Ana içeriğe geç
Sözlük

öv ile cümle

öv kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ellerini kullanarak gözlerini ovuşturdu.He rubbed his eyes with his hands.
Zafer kazanmış olmakla övündü.He bragged of having won the victory.
Ödülü aldığı için övündü.He boasted of having won the prize.
O, birçok övgü aldı.He received a lot of praise.
O, ellerini birlikte ovaladı.He rubbed his hands together.
Hiç kimse onu övmez.Nobody ever praises him.
Onun çalışkanlığı gerçekten övgüye değer.Her diligence is indeed worthy of praise.
Onun yeni romanı hayli övüldü.Her new novel has been highly praised.
Oğlunu övdüğümde çok dikkatlice dinledi.She listened very carefully when I praised her son.
O, birincilik ödülünü kazanmakla övündü.She boasted of having won the first prize.
O, her zaman şansıyla övünür.She always boasts of her luck.
O, hep akademik geçmişiyle övünür.She always prides herself on her academic background.
Her zaman övgüler için balık tutuyor.She is always fishing for compliments.
O arabasıyla övünür.She boasts of her car.
O bir havlu ile saçlarını ovuşturdu.She rubbed her hair with a towel.
Gözlerini ovuşturdu.She rubbed her eyes.
O, yemek pişirmede iyi olmakla övünür.She boasts that she's good at cooking.
Anne hasta çocuğun sırtını ovaladı.The mother rubbed the sick child's back.
Ellerimizi birlikte ne kadar hızlı ovarsak, onlar o kadar ısınırlar.The faster we rub our hands together, the warmer they get.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
Onun övünmelerini dinlemekten usandım.I'm tired of listening to his boasts.
Sadece felsefede dairesel bir argüman kullanabilirsin ve bunun için övülürsün.Only in philosophy can you use a circular argument and get praised for it.
Ne kadar iyi yemek pişirdiği hakkında övünür.She brags about how well she can cook.
Jessie basireti için Charles'ı övdü.Jessie praised Charles for his foresight.
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.I'm tired of hearing your boastful tales.
Geri dönen askerler savaştaki cesaretleri nedeniyle övüldüler.The returning soldiers were commended for their bravery in battle.
O bütün zamanını erdemlerini övmek için harcar.He spends all his time extolling her virtues.
Kedim başını omzuma doğru ovdu.My cat rubbed her head against my shoulder.
Omuzlarımı ovar mısın?Will you rub my shoulders?
Çocuklar yorgun olduklarında sık ​​sık gözlerini ovarlar.Children often rub their eyes when they are tired.
Büyük ovalarda hiç çit yoktu.There were no fences on the great plains.
Halk Roosevelt'in reform çabalarını övdü.The public praised Roosevelt's reform efforts.
Mark o kadar dürüsttür ki bunun için herkes onu över.Mark is so honest that everybody commends him for it.
O, dürüstlüğü için onu övdü.She praised him for his honesty.
Başarılarına rağmen, o çok mütevazidir ve onlar hakkında övünmez.Despite his achievements, he is very humble and doesn't boast about them.
Herkes kendi yaptığıyla övünür.Every fox praises its tail.
Her zaman zamanında geldiği için Tom Mary'yi övdü.Tom praised Mary for always being on time.
Tom Mary'nin yarışı kazanması hakkındaki övünmelerinden bıkıyordu.Tom was getting tired of hearing Mary bragging about winning the race.
Okyanusu öv ama karada kal.Glorify the ocean, but stay on the ground.
Tom kesinlikle övgüyü hakediyor.Tom certainly deserves praise.
Tom kesinlikle çok övünür.Tom certainly brags a lot.
Tom beni yanlış ovalıyor.Tom rubs me the wrong way.
Tom ağrıyan ayağını ovaladı.Tom rubbed his sore feet.
Efendi, köleyi övdü.The master praised the slave.
Öğretmenleri onları övdü.Their teacher praised them.
Tom yüzünü ovuşturdu.Tom rubbed his face.
Oğlu hakkında övgü dolu sözler söyledi.He spoke well of his son.
Tom yeni arabasından övünerek söz eder.Tom is bragging about his new car.
Ayaklarımın arkasını yumuşatmak için ponza taşı ile ovarım.I rub with pumice, in order to smooth the back of my feet.
Takımım hakkında övünemem. O her zaman maçları kaybeder.I cannot brag about my team. It always loses games.
Mary'yi övmeyi seviyorum.I like to praise Mary.
O senden övgüyle bahsetti.He spoke highly of you.
O seni övdü.He spoke highly of you.
Hiç kimse ülkemi övmedi.Nobody praised my country.
Kimse ülkemden övgüyle söz etmedi.Nobody praises my country.
Hiç kimse benim ülkemi övmek istemiyor.Nobody wants to praise my country.
Hiç kimse ülkemi övmek istemedi.Nobody wanted to praise my country.
Yeni kitabı dergilerden övgü aldı.His new book received accolades from the magazines.
Onları nerede ovaladın?Where did you scrub them?
Ondan övünerek bahsetti.He bragged about it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod