özü ile cümle
özü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat sonrasında yaptığı açıklamalar için özür diledi.Za svoje výroky se posléze omluvil.
Allah'nın varlığı her zaman mutlak özü ile birlikte düşünülmelidir, ancak insan bunu gerçekleştiremez.Bůh je tedy předpokladem a základem všeho, co jest, aniž by sám byl v čemkoliv obsažen.
Aynı biçimde mutlak bir insan doğası kabulü de tanrısal bir insan özü anlayışına sürüklenmeye neden olur.Příčinou toho je, že nedokonalý člověk pochybil ve své snaze zpřístupnit ostatním božské vědění.
Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.Skupina pak později vydala označení s omluvou.
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.Dokonce uvažuje o tom, jaký má jeho akce smysl a co bude, až bude po ní.
Evliliğinde zihinsel özürlü kocasının şiddetine maruz kaldı.Důvodem byla jeho manželská nevěra.
Köyün yakınından geçen birde Aflak özü isimli bir öz vardır.V její blízkosti se nachází vesnice stejného jména.
Mahkûmların özür dilemesi istenir.Kubíčka prosí o odpuštění.
Yapıtlarında genel olarak yaşam, doğa ve evrenin özünü yansıtmayı denedi.Ve svém identickém projevu intenzivně pátral po podstatě přírody, kosmu a univerza.
Ignorantia juris neminem excusat Hukuk bilmemek özür olamaz.Neznalost zákona podle § 3 neomlouvala.
Öğretmenliğinin yanında müzik çalışmalarına eşi Metin Özülkü ile birlikte devam etti.Během svých studií se vedle svého učitelského povolání aktivně věnoval hudbě.
İki kız kraliçeden özür dilerler.Mladík prosí dámy o odpuštění.
Özür diliyorum Avrupa!Trăiască Italia!
Yani evet, özünde ciddi olan yeni albümüm yaptığım diğer tüm şeylere bir tepkiydi.Deci, da, acest album a fost o reacție la celelalte lucruri care le făceam, care erau foarte serioase.
Fakat yine de “Bu tür düşüncelerin temeline düşüncesiz özür inşa etmek aptallık olur.” dedi.El a spus, însă: „Ar fi o prostie să construim o apologetică impulsivă pe baza acestor păreri.”
Oralet, portakal özü tozu markası.Adevărul. ^ „COD PORTOCALIU prelungit.
Bu sırada Robin'den de özür dilemektedir.COA nu consideră că i se datorează scuze lui Norman.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Se hotărî să ceară iertare.
Kirsten, Sandy’den özür diler.Oache vrea să-și ceară iertare de la zână.
Heidegger, "insanın özü varoluşundadır" demektedir.Ponge afirmă că omul este viitorul omului.
Michael avluda Lincoln'nün yanından geçerken ondan özür diledi.A fost forțat de Michael Howard să merge în Liverpool să-si ceară scuze.
Hıristiyanlığın Özü.Creștinism de vacanță.
Aynı yıl parlamento ‘1531 Ruhbana Özür Yasası’nı kabul etti.În 1534, este emis "Actul de Supremație".
Arşivin içerdiği koleksiyonun özünü documenta organizasyonunun dosyaları ve malzemelerinden gelmektedir.Localitatea avea deja biserică, lucru, pe care îl aflăm din documente de arhivă.
Mahkeme heyetine pişman olduğunu ve özür dileyerek "bir daha yapmayacağını(!)" söyler.Cere pardon și spune că nu mai faci altă dată!”
Bu şarkıyı ona bir özür olarak yazdım."Numește-mi un cântec și ți-l interpretez.”
Gitmeden önce Edward, Bella’ya neden ayrıldığını anlatır ve özür diler.Ulterior, el îi explică Bellei motivul pentru care a plecat, și îi cere iertare.
"Evanescence'ın Özü".De dragul Evangheliei.
Paragöz ve alkolik birisi gibi dursa da özünde gerçekten iyi niyetli ve sevecen bir insandır.În momentele intime, Bucătarul este defapt o persoană iubitoare și sensibilă.
Mallarmé'ye göre kapalılık ve anlaşılmazlık şiirin özüdür.Defectul pe care și-l recunoaște Minculescu este sinceritatea.
Uçurdum Da Uçurdum Eda Özülkü'nün üçüncü albümüdür.We Steal Things și lansat ca cel de-al treilea disc single al materialului.
Bu cetvele göre, transeksüellik, özürlülük durumu olarak değerlendirilmektedir.Din punct de vedere legal, colaboraționismul poate fi considerat o formă de trădare.
Fakat sonrasında yaptığı açıklamalar için özür diledi.Mai târziu el și-a cerut scuze în public pentru acțiunile sale.
Söylediğim için özür dilemek zorunda değilim.Nu trebuie să-mi cer scuze pentru ce am spus.
Söylediğim için özür dilemek zorunda değilim.Nu trebuie să-mi cer scuze pentru ceea ce am spus.
Yaptıklarımdan dolayı özür dilerim.Îmi pare rău pentru ceea ce am făcut.
Ben bir özür istemiyorum. Ben bir açıklama istiyorum.Nu vreau scuze. Vreau o explicație.
Ben bir özür istemiyorum. Ben bir açıklama istiyorum.Nu vreau o scuză. Vreau o explicație.
Tom bile özür dilemedi.Tom nici măcar nu şi-a cerut scuze.
Tom özür dilercesine gülümsedi.Tom a zâmbit ca și cum s-ar scuza.
Özür dilemeyi denedim ama sözler boğazıma takıldı.Am încercat să-mi cer scuze, dar cuvintele mi s-au blocat în gât.
Zahmet için özür dileriz.Ne cerem scuze pentru inconvenient.
Zahmet için özür dileriz.Ne cerem scuze pentru neplăcerile create.
(Yanlış anlaşılma için özür dilerim.(Îmi pare rău pentru neînțelegere.
UEFA Şampiyonlar Ligi adına özür dilerim.Îmi cer scuze în numele UEFA Champions League.
Kim özür dileyecek?Miért kéne bocsánatot kérnem?
Olay NBC ve National Football League'in özür dilemelerine neden oldu.Az NBC és National Football League kért elnézést az eset miatt.
Daha sonra Cole ondan özür diledi.Ezek után Clark elnézést kért tőle.
McGregor daha sonra özür diledi ve Rangers tarafından iki haftalık maaşı kesildi.McGregor később elnézést kért az esetért és klubja, a Rangers is kétheti fizetésmegvonást rótt ki rá.
Kutuplar birbirinin özünü karşıtında barındırır.A képek polarizációja egymás ellentéte.
Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor.A vallás az emberi lényeg fantasztikus megvalósulása, mert az emberi lényegnek nincs igazi valósága.
Berkeley'e göre, nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.Berkely szerint lenni és észleltnek lenni ugyanazt a dolgot jelenti.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.A bocsánatkérés japán részéről nem azonnal történt.
Mahkûmların özür dilemesi istenir.Szeretnék mindenkitől bocsánatot kérni!
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Bocsánatot kér emiatt.
Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.A nagykövetség levélben kért tőle hivatalosan elnézést.
Ancak, sözcüğüne sadık kaldı ve bir önceki haftadaki eylemleri için "özür diledi".Egyúttal sajnálatát és részvétét fejezte ki az eddigi napok eseményei kapcsán.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Egy-egy kézmozdulatom megformálásán sokat töprengtem.
Hiçbiri yaptıklarından dolayı özür dilemez.Egyik eset után sem kért bocsánatot.
Hıristiyanlığın Özü.A kereszténység lényege.