öylesine ile cümle
öylesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Öylesine ağzımdan çıktı.Het kwam zomaar uit mijn mond.
Burada öylesine emirler vermezsin!Je kunt hier niet zomaar bevelen.
Öylesine uğrayıverdiğim için kusuruma bakma, ama cebin kapalıydı.Het spijt me dat ik zomaar binnenval, maar je gsm stond uit.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Bóg jest bezcielesny i zabronione jest wykonywanie jego podobizn.
İmparator Wanyan Yongji bunu haber aldığında, öylesine sinirlendi ki Moğol elçisini infaz etti.Wtedy mistrz Yunyan powiedział Musisz być bardzo ostrożny, gdy niesiesz tą wielką rzecz.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Zajął się duszpasterstwem prostych ludzi, miejskiej biedoty.
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ....Daleko, daleko stąd... (pol.).
Sovyet kuvvetlerinin ilerlemesi öylesine güçlüydü ki, 30 km'lik bir cephe hattını tutmakta olan Alman 123.Uderzenie sił radzieckich było tak silne, że broniące się formacje niemieckie, a mianowicie 123.
Bu hayata öylesine kapılmıştır ki onu ziyarete gelen ablasının iyi yürekli kocasını aşağılar.Swoje imię otrzymała na cześć staruszki, która się nią opiekowała.
Muharebeye giriş ve dağılma öylesine hızlı oldu ki durum, Alman haritalarında bile işaretlenemedi.Wszystko to nastąpiło tak szybko, że pułk nie został nawet zaznaczony na niemieckich mapach sytuacyjnych.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Målgruppen var lekmän, de "andligen fattiga".
Bunları öylesine yapmıştı fakat daha sonraları büyük bir suçlu psikolojisine girmişti.Allt detta trots hans synnerligen kriminella liv.
Öylesine dardır ki ancak bir demiryolu hattı için olanak vermektedir.Ці обмеження будуть стосуватися не лише обмеження залізничного сполучення.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Всі зазіхали на її багатства, працелюбний народ.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Jeho moc vyvolala odpor mezi ostatními králi Británie.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Nešťastný básník i s celou svou romantikou!
Hatta öylesine büyük ki kendine ait bir yağmur ormanı, büyük bir nehri ve küçük dağları var.Dešat má také hluboké říční soutěsky, obrovské lesy a malá ledovcová horská jezera.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Může znamenat plamen, slovo boží, slza.
Hele son üç yıl içinde yolumuz Karacaahmet’e öylesine saplandı ki, bir bıçak gibi...Během pěti let byl orčí Hordou napodruhé dobyt Stormwind a Azeroth tak padl.
Kitap öylesine şaşaalı bir şekilde hazırlanmıştı ki fiyatı normal bir kitabın iki katıydı.Lemaire, și era atât de dichisită încât atingea prețul dublu față de cel al unei cărți normale.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Alegerea sa ca rege a condus la decenii de dispute pentru tron între diferiți pretendenți rivali.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Era cea mai frumoasă zeiță romană, luminoasă și curată ca flacăra focului.
Anladığım kadarıyla, öylesine bir plan imkansızdır.Din câte văd eu, un asemenea plan este imposibil.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Megjelenik még Küdürcs-jumo, aki a mennydörgés, illetve a villámlás istene.
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ....(Névtelenül és u. ott, 1838.)
Kitap öylesine şaşaalı bir şekilde hazırlanmıştı ki fiyatı normal bir kitabın iki katıydı.Ez a könyv oly lelkiismeretes munkával készült, hogy megszégyenítően hat reánk.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Jumala voi heittää salaman, tai salama voi tulla jumalan aseesta tai muusta jumalan toiminnasta.
Wehrmacht için bu yenilgi öylesine büyük bir şok etkisi yarattı ki özel bir soruşturma açıldı.Για τη Βέρμαχτ το σοκ από αυτή την ήττα ήταν τόσο ισχυρό ώστε διατάχθηκε ειδική έρευνα.
Öylesine iyi cirit ve ok atardı ki, akranı bulunmazdı.Vådt var det så tungt, at hun ikke kunne stå op uden hjælp.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.De besad derfor en større magt, da de havde ret til at modsige kongerne.
Hannibal'in bu girişiminin başarısı öylesine parlaktı ki Kartacalılar bu işlemi birkaç kez yinelediler.Suksessen med denne manøvreren var så overveldende at karthagenerne gjentok det flere ganger.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Arten er forholdsvis uvanlig hos oss og er ikke regnet som en stor skadegjører.
Kitap öylesine şaşaalı bir şekilde hazırlanmıştı ki fiyatı normal bir kitabın iki katıydı.Produksjonen var så overdådig at boken kostet dobbelt så mye som andre bøker av samme størrelse.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Kunne høvdingene spille på konflikten mellom kongene.
Öylesine dardır ki ancak bir demiryolu hattı için olanak vermektedir.Til det trengs ikke mer enn en plattform langs jernbanesporet.
Muhit öylesine değiştiki.Familielykken var vekslende.
Öylesine onlardan.Di antaranya.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Lời này đi vào sâu thẳm trái tim tôi: người nghèo, người nghèo.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.しかしそれが強い負の刺激である(と常識的に考えられる)場合、それは過度に伝わらないように出来ている。
Hannibal'in bu girişiminin başarısı öylesine parlaktı ki Kartacalılar bu işlemi birkaç kez yinelediler.この企てが成功したことは驚きであり、カルタゴ群は同様な作戦を何回か繰り返した。
Wozniak "Yüksek çözünürlüğü öylesine eklemiştim.『フォーゼ』では超必殺技が追加された。
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!一般客が大勢いる館内を全裸で逃げまくる羞恥娘たちの運命は!
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ....(2006年、ラインコミュニケーションズ) ちょっぴり、お・と・な。
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.この神が身に着ける炎を模した具足は課金ガチャなどで入手可能。
Harita öylesine ustaca yapılmıştı ki, bütün yollar Almanları İngilizlerin olduğu yöne doğru sevk ediyordu.博識な語学力を生かし、ドイツ人から見た英国人などのようにとてもユーモアにあふれたジョークを連発していた。
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.廷玉謂無足當此者,撰議以為不可行。
Wehrmacht için bu yenilgi öylesine büyük bir şok etkisi yarattı ki özel bir soruşturma açıldı.對德意志國防軍來說,這場敗戰的衝擊很大,以致下令進行特別調查。
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.我很開心他完成了比賽,且是以他自己的方式,這是他應得的。
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!都如梦,何曾共,可怜孤似钗头凤。
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.……廟號曰神,殆真如神雲。
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.그러나 그렇다고 그들을 가정한 가설이 틀린다고도 하기 어렵다.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.신안의 갈라테아라고 불리며 요기감지능력이 매우 뛰어나다.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!זה גורל החלשים, גורלו של המיעוט השנוא!...
Bu olay benim üzerimde öylesine tesir etti ki, ileride doktor olmamın sebebidir.זה משגע אותי, כי זה הרושם שיש להרבה אנשים עליי.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Според Херодот той се ползвал като съдия с голям авторитет между наслелението, което го избрало за цар.
Ama resim yapmak, öylesine heyecan ve keyif verici bir şeydi işte.Njegov stil pisanja bio je zanimljiv i slikovit.
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Jeho moc vyvolala odpor medzi ostatnými kráľmi Británie.
Zira öylesine müsait ki tam bu iş için bir numara bir yer.Flora v tem delu je zelo številčna.
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ...."Never Too Far" 1993 m.
Öylesine onlardan.Vienu iš daugelio.