öylesine ile cümle

öylesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Ma a Copenhagen l'acqua è diventata così pulita che ci può nuotare dentro.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Maar in Kopenhagen is het water zo schoon geworden dat je er in kunt zwemmen.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Mais à Copenhague, l'eau est devenue si propre qu'on peut s'y baigner.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Mas em Copenhaga a água está tão limpa que até podem lá nadar.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Nhưng ở Copenhagen nước trong đến nỗi các bạn có thể bơi.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Pero en Copenhague el agua es tan limpia que incluso es apta para el baño.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Viszont Koppenhágában a víz annyira kitisztult, hogy mostanra már úszni is lehet benne.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Όμως στην Κοπεγχάγη το νερό έχει γίνει τόσο καθαρό, που μπορείς ουσιαστικά να κολυμπήσεις.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Но в Копенгагене вода заново стала такой чистой, что в ней фактически можно плавать.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.Но в Копенхаген водата е толкова чиста, че всъщност може да плувате в нея.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.אבל בקופנהגן המים נהיו כל כך נקיים שאתה יכול לשחות בהם.
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.لكن في كوبنهاغن المياه نظيفة جداً بحيث يمكنك فعلاً أن تسبح عبرها
Ama Kopenhag'da su öylesine temizlendi ki içinde gerçekten yüzebiliyorsunuz.泳げるほどきれいになりました 僕達が最初に手がけたプロジェクトのひとつは
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Czuję w sobie tyle mojego ojca, że nie ma już miejsca dla mnie".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Édesapám annyira bennem él, úgy érzem, magamnak nem maradt hely."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Ich fühle so viel von meinem Vater in mir leben, dass mir selbst gar kein Platz mehr bleibt."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Ik voel de aanwezigheid van mijn vader zo sterk in mij, dat er geen plaats is voor mezelf."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Îl simt pe tata așa de mult în mine, încât nu mai e loc pentru mine."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Je sens tellement mon père vivant en moi qu'il n'y a même plus de place pour moi."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""내 머릿 속에 아버지가 너무 커서 진짜 내가 들어설 공간이 없는 것 같다."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Sento mio padre così vivo dentro in me che non c'è più spazio per me."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Siento tanto de mi padre vivo en mí que ni siquiera hay espacio para mí misma."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Sinto tanto do meu pai ainda vivo em mim que nem há espaço para mim".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Αισθάνομαι τόσο ζωντανό τον πατέρα μου μέσα μου που δεν υπάρχει καν χώρος για μένα".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Чувствам толкова много от баща ми жив в мен, че дори няма място за мен."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor."Я чувствую, что во мне живет столько много отца, что нет даже места для меня."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""אני מרגישה כל כך הרבה מאבא שלי חי בתוכי שאין אפילו מקום בשבילי".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""أشعر أن كثير من والدي يعيش داخلي بحيث لا يوجد مكان لي".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor."「とても寂しい」
Belki, bir araba alıyorsundur ve arabayı öylesine almıyorsundur.فربما تقوم بشراء سيارة، ولكن ليس بهدف الرفاهية
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Dan sesuatu yang mungkin tidak Anda sukai namun karena lapar, Anda tetap memakannya hingga kenyang.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.E algo de que possamos não gostar mas estamos tão esfomeados que ficaremos satisfeitos em comer.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.E così, qualcosa che magari non ci piace per la fame che abbiamo diventa una vera e propria soddisfazione.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.És valami, amit lehet, hogy nem is szeretünk, de olyan éhesek vagyunk, hogy tényleg kielégít, ha megehetjük.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Etwas, dass wir vielleicht nicht mögen, aber wir sind so hungrig, dass wir es ganz zufrieden essen.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.I czasem nawet jak czego nie lubisz, ale jesteś głodny, że i tak zjesz to ze smakiem.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Iets wat je misschien niet lust, maar je bent zo hongerig dat je blij bent het op te kunnen eten.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.여러분이 싫어하는 몇 가지 음식일지라도 공복을 느낀다면 여러분은 만족하면서 먹게 될 것입니다.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Så du kan vara nöjd med att äta något du inte gillar, bara för att du är så hungrig.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Și astfel, ceva care poate chiar nu vă place, dar vă este atât de foame, încât veţi fi mulţumiţi să-l mâncaţi.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Và một thứ có thể bạn không thích nhưng khi đói thì ăn gì cũng thấy ngon.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Y quizá algo que no les guste pero tienen tanta hambre que realmente les satisface comer.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.Ακόμα και αν κάτι δεν σας αρέσει αν πεινάτε θα το φάτε με περισσή χαρά.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.И нещо, което може би не ви харесва но вие сте толкова гладни, че наистина ще бъдете задоволени с яденето.
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.איך אנו מרגישים, וכך הלאה, כולם ביחד. ומשהו שאולי לא תאהבו,
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.حيث يمكن لشيء لا تحبه انت ولكنك ولانك جائع تأكله لكي تشعر بالشبع
Belki de bazen öylesine aç oluyorsunuz ki sevmediğiniz bir şeyi yemek bile sizi tatmin edebiliyor.お腹が空いていると非常に満足するでしょう 満足というのが重要な点です
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Aşa că îmi place să mă prefac că vine de la sine.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Così mi piace far finta che venga da sé.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Deshalb tue ich gerne so, als würde es einfach herausfließen.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Donc, je voudrais au moins faire semblant qu'elle s'écoule simplement.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Ik doe dus graag minstens alsof het eruit vloeit.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.해서 전 적어도 그냥 흘러나오는 것처럼 보이게 하고싶습니다.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Por eso, al menos, me gusta fingir que fluye.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Por isso eu gosto de, pelo menos, fingir que flui, simplesmente.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Så jeg kan lide at bare foregive, det bare flyder.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Takže rád aspoň predstieram, že to ide samo.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Wolę udawać, że po prostu poezja ze mnie wypływa.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Έτσι μου αρέσει τουλάχιστον να προσποιούμαι ότι απλά ρέει.
Ben sanki öylesine çıkıyormuş gibi gösteriyorum.Така че обичам поне да се преструвам, че поезията ми се отдава с лекота.
İlgili Sayfalar