öykü ile cümle
öykü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Öyküde açıkça belirtilmese de, atın ölen Berlifitzing'in kendisi olduğu ima edilir.Deși neafirmat în mod explicit, se presupune că acel cal este într-adevăr Berlifitzing.
Genç bir kızla evlenmek zorunda kalan yaşlı bir adamın öyküsü.Povestea se centrează asupra vieții unei tinere căsătorite cu un doctor.
Yayımcıların ikna ettiği Tolkien Aralık 1937'de yeni bir hobbit öyküsü yazmaya başladı.Fiind presat de către editori, Tolkien a început un nou Hobbit în luna decembrie a anului 1937.
Poe ayrıca dişleri bir simge olarak ilk defa bu öyküde kullanır.Poe folosește, de asemenea, dinții ca un simbol pentru prima dată în „Metzengerstein”.
Öykü boyunca tekrarlanan kan ve zaman betimlemeleri, fiziksel varoluşu temsil eder.Imaginea sângelui și a timpului indică, de asemenea, corporalitatea.
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü hakkında yayımlandığı dönemde çıkan eleştiriler genelde olumsuzdu.Recenziile contemporane ale Aventurilor lui Arthur Gordon Pym au fost în marea lor majoritate nefavorabile.
Başçavuş X: Öykünün anlatıcısıdır.Semnalele lui Gordon X. - Istorisirea celor văzute.
Fındık isimli öykü yazarın gençlik günlerinden kalmadır.Astfel, Praga rămâne pentru scriitor orașul tinereții și al ultimelor lui zile.
Sonunda anlaşılır ki oyun boyunca izlenen bütün öyküler aslında ona anlatılmaktadır.În încheiere el constată că toate cele întâmplate cu el au fost doar farse ce făceau parte din joc.
Öyküde verilmek istenen bir ders varsa bile, Poe bunu metin içinde doğrudan belirtmemiştir.În cazul în care povestirea are într-adevăr o morală, Poe nu o prezintă în mod explicit în text.
Öykünün son cümlesi, birçok yan cümlenin bir dizi bağlaçla birbirine bağlanması ile özellikle uzatılmıştır.Paragrafele finale ale povestirii sunt prelungite intenționat prin folosirea unei serii de conjuncții.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Mama și bunica rămân șocate de cele văzute și auzite.
Alice Ann Munro (10 Temmuz 1931, Kanada), Kanadalı bir öykücüdür.Alice Ann Munro (născută Alice Ann Laidlaw, pe 10 iulie 1931) este o scriitoare canadiană.
Bu öykü koalanın av hayvanı olduğunu ve bağırsaklarının uzunluğunu vurgular.Aceasta evidențiază rolul koalei ca vânat și lungimea intestinelor sale.
Sonra Öykü'nün elbiseleri pazarda satıyorlardı Gizem - Çok iyi biri.După asta o vedeam pe femeie în piață, îmbrăcată în doliu, vânzându-și lucrurile.
Sahâvî her öyküyü detaylı bir şekilde belgelemiştir.Înscrie consecvent conviețuirile detaliat starea fiecăruia.
Öykü aynı adla birçok kez sinemaya da uyarlandı.Povestirea a fost adaptată pentru film în mai multe rânduri.
Dizinin merkezinde, çeşitli çözülmemiş soruların doğmasına neden olan karmaşık ve gizemli bir öykü mevcuttur.Nucleul serialului este o poveste complexă și criptică ce dă naștere la numeroase întrebări fără răspuns.
Nathaniel Hawthorne 1843'te yazdığı The Birth-Mark isimli öyküsünde benzer bir tema kullandı.O intrigă similară este folosită și în povestirea „The Birth-Mark” (1843) a lui Nathaniel Hawthorne.
Otobiyografi ya da öz yaşam öyküsü, yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı edebiyat türüdür.Autobiografie, când naratorul este chiar autorul, și vorbește despre viața sa.
Her yarım saatlik karikatürden 15 dakikalık iki öykü hazırlandı.Două povești de 15 minute formează fiecare episod al serialului.
Öykünün başında ismi belirsiz bir anlatıcı kötü niyetli yargıçların olduğu bir mahkemede yargılanır.La începutul povestirii, un narator nenumit este adus la judecată în fața mai multor judecători siniștri.
"Öykülerini siz düşleyin" - Milliyet Gazetesi haberi.Ea a scris - se poate spune - istoria țării.
New York Sun muhabiri Malcolm Johnson tarafından yazılan bir dizi öykü temel alınmıştır.Filmul se bazează pe o serie de articole scrise de Malcolm Johnson în New York Sun.
Öyküde görülen üçüncü kişi ise kardeşlerin hizmetçisi Elsie'dir.Adevăratul personaj negativ din umbră este fratele ei, Matías.
Bukowski’nin şiir ve öykülerinden oluşan toplam 45 kitap bulunmaktadır.Poeziile și ficțiunile lui Belševica au fost traduse în 40 de limbi.
1939'da ilk öyküsü Fikri Abla'yı yazdı.La 10 februarie scrie ultima scrisoare, mamei.
Reklam sektöründe çalışırken, kısa öyküler yazmaya başladı.Ca o măsură secundară de a câștiga bani, a scris povestiri scurte.
Öykülerinin çoğu All-Story ile birlikte Argosy dergisinde yayınlandı.Majoritatea memoriilor și articolelor le-a publicat în revista Mathesis.
Yazar bu öyküyü 1946 yılında yazdı.Autorul a susținut că a scris scenariul în 1966.
Tutuklu olduğu sürede Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan gibi devrimci gençlerle tanıştı ve onların öykülerini yazdı.Este perioada în care reia și fortifică legăturile cu Iașul tinereții și al formării sale ca scriitor.
Aynı sene Salinger The New Yorker'a kısa öyküler göndermeye başladı.Salinger va continua să-și publice scrierile în The New Yorker.
Aşk Yaşama Çok Uçuk (öyküler), Sel Yayıncılık, 2006.Zări de iubire, Editura Autograf, 2006.
Markaların Öyküsü.Capcanele istoriei.
Adam Öykü.Nautul Poveste.
Bu kitabın Büyük Britanya baskısı, öyküyle aynı ismi taşır.Biblioteca publică din New York urmează aceeași practică.
Bilmeyerek arkadaşının karısını seven bir gencin öyküsünü anlatmaktadır.Din punct de vedere al versurilor, acesta spune povestea unui băiat îndrăgostit de o fată.
Kızın hakkındaki öykü, haberlerdeydi.Povestea fetei a fost la știri.
Öyküleri saatlerce bizi eğlendirdi.Povestirile sale ne-au distrat ore întregi.
Bir macera öyküleri kitabı okudum.Am citit o carte de aventuri.
Sana anlatacağımız uzun bir öykü var.Avem să-ți povestim o poveste lungă.
Meksika'dan bir Öykü (Das wirkliche Blau.Eine Geschichte aus Mexiko (A valódi kék szín.
İlk öyküsü İris ve Margarita'yı 11 yaşında yazdı.Első novelláját 11 évesen Iris y Margarita címmel írta.
Ayrıca bu öyküde Doktor'un gezegeni Gallifrey tanıtılmaktadır.Valamint ebben a részben említik a Doktor szülőbolygójának nevét Gallifrey-t.
Bir başka deneyde katılımcılara bir hırsızlıkla ilgili öykü anlatılmıştır.Egy másik kísérletben az alanyoknak egy tolvajról szóló történetet mondtak el.
100 öyküden oluşan eserde de günde 10 öykü anlatılır ve öyküler 10 günde sona erer.Mindenki mindennap mond egy-egy mesét, így 10 nap alatt 100 történet hangzik el.
Sonradan bu öyküler “Onursuz Suçlu” adı altında yeniden basıldı.Így ragadt rájuk később az Avari (vonakodó, visszautasító) név.
Başlangıçta Murphy ve Falchuk, her sezonun farklı bir öyküyü ele almasını planladı.Murphy és Falluck már a sorozat kezdetén úgy tervezték, hogy minden évad más-más történetet mesél majd el.
1951 yılında anılarını A Soldier's Story (Bir Askerin Öyküsü) adıyla yayımladı.1951-ben adta ki emlékiratait A Solder's story címmel.
Carole Ann Ford'un Susan Foreman rolüyle oynadığı son öyküdür.Ebben részben szerepelt utoljára Carole Ann Ford mint Susan Foreman.
13 öykü içerir.Tizenhárom történet.
Buz Savaşçıları bu öyküde geri dönmüştür.Ebben a részben térnek vissza a Jégharcosok.
Hipertansif hastaların başlangıç değerlendirmesinde, tam öykü ve fiziksel muayene içerir.A hipertóniás betegek első felmérésének tartalmaznia kell a teljes kórtörténetet és a fizikális vizsgálatot.
Hatta Jung kızkardeşinin doğumu sırasında aynı öykünün kendisine de anlatıldığını hatırlamaktadır.Jung emlékezett arra, hogy ezt mesélték neki a húga születéséről.
Aynı zamanda kitapta bir aşk öyküsü de bulunuyor.A történetben jelen van a szerelem is.
Birçok öyküsü filme çekilmiştir.Számos történetét megfilmesítették.
3 kısımdan oluşan kitapta toplamda 16 adet öykü bulunmaktadır.Egy 6 kérdéses sorozatban kerül felosztásra a következő 16 terület.
Öykü in medias res olarak başlar.A játék története in medias res jelleggel indul.
Louise Jameson'ın Doktor'un yeni yol arkadaşı Leela rolünü oynadığı ilk öyküdür.Ebben a részben szerepel először Louise Jameson mint Leela a Doktor új útitársnője.
Bu öykü Deborah Watling'in Victoria Waterfield rolünü yol arkadaşı olarak oynadığı son öyküdür.Ebben részben szerepel utoljára Deborah Watling mint Victoria Waterfield.