özü ile cümle
özü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sizi görmemişim, özür dilerim.Ik zag jullie niet, het spijt me.
Allah'nın varlığı her zaman mutlak özü ile birlikte düşünülmelidir, ancak insan bunu gerçekleştiremez.Według tauhid Bóg (Allah) jest wyłącznie jeden i nie ma on sobie równych.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.Rząd Japonii oficjalnie przeprosił za ten incydent.
Futbolcu daha sonra ise bu davranışından ötürü özür dilemiştir.Sam zawodnik oficjalnie przeprosił później za swoje zachowanie.
Kimmel, bir süre sonra özürlerini iletti.Po paru dniach Tomowi udaje się przeprosić partnera.
Bunun üzerine görevli çok mahcup oldu; özür dileyerek bizi içeri kendisi davet etti.On będzie wzywał Pana przeciwko tobie, a ty obciążysz się grzechem.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Mam nadzieję, że mi to wybaczycie.
Vortigaunt Alyx'in iyileşmesi için antlion larvası özütü kullanılması gerektiğini söyler.Aby uleczyć Alyx niezbędny jest Ekstrakt Larwalny.
Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.Zamiast Prema czeka na niego list z przeprosinami.
Hıristiyanlığın Özü.Fenomen chrześcijaństwa.
Fakat sonrasında yaptığı açıklamalar için özür diledi.Za stwierdzenia te później przeprosił.
Hiçbiri yaptıklarından dolayı özür dilemez.Żaden z nich nigdy nie odpowiedział za swe czyny.
Adam, Ömer'in huzuruna getirilince özür beya edip: Ben sadece sana ait tulumdan içtim, dedi.A gdy ich już wyprowadzili z miasta, rzekł jeden z nich: «Uchodź, abyś ocalił swe życie.
Sonra da hemen özür diler.Wychodzi za nią i przeprasza.
Özünde herhangi bir renk maddesi yoktur.W całym kodeksie nie występują żadne inne barwy.
Genç sürgünlerin özü bölmelidir.Młodzi ludzie cierpią jednak niewygody.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Zdaje sobie sprawę, jak bardzo zraniła uczucia nieszczęśliwego człowieka.
Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan Tanrı'ya ibadet ederek onun gönlünü kazanmak gerekmez.Samemu sobie służy, a nie Bogu, kto w służbie Boga zapobiega o własne korzyści.
Amor est vitae essentia Aşk hayatın özüdür.Frui jest miłością rzeczy, której chcemy dla niej samej.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.Trwale pozostaje ono w człowieku, póki jest on istotą rozumną.
İsrail yanlışlıkla vurduğunu iddia etmiş ve özür dilemiştir.Jugosławia przeprosiła za incydent i wypłaciła odszkodowania.
Bundan sonra köyün adı söğüt özü olur.Wieś występuje wtedy pod nazwą Głovino.
Kirsten, Sandy’den özür diler.Jelcyn przeprosił za Katyń.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Boże, pomóż nam podejmować właściwe decyzje, Nie zapominając o Twojej litości.
Türkiye özünde bir olimpiyat ülkesidir.Turcję reprezentowała kadra olimpijska.
Sekiz Kollu Willy (Türkçe seslendirme:Kadir Özübek) : Bir ahtapotdur.1/8 Następne Katarzyna Wajda: O niej będzie głośno!
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Po spotkaniu oficjalnie przeprosił kibiców, a także prosił ich o wybaczenie.
İsa'nın tanrısallığına ve özüne vurgu yapılır, İsa'nın başlangıçtaki "logos" olduğu söylenir.Tylko u Marka wypowiedź Jezusa zaczyna się od słów: „Miejcie wiarę w Boga!"
RIRA saldırıdan hemen sonra özür diledi.Trzy dni po zamachu RIRA przyznała się do zamachu i jednocześnie za niego przeprosiła.
Görüşmede Young Buck, ağlıyor ve özür diliyordu.Jakub Śpiewak: Wyznaję i przepraszam.
Özürlü ve yaşlılar için gerekli tüm çözümler alınmıştır.Potrzebny jest nam wszystkim, starym i młodym.
Geç Gelen Bahar (晩春, Banshun), 1949 Japonya yapımı bir Yasujirō Ozu filmidir.晩春 Banshun) – japoński dramat filmowy z 1949 roku w reżyserii Yasujirō Ozu.
O Hıçkıdık'tan özür dinleyince Dişsiz sakinleşir.Po wykluciu ząb jajowy zanika.
Kızıl Terör'ün özü budur."Wprowadzono „czerwony terror”.
Bu sanat akımının özünde Sanat toplum içindir anlayışı vardır.Czy ten artykuł sprawia, że rozumiemy życie społeczne?
Bir başka anlamı ise tüm yaşayan varlıkların özünde mevcut olandır.Duszę ma zatem wszystko, co żywe.
Sonra da hemen özür diler.Han svarar då med förlåtelse.
Gerçekten de odur duaları kabul eden, özü doğruların dualarını makbul eyleyen.Han skyller på att han bara har lytt sin herres befallning.
Tantalum içeren mineral özütleri genellikle 'tantalit' olarak adlandırılırlar.Mineral som innehåller koncentrationer av tantal kallas vanligen 'tantalit'.
Swift, "Back to December" şarkısını birinden özür dilediği ilk şarkı olarak tanımlamaktadır.Enligt Swift är det i "Back to December" som hon för första gången ber om ursäkt till någon i en låt.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Han bad dock tydligt om ursäkt för detta.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.Den tyska regeringen har senare bett om ursäkt för händelserna.
Daha önce şarkımlarımda "özür dileme" ihtiyacı hissetmemiştim.Hon har tidigare förklarat, "Jag har aldrig känt behovet att be om ursäkt i en sång förr.
Günahları için özür diler ve böylece günahlarından kurtulur.Detta gör hon för att sona de synder hon begått och för att söka Guds förlåtelse.
Daha sonra Cole ondan özür diledi.Senare bad Lindqvist om ursäkt.
Fakat sonrasında yaptığı açıklamalar için özür diledi.Han har senare bett om ursäkt för att han gjorde det.
Mahkûmların özür dilemesi istenir.Biskopen uppmanar honom att be om ursäkt.
Asıl özü ise bilinmeden kalır.Dock kommer deras sanna funktion att förbli okänd.
2010 yılında ABD devleti resmi olarak bu yapılan deneylerden dolayı özür diledi.I oktober 2010 bad USA formellt Guatemala om ursäkt för att ha utfört dessa experiment.
Kızıl Terör'ün özü budur."Ärendet "Röda Kvarn".
2 Aralık 1989'da Bulgaristan'dan bir özür geldi.Officiellt bad Sveriges regering om ursäkt den 20 juni 1994.
Donnison bu durum için özür diledi.Monroe har dock bett om ursäkt för detta uttalande.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Starkt negativt omdöme om någons mentala kapacitet.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Mannen bad om ursäkt och gick sin väg.
Özü ise Veela saç telidir.Hela växten är hårig.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Gud hjälpe hans själ bättre än han förtjänade.
Ama aslına bakıldığında özü yine Öz Türkçedir.För andra betydelser, se Wādī at Turkumān.
Anason tohumları, tarçın, ve yaklaşık olarak 32 başka bitki özü ile lezzet kazanmıştır.Bittern smaksätts med anisfrön, kanel samt runt 32 andra örter.
İncelemelerinde en beğendikleri arasında The Mary Tyler Moore Show'un dizinin özüne uygun olan finali vardı.(Jag kommer klara det efter allt), är en referens till inledningen av The Mary Tyler Moore Show.
Genç sürgünlerin özü bölmelidir.Ungdomslagen är fortfarande skilda verksamheter.