Kendi solar sistemimizden öteye gidersek, biliyoruz ki yıldızlar sadece göz kırpan ışık noktacıkları değildir.Ако излезем извън нашата слънчева система, ще разберем, че звездите не са искрящи точки светлина.
Kendi solar sistemimizden öteye gidersek, biliyoruz ki yıldızlar sadece göz kırpan ışık noktacıkları değildir.אם נצא מעבר למערכת השמש שלנו, למדנו שהכוכבים הם לא רק נקודות מנצנצות של אור.
Kendi solar sistemimizden öteye gidersek, biliyoruz ki yıldızlar sadece göz kırpan ışık noktacıkları değildir.إذا نظرنا إلى أبعد من نظامنا الشمسي لقد تعلمنا أن النجوم ليست مجرد نقاط ضوء لامعة
Kendi solar sistemimizden öteye gidersek, biliyoruz ki yıldızlar sadece göz kırpan ışık noktacıkları değildir.星はキラキラとは 光っていないことが分かりました 各々が その周りを周回する惑星を従える 太陽のようなものです
Maddeden öteye geçmek istiyoruzChúng tôi muốn đi ra khỏi vật chất.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzIl faut nous éloigner de la matière.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzNós queremos afastar-nos da matéria.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzQueremos caminar lejos de la materia.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzTrebuie sa ne debarasam de materie.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzWe willen weg van materie te lopen.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzWir wollen von der Materie weg kommen.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzΘέλουμε να απομακρυνθούμε από την ύλη.
Maddeden öteye geçmek istiyoruzМы хотим, чтобы уйти от материи.
Maddeden öteye geçmek istiyoruz惑星の中心部にある燃料のない燃焼はありません。
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;Ak tedy sú určené jeho dni, počet jeho mesiacov je u teba; položil si mu hranice, ktorých neprekročí:
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;Gdyż zamierzone są dni jego, liczba miesięcy jego u ciebie; zamierzyłeś mu kres, którego nie może przestąpić.
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;그 날을 정하셨고 그 달 수도 주께 있으므로 그 제한을 정하여 넘어가지 못하게 하셨사온즉
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;Når hans Dages Tal er fastsat, hans Måneder talt hos dig, og du har sat ham en uoverskridelig Grænse,
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;Poněvadž vyměřeni jsou dnové jeho, počet měsíců jeho u tebe, a cíles jemu položil, kterýchž by nepřekračoval:
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;Si ses jours sont fixés, si tu as compté ses mois, Si tu en as marqué le terme qu`il ne saurait franchir,
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;Если дни ему определены, и число месяцев его у Тебя, если Ты положил ему предел, которого он не перейдет,
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;אם חרוצים ימיו מספר חדשיו אתך חקו עשית ולא יעבור׃
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;ان كانت ايامه محدودة وعدد اشهره عندك وقد عينت اجله فلا يتجاوزه
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;人 的 日 子 既 然 限 定 、 他 的 月 數 在 你 那 裡 、 你 也 派 定 他 的 界 限 、 使 他 不 能 越 過
Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;人 的 日子 既然 限定 、 他 的 月數 在 你 那裡 、 你 也 派定 他 的 界限 、 使 他 不 能 越過
Meksika'daki habercilere karşı saldırıların etkisi kişilerden öteye gidiyor.Fridu Urtiz například postihly vážné zdravotní problémy poté, co se dozvěděla o únosu svého manžela.
Meksika'daki habercilere karşı saldırıların etkisi kişilerden öteye gidiyor.L'impact des attaques contre les journalistes au Mexique ne se limite pas à ses victimes directes.
Meksika'daki habercilere karşı saldırıların etkisi kişilerden öteye gidiyor.L'impatto degli attacchi contro i giornalisti messicani va molto al di là della vita degli stessi reporter.
Meksika'daki habercilere karşı saldırıların etkisi kişilerden öteye gidiyor.Последствия нападок на репортёров в Мексике выходят за пределы журналистики.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Ca o pasăre fugară, zgurnită din cuib, aşa vor fi fiicele Moabului, la trecerea Arnonului. -
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Come un uccello fuggitivo, come una nidiata dispersa saranno le figlie di Moab ai guadi dell'Arnon
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.In zgodi se, da bodo hčere moabske ob brodih arnonskih kakor ptice tavajoče, kakor razpuščeno gnezdo.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Ja niinkuin pakenevat linnut, säikytetty pesue, ovat Mooabin tyttäret Arnonin kahlauspaikoilla.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.모압의 여자들은 아르논 나루에서 떠다니는 새 같고 보금자리에서 흩어진 새 새끼 같을 것이라
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Mert mint a bujdosó madár szétszórt fészek körül, olyanok lõnek Moáb leányai az Arnon gázlóin:
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Och såsom flyktande fåglar, lika skrämda fågelungar komma Moabs döttrar till Arnons vadställen.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Og ret som flagrende Fugle, som en opskræmt Rede er Moabs Døtre ved Arnons Vadesteder.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Pois como pássaros que vagueiam, como ninhada dispersa, assim são as filhas de Moabe junto aos vaus do Arnom.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Sic jinak bude Moáb jako pták místa nemající, a s hnízda sehnaný; budou dcery Moábské při brodech Arnon.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Som flagrende fugler, lik unger som er jaget bort fra redet, skal Moabs døtre være ved Arnons ferjesteder.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.Y sucederá que las hijas de Moab serán como pájaros espantados, o como nidada dispersa, en los vados del Arnón
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.ибо блуждающей птице, выброшенной из гнезда, будут подобны дочери Моава у бродов Арнонских.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.והיה כעוף נודד קן משלח תהיינה בנות מואב מעברת לארנון׃
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.ويحدث انه كطائر تائه كفراخ منفّرة تكون بنات موآب في معابر ارنون.
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.摩 押 的 居 民 、 〔 居 民 原 文 作 女 子 〕 在 亞 嫩 渡 口 、 必 像 遊 飛 的 鳥 、 如 拆 窩 的 雛
Moavlı kızlar yuvalarından atılmış, Öteye beriye uçuşan kuşlar gibi Arnon Irmağının geçitlerinde dolaşıyor.摩押 的 居民 、 〔 居民 原文 作 女子 〕 在 亞嫩 渡口 、 必 像 遊飛 的 鳥 、 如 拆窩的雛
Mustang'in takımı ve Briggs askerleri buradan bir adım öteye geçmeyecek!Älkää päästäkö Mustangin ryhmää- -tai Briggsin sotilaita tästä ohi.
Mustang'in takımı ve Briggs askerleri buradan bir adım öteye geçmeyecek!Lad hverken Mustang eller Briggs komme forbi.
Mustang'in takımı ve Briggs askerleri buradan bir adım öteye geçmeyecek!Låt varken Mustang eller Briggs komma förbi.
Mustang'in takımı ve Briggs askerleri buradan bir adım öteye geçmeyecek!Οι δυνάμεις του Μάστανγκ και οι στρατιώτες του Μπριγκς να μην πατήσουν!
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.Fuimos exitosos en Namibia porque soñamos en un futuro que era mucho más que sólo vida salvaje saludable.
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.우린 나미비아에서 성공을 거뒀습니다. 건강한 야생동물들, 그 이상의 미래를 꿈꾸기 때문이지요.
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.V Namíbii sme boli úspešní pretože sme snívali o budúcnosti, ktorá bola oveľa viac než len zdravá divočina.
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.W Namibii odnieśliśmy sukces, bo chcieliśmy przyszłości oferującej więcej niż tylko zdrową przyrodę.
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.Στη Ναμίμπια πετύχαμε επειδή ονειρευτήκαμε ένα μέλλον πολύ μεγαλύτερο από απλώς μια υγιή πανίδα.
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.אנחנו הצלחנו בנמיביה בגלל שחלמנו על עתיד
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.لقد كنا ناجحين في ناميبيا لأننا حلمنا بالمستقبل كان أكبر بكثير من مجرد حياة برية بصحة جيدة.
Namibya'da başarılı olduk, çünkü sadece sağlıklı bir doğal hayattan çok daha öteye bir gelecek hayal ettik.自然保護は失敗するだろうと皆わかっていたのです 私とともにナミビアのことを語りましょう いやむしろ ナミビアに来て
Oradan ayrılıp Kidron Vadisinden öteye geçtiğin gün bil ki öleceksin. Sorumluluk sana ait.››너는 분명히 알라 네가 나가서 기드론 시내를 건너는 날에는 정녕 죽임을 당하리니 네 피가 네 머리로 돌아가리라
Oradan ayrılıp Kidron Vadisinden öteye geçtiğin gün bil ki öleceksin. Sorumluluk sana ait.››Nebo v kterýkoli den vyjdeš, a přejdeš přes potok Cedron, věz jistotně, že umřeš; krev tvá bude na hlavu tvou.