O konuda çok fazla övünme.Don't boast too much about that.
Övünme tavsiye edilmez.Self-praise is no recommendation.
O, asla başarısıyla övünmedi.He never boasted of his success.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
Onun övünmelerini dinlemekten usandım.I'm tired of listening to his boasts.
Başarılarına rağmen, o çok mütevazidir ve onlar hakkında övünmez.Despite his achievements, he is very humble and doesn't boast about them.
Tom Mary'nin yarışı kazanması hakkındaki övünmelerinden bıkıyordu.Tom was getting tired of hearing Mary bragging about winning the race.
Aşk sabırlıdır, aşk şefkatlidir. Kıskanmaz, övünmez, kibirli değildir.Love is patient, love is kind. It does not envy, it does not boast, it is not proud.
Övünmeyi sevmiyorum ama ben oldukça iyi bir klarnetçiyim.I don't like to brag, but I'm a pretty good clarinetist.
Övünmek yok! Bu seni kötü gösterir!Don't brag! It makes you sound poorer!
Tom yeni arabası hakkında övünmeye başladı.Tom started bragging about his new car.
O genellikle övünmez.He usually doesn't brag.
Arabanın ne kadar hızlı gidebileceği hakkında övünme.Don't brag about how fast your car can go.
Övünmek için değil ama ben oldukça iyi bir atletim.Not to brag, but I'm a pretty good athlete.
Övünmek için değil ama ben oldukça zekiyim.Not to brag, but I'm pretty smart.
Övünmek için değil ama oldukça yüksek bir IQ'ye sahibim.Not to brag, but I have a pretty high IQ.
Övünmek için değil ama ben dün ilk milyon dolarımı kazandım.Not to brag, but I just made my first million dollars yesterday.
Övünmek için değil ama ben dün ilk milyar dolarımı kazandım.Not to brag, but I just made my first billion dollars yesterday.
Başarılarınız hakkında övünmek hoş değil.It's not nice to brag about your accomplishments.
Divan edebiyatında şairin övünmek için yazdığı şiir türüne fahriye adı verilir.In one he extracts from a casuistical miser a fee for a poem written in his praise.
Kimyacı Bramblehurst dükkanı yarım pek çok övünme değil.The chemist's shop in Bramblehurst could not boast half so many.
Herkes yaptığı inanılmaz şeylerle övünmeye başladığından beri bunlardan daha çok görüyoruzçYou've seen multiple of these today, when everyone's bragging about the amazing things they've done.
Şimdi bir iki dakika övünmeme izin verin,If I could brag for a second,
O onu şişman bir beyefendi gibi ayılar, gerçeği söylemek, Ve, Verona onu övünmekHe bears him like a portly gentleman; And, to say truth, Verona brags of him
Süs değil, onun madde övünmek:Brags of his substance, not of ornament:
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Wasn't it you who's always saying those people only know how to brag about their wealth?
Yarınla övünme, Çünkü ne getireceğini bilemezsin.Don't boast about tomorrow; for you don't know what a day may bring forth.
Bu nedenle hiç kimse insanlarla övünmesin. Çünkü her şey sizindir.Therefore let no one boast in men. For all things are yours,
Övünmeniz yersizdir. Azıcık mayanın bütün hamuru kabarttığını bilmiyor musunuz?Your boasting is not good. Don't you know that a little yeast leavens the whole lump?
Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.Love is patient and is kind; love doesn't envy. Love doesn't brag, is not proud,
Övünmem gerekiyorsa, güçsüzlüğümü gösteren şeylerle övüneceğim.If I must boast, I will boast of the things that concern my weakness.
Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.not of works, that no one would boast.
Ne var ki, şimdi küstahlıklarınızla övünüyorsunuz. Bu tür övünmelerin hepsi kötüdür.But now you glory in your boasting. All such boasting is evil.
Yararlı olmasa da övünmek gereklidir. Şimdi görümlere ve Rabbin vahiylerine geleyim.It is not expedient for me doubtless to glory. I will come to visions and revelations of the Lord.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.But if ye have bitter envying and strife in your hearts, glory not, and lie not against the truth.
(Gösteriş ve övünme için) "Ben birçok mal telef ettim" diyor.He says: "I have wasted a great deal of wealth."
(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.'THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Hani kavmi ona sevinip övünme demişti, şüphe yok ki Allah, sevinip övünenleri sevmez.His people said to him: "Do not be exultant. God does not like those who exult.
Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Şüphe yok ki o şımarır, böbürlenmeye övünmeye koyulur.Surely, he is exultant, and boastful (ungrateful to Allah).
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Frivolité: la vantardise, le mensonge, la calomnie ne sont pas autorisés.
Şarkıda Jay-Z, kendi yaşam biçimiyle övünmektedir.Alla canzone, collabora anche Jay-Z.
Övünmeyi sever.Любит хвастаться.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Slecht spreken: Opscheppen, roddel, liegen, enz. worden niet toegelaten.
Müslüman ibâdetlerinin fazlalığıyla övünmemelidir.Behoor dus niet tot hen die twijfelen.
Övünmeyi sever.Любить похвалитися.
Övünmeyi sever.Imádod a dicsőséget?
Pozitif konotasyonu ise övünme, övünç anlamına gelir.Akklamáció = helyeslő tetszésnyilvánítás, éljenzés.
Apollon aslında çok iyi bir okçudur ve kendiyle övünmeyi çok sever.Alistair szereti a jó rejtvényeket, és nagyon szellemes.
Ayrıca denizin en hızlı balinası olduğunu doğrulamıştır, fakat o buna övünmez.Bubbie on kertonut sarjan aikana olevansa meren nopein valas, josta hän ei kuitenkaan kehu ollenkaan.
Ayrıca denizin en hızlı balinası olduğunu doğrulamıştır, fakat o buna övünmez.Έχει την φήμη του ψηλότερου ενεργού ηφαιστείου στο κόσμο, αν και αυτό δεν είναι αλήθεια.
Övünmeyi sever.自慢話が大好き。
Müslüman ibâdetlerinin fazlalığıyla övünmemelidir.또한 선행(先行)하는 하나님의 은총을 가르치지 않은 것도 아니었다.
Pozitif konotasyonu ise övünme, övünç anlamına gelir.Sopomenka za samozadovoljevanje je tudi onanija oziroma onaniranje.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ale ak máte horkú závisť a svár vo svojom srdci, nechváľte sa a neluhajte proti pravde.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ale jeźli macie gorzką zawiść i zajątrzenie w sercu waszem, nie chlubcież się, ani kłamcie przeciwko prawdzie.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Če pa imate grenko zavist in sebičnost v srcu svojem, nikar se ne hvalite in ne lažite zoper resnico!
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Habt ihr aber bitteren Neid und Zank in eurem Herzen, so rühmt euch nicht und lügt nicht wider die Wahrheit.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ha pedig keserû irígység és czivódás van a ti szívetekben, ne dicsekedjetek és ne hazudjatok az igazság ellen.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.그러나 너희 마음 속에 독한 시기와 다툼이 있으면 자랑하지 말라 진리를 거스려 거짓하지 말라