öylesine ile cümle

öylesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ve öylesine bağlar onu ki kimsecikler, o çeşit bağlayamaz.And none can bind as He will bind.
Öylesine ki malını verir de özünü tertemiz bir hale kor.And gives of his wealth that he may grow in virtue,
Öylesine yük ki çökertmişti belini.Which had left you devoid of hope,
Öylesine ki mal yığar ve onu sayardurur.Who amasses wealth and hordes it.
Öylesine ateş ki yürekleri sarar, kaplar.Which penetrates the hearts
Öylesine namaz kılanların ki namazlarını unuturlar.But who are oblivious of their moral duties,
Öylesine ki insanların gönüllerine vesveseler sokar.Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Öylesine yüce, öylesine büyüktür O!He is all-high and supreme.
Bize sadece dünyada ver" diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.Give us in this world” – and he does not have a portion in the Hereafter.
Öylesine cennettir ki kullarımızdan kim, bizden çekinirse ona miras vereceğiz o cenneti.It is the Paradise that We will bequeath to those among Our bondmen who remain pious.
Üstlerine öylesine bir yağmur yağdırdık ki, ne de kötüdür korkutulanlara yağdırılan yağmur.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Ve onlara öylesine bir yağmur yağdırdık ki, korkutulanlara yağan yağmur, ne de kötü yağmurdur.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Nihayet Yûsuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, kendilerinin ellerini kestiler.And when they saw him, they so admired him that they cut their hands, saying, 'God save us!
Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki dünya bütün genişliğine rağmen başlarına dar geldi.Thereafter He relented toward them, so that they might repent. Verily Allah!
İnkarcılar, mezardakilerden nasıl umut kesmişlerse onlar da ahiretten öylesine umut kesmişlerdir.Surely they have despaired of tHe Hereafter even as have despaired the entombed of the infidels. S
Öylesine de çılgın alevli cehennem yetti.Hell is a sufficient Inferno.
Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur. Öylesine yüce, öylesine büyüktür O!His is all that is in the heavens and all that is in the earth; He is the Most High, the All-Great.
Öylesine baskı altındayken böylesine bir kararlılık bir parça da olsa teselli veriyor.In moments of so much repression, determination like this is a relief.
Ve bu sözleri öylesine söylemiyorum." dedi.And I don't say those words lightly," Zoellick said.
Öylesine bir şoktu.Es war ein solcher Schock.
Öylesine eski bir şarkı ki onu herkes bilir.Es ist ein so altes Lied, dass es jeder kennt.
Öylesine sıkıcı bir konuşmaydı ki uyuyakaldım.Die Rede war so langweilig, dass ich eingeschlafen bin.
Öylesine bakınıyoruz.Wir sehen uns nur um.
Hannibal'in bu girişiminin başarısı öylesine parlaktı ki Kartacalılar bu işlemi birkaç kez yinelediler.Der Erfolg des Unternehmens war so überwältigend, dass die Karthager ihn mehrfach wiederholten.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Dieser Standort erwies sich jedoch als ungünstig, da nur schlecht erschlossen.
Öylesine dardır ki ancak bir demiryolu hattı için olanak vermektedir.Grund dafür ist der zur Verfügung stehende Platz, der nur eine begrenzte Anzahl von Wettkampfbahnen zulässt.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Gott gilt als das absolute Licht, das Licht der Lichter.
Ancak 2. Tümen bu savaşlarda öylesine hırpalanmıştır ki, savaşın hemen ardından cepheden geri çekildi.Das dritte war nach dem Kampf so sehr beschädigt, dass es hinter den eigenen Linien zu Boden ging.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Wir alle sollten es wegwerfen, das Bild des weißen Mannes Gott, der so gnadenlos ist.
Wozniak "Yüksek çözünürlüğü öylesine eklemiştim.Die „Bohuslav Fallsammlung“ genoss hohes Ansehen.
O ve ben öylesine yakın arkadaşlarız ki neredeyse birbirimizin aklını okuruz.Lui et moi sommes des amis si intimes que nous pouvons presque lire dans la tête de l'autre.
Öylesine yorgunum ki...Je suis si fatigué ...
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Son livre ne manque pas d’heureuse invention ; mais il propose et ne conclut rien.
Hannibal'in bu girişiminin başarısı öylesine parlaktı ki Kartacalılar bu işlemi birkaç kez yinelediler.Le succès de cette entreprise fut si total que les Carthaginois la répétèrent plusieurs fois.
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ....(In weiter Ferne, so nah!)
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Tout au long du roman, Solal méprise les pauvres. « La misère avilit.
Bu batıl inanç hâlâ öylesine güçlüdür ki, bazı kimseler 13 kişiyi aynı masaya oturtmaktan kaçınır.Cela semble être à l'origine du soin que beaucoup encore mettent à ne pas être treize à table.
Wehrmacht için bu yenilgi öylesine büyük bir şok etkisi yarattı ki özel bir soruşturma açıldı.Pour la Wehrmacht, le choc de cette défaite est si grand qu'une commission d'enquête est mise en place.
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.Il rajoutait qu'il était très heureux d'avoir gagné cette coupe.
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ....1993 - ¡Tan lejos, tan cerca!
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Participa como árbitro en las guerras entre los otros dos reinos.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!¡Y pensar que yo lo he visto nacer, yo, pobre bestia de carga despreciado por todos!
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Cerchiamo tutti di essere scorretti, la puttana-nazi ha ragione.
Öylesine onlardan.A Tale.
Luftflotte 4'in dört nakliye grubunun kayıpları öylesine ağırdır ki sonuç olarak "resmen çözülmüş"lerdir.Ognuno a bordo crede che l'Arma Quattro sia dunque maledetta.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Но он отлично сыгран и поставлен, и остаётся незабываемым наслаждением».
(Öylesine Uzak, Öylesine Yakın, 1993) ....«Так близко, так далеко...».
Kitap öylesine şaşaalı bir şekilde hazırlanmıştı ki fiyatı normal bir kitabın iki katıydı.Книга была так роскошно оформлена, что обошлась в два раза дороже, чем другие подобные книги.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!В повести освящена трагическая судьба бедняков-поденщиков.
Jupiter hurafelere inanır ve öylesine bilgisizdir ki sağı ile solunu birbirine karıştırır.Юпитер описан суеверным и настолько лишенным интеллекта, что даже не может отличить лево от права.
Wehrmacht için bu yenilgi öylesine büyük bir şok etkisi yarattı ki özel bir soruşturma açıldı.Гей посчитал это сражение настолько выдающимся, что провёл специальное исследование.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.وكان حليمًا، إلا إنه عند الشدة كانت قسوته شديدة ولا ترحم أحد.
Hitler ile olan ilişkisi öylesine büyüdü ki 1933 yılında evlenecekleri söylentileri yayıldı.Sua relação se tornou tão intíma que houve rumores de casamento de 1933.
Bu olay benim üzerimde öylesine tesir etti ki, ileride doktor olmamın sebebidir.Eu falei pra ele que era melhor procurar um médico.
Öylesine dardır ki ancak bir demiryolu hattı için olanak vermektedir.Algumas tarefas são intratáveis para uma única rede neural.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Ondanks zijn goede zorgen, aldus Purmerent, was de Swaen ondankbaar en ongehoorzaam.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Boven de pet van de wet Nondejuut Ongelikte beren!
Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.Daarenboven fungeerde hij bij gerechtelijke conflicten tussen heersers als koningsrechter.
Çünkü, Darıdere Köyü öylesine varlıklı bir köy olmamıştır.De Blesse is nog niet zo'n oud dorp.
Öylesine vazgeçemezsin.Je kunt zomaar niet opgeven.
İlgili Sayfalar