim yok.I have nothing in particular to do tomorrow.
Özel konuşabilir miyiz?Can we talk in private?
Köri özel bir şey değildi.The curry was nothing special.
O sadece normal bir ortaokul öğrencisidir, özellikle akıllı değildir.He's just a normal junior high school student, not particularly intelligent.
Özellikle aynı fikirde olmadığımızda, seni dinleyeceğim.I will listen to you, especially when we disagree.
Bütün giysilerim özel yapılmış.All of my clothes are custom made.
Ne yiyip içtiğine özel dikkat göstermek zorundasın.You have to pay special attention to what you eat and drink.
Bazı özel kanıtlarımız var onun suçlu oluşunu kanıtlayan.We got some special evidence that proves that he is guilty.
"Spordan hoşlanır mısın?" "Evet, özellikle beyzboldan hoşlanırım."Do you like sports?" "Yes, I especially like baseball."
Acımasızlık, Tanrı'nın ilk özelliğidir.Cruelty, it's the first attribute of God.
Özel bir şey olmadı.Nothing special happened.
Bu bir kamu ya da özel şirket mi?Is this a public or private company?
Pikasonun skeçleri hakkında özel bir sergi var.There's a special exhibit of Picasso's sketches.
Onlar kimsenin özel izni olmadan girmesine izin vermezler.They don't let anyone enter without special permission.
Onun kurtarıcı özelliği yok.He has no redeeming traits.
Hükümet şimdi sağlık servisi bölümlerini özelleştirme planlarından vazgeçti.The government has now abandoned its plans to privatize parts of the health service.
Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.Personal life of Larry Ewing was shared in a website.
O, özel bir durum için sakladığı şampanya şişesini çıkardı.She got out the bottle of champagne she'd been saving for a special occasion.
Özel bir şey değil.Nothing special.
Özel bir şey yok.Nothing special.
Bu özel model gerçekten düşük bir pil ömrüne sahip.This particular model has a really low battery life.
Özel durumlar dışında asla içmez.He never drinks except on special occasions.
Ben benim Alman konuşmamı pratik etmeme yardım etmesi için özel öğretmen tuttum.I've hired a private tutor to help me practice my German conversation.
Özel günlerde, bazı insanlar mücevher takar.On special occasions, some people wear jewels.
Mehdi Ordusu, Irak'taki özel bir milis gücüdür.The Mahdi Army is a private militia in Iraq.
Zengin komşularım özel bir golf kulübüne üyedir.My rich neighbors belong to a private golf club.