Hepsi de özel.They're all special.
Bu özel bir şaka.It's a private joke.
Çok özel planlanmış bir şeyim var.I have something very special planned.
Tom'u özel bir okula göndermemiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should send Tom to a private school.
Biz özellikle sizin müzik programınızla ilgileniyoruz.We're particularly interested in your music program.
Onun herhangi özel bir önemi var mıydı?Did that have any special significance?
Benim için çok özel birisin.You are someone very special to me.
Senin için yapabileceğim özel bir şey var mı?Is there anything special I can do for you?
Tom özel kuvvetlerin iyi eğitimli bir üyesidir.Tom is a highly-trained member of the special forces.
Seninle özel olarak kısa bir süre konuşabilir miyim?May I speak to you for a moment in private?
Tom'a doğum günü için özel bir şey vermek istiyorum.I'd like to give Tom something special for his birthday.
Özellikle görmek istemediğin bir şey var mı?Is there something in particular that you want to see?
Özellikle çalışmak istediğin bir şeyler var mı?Is there something in particular that you want to study?
Özellikle öğrenmek istemediğin bir şey var mı?Is there something in particular that you want to learn?
Özellikle bilmek istemediğin bir şey var mı?Is there something in particular that you want to know?
Özel olarak aradığınız bir şey var mı?Is there something in particular that you're looking for?
Özellikle aradığın bir şeyler var mı?Is there something in particular that you're looking for?
Biraz özel derse ihtiyacımız var.We need some coaching.
Öğretmenler özel insanlardır.Teachers are special people.
Bu özel bir şey.This is something special.
Cumartesi özeldi.Saturday was special.
Bu özel olacak.It'll be special.
Ben özellikle sinirli hissetmedim.I didn't feel particularly nervous.
Bu bir özellik, bir hata değil.It's a feature, not a bug.
Herkes kendi yolunda özel ve benzersizdir.Everyone is special and unique in their own way.
Ben özel bir insanım.I'm a private person.
Ben özel yetenekleri yok. Ben sadece tutkuyla meraklıyım.I have no special talents. I am only passionately curious.
Siz ikinizin çok ortak özelliği var.You two have a lot in common.
Senin için özel bir sürprizim var.I've got a special surprise for you.
Sistem yapısı hakkında daha fazla bilgi, özellikler bölümünde mevcuttur.More information on the system structure is available in the Features section.
Özel koşullar 2025 yılına kadar geçerli olacak.The special conditions will be valid until 2025.
Her dilin özellikleri vardır.Each language has its peculiarities.
Tom özellikle önemsemiyor.Tom doesn't particularly mind.
Ben onu çok özel bulmuyorum.I don't find it very special.
Bize gala öncesi özel gösterim verir misiniz?Can you give us a preview?
Tom Mary'yi kendine özel hissettirdi.Tom made Mary feel special.
Neden araçlarım özel araba yolunda?Why are my tools in the driveway?
Belki de özel olarak konuşmak istiyorsun.Maybe you want to talk in private.
Ben sadece özel durumlarda kravat takarım.I only wear a tie on special occasions.
Bu iki türün ortak özelliği nedir?What do these two species have in common?
Bu makineyi çalıştırmak için özel bir eğitim gerekli değil.No special training is needed to operate this machine.
Leyla bir özel dedektif tuttu.Layla engaged a private detective.
Bu iş için aklınızda özel biri var mı?Do you have anyone special in mind for the job?
Tom özel bir öğretmendir.Tom is a dedicated teacher.
Sen benim Tanrı'dan özel hediyemsin.You're my special gift from God.
Tom sık sık özel hayatından bahsetmez.Tom doesn't often talk about his private life.
Özel olarak ilgilenmiyorum.I don't particularly mind.
Sami özel bir dedektifle bağlantıya geçti.Sami contacted a private detective.
Sami kendi özel sırrını Leyla ile paylaştı.Sami shared his own special secret with Layla.
İlk öpücüğümün özel olmasını istedim.I wanted my first kiss to be special.
Tom özel bir okula gidiyor.Tom goes to a private school.
Tom, Mary'nin özel öğretmeni.Tom is Mary's private tutor.
Türkiye özellikle de enerji alanında dışa bağımlı.Turkey relies heavily on imports, especially for energy.
Bir özel dedektif tarafından takip edildiğini düşünüyor.He thinks he's being shadowed by a private detective.
Tom'un kendi özel adası var.Tom has his own private island.
William'ın yorumu özellikle aşağılayıcıydı.William's comment was particularly insulting.
Oğlunun ilk doğum günü özel olarak kutlanmıştı.The boy’s first birthday was celebrated privately.
Özel ^ "Bulgarian Iron Church Celebrates Patron Day" (İngilizce)."Bulgarian Iron Church Celebrates Patron Day".
Çeşitli taslak ve plânları, özellikle balayında başladıkları, tamamlanmamıştır.Several drafts and plans, especially those begun during his honeymoon, remain unfinished.
Bütün dünya bize karşı komplo kuruyorsa biz çok özel olmalıyız.If the world is conspiring against us, we must be really special.