Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Governo, denaro, guerra, niente che non si sia già visto.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Guvernul, banii, războiul, nimic nu s-a schimbat de atunci.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.따라서 정부, 돈, 전쟁. 아무것도 변하지 않았죠.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Kormány, pénz, háború -- azóta sem változott semmi.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Portanto, governo, dinheiro, guerra, nada de diferente aí.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Rząd, pieniądze, wojna - nic nowego.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Så regering, penge, krig, intet ændrer sig der.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Thế nên, chính phủ, tiền bạc, chiến tranh, không có gì thay đổi, hồi trước và sau này.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Vláda, peníze, válka, nic se nezměnilo.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Έτσι, κυβέρνηση, χρήματα, πόλεμος, τίποτα δεν αλλάζει.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Государство, деньги, война — ничего не меняется.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.Так що, уряд, гроші, війна - нічого не змінилось.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.אז ממשלה, כסף, מלחמה, דבר לא משתנה שם, אז,
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.فالحكومة والمال والحرب، لم يتغير شيء للآن.
Bakalım: hükümet, para, savaş. Öyleyse hiç bir şey değişmemiş.であれば こう質問しましょう
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Azt mondta: "Akkor már csak egy dolgot kell megtalálnod."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı""Čo je to, otec?" "Práca" (Smiech)
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Dia mengatakan, "Masih ada satu hal yang harus kau temukan."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"El a spus: "Ei bine, mai e ceva ce trebuie să găseşti" am spus:
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Ele disse: " Bem, agora há algo mais que tens que descobrir."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Er sagte: "Hm, dann musst du nur noch eines finden."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Han sade, "Då är det en sak till som du måste hitta."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Han sagde, "Vel der er en ting til du er nødt til at finde."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Il m'a répondu : "Eh bien, il y a encore une chose que tu dois trouver."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"아버지는 "네가 찾아야 할 게 하나 더 있구나." 라고 하셨습니다.
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Lui disse, " C'è un'altra cosa che devi trovare."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Odparł: "Musisz odnaleźć jeszcze jedną rzecz".
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Ông nói, "Tốt nhưng mà có một thứ còn cần thiết hơn"
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Y me contestó: "Bien, pero necesitas encontrar algo más".
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Zeptal jsem se, "A to je co, tati?" "Práci."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı""Τώρα ένα πράγμα μόνο απομένει να βρεις", μου είπε.
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Он сказал: "Ну, теперь тебе осталось найти ещё кое-что".
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"Той отговори,"Ами, има още едно нещо което трябва да намериш."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"הוא אמר, "ובכן יש עוד משהוא אחד שאתה צריך למצוא."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"فقال، "هنالك شيء آخر يجب أن تجد."
Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"「何それ?」 「仕事だよ」
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkında당신이 날 믿는다면 그래서 난 모르겠어 음 ... 이 생각하는 것이 중요하다고 생각 약
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkındaTe stvari se lahko zgodi z mano preko i jih ne bi verjel tudi jaz ne vem, če mi verjameš uh ...
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkındaЯ думаю, це важливо думати про
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkındaЯ думаю, это важно думать о
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkındaאז אני לא יודע אם אתה מאמין לי אה ... אני חושב שזה חשוב לחשוב על
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkındaلذلك أنا لا أعرف إذا كنت تعتقد لي اه ... أعتقد أن هذا هو المهم التفكير حول
Bana inan eğer öyleyse ben bilmiyorum ah ... ben bu düşünmek önemli olduğunu düşünüyorum hakkındaええと...私は、これは考えることが重要だと思います 約 あなただけの暴行ではないで物事を得ることはありません あなたが何かをしなければならないバルコニー
Basagrisina bir tumor sebep oldugunu hic sanmiyorum ama ya oyleyse, beni kim korur.저를 법적으로 보호해줄 수 있는 종양인지 아닌지가 불확실하기 때문에, 전 그저 MRI 검사를 처방할 것입니다." 라고 말할 것입니다.
Basagrisina bir tumor sebep oldugunu hic sanmiyorum ama ya oyleyse, beni kim korur.שכאב הראש הזה הוא גידול, אבל מי יוכל להגן עלי אם זה גידול, אז אולי פשוט אזמין את סריקת ה-MRI."
Basagrisina bir tumor sebep oldugunu hic sanmiyorum ama ya oyleyse, beni kim korur.まず MRI を受けてきて下さい こうして 2千億ドルが不要な検査に費やされます
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Hvis den øverstkommanderende er med, står I så bag krigen i Isval?
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Jeśli Najwyższy Dowódca też nim jest, to i wy stoicie za wojną isvalską.
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Jos ylipäällikkökin on Homunculus, oletteko te Isvalin sodan takana?
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Om Bradley är en homunculus ligger ni bakom kriget i Isval med.
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Se anche il Comandante Supremo è uno di voi, allora siete responsabili della guerra di Isval?
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Se o Comandante Supremo também é um, vocês estão por detrás da Guerra de Isval?
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Αν ο Ανώτατος Διοικητής είναι Χομάνκιουλους, τότε εσείς ευθύνεστε για τον Πόλεμο του Ίσβαλ;
Başkumandan da öyleyse, Isval Savaşı'nın arkasında siz mi varsınız?Если Верховный Главнокомандующий - один из них, то не вы ли развязали Ишваланскую войну?
Başkumandan da öyleyse,Si el comandante supremo es uno de ellos,
Başlayalım öyleyse; çünkü Afrika, bir dereceye kadar, bir dönüm noktasındadır.Alors allons-y parce que l'Afrique, dans une certaine mesure, est à un revirement.
Başlayalım öyleyse; çünkü Afrika, bir dereceye kadar, bir dönüm noktasındadır.Also beginnen wir, denn Afrika ist, auf eine gewisse Art, im Umbruch begriffen.
Başlayalım öyleyse; çünkü Afrika, bir dereceye kadar, bir dönüm noktasındadır.Așa că să începem, pentru că Africa, este într-un moment de cotitură, într-o oarecare măsură.
Başlayalım öyleyse; çünkü Afrika, bir dereceye kadar, bir dönüm noktasındadır.Así que sigamos porque África está, hasta cierto punto, cambiando de dirección.
Başlayalım öyleyse; çünkü Afrika, bir dereceye kadar, bir dönüm noktasındadır.자 시작해볼까요. 아프리카는 어떤 면에서 전환점을 맞이하고 있습니다