Yoksa hayal edebileceğinin daha ötesinde birisi mi?Kdoví, možná je blíž, než si myslíme. .
Orta ve Doğu Avrupa'nın tüm kadim devletlerinin başkentleri bu hattın ötesinde kalmış durumda.Za touto linií leží všechna hlavní města starých států střední a východní Evropy.
Weywot, resmî olarak (50000) Quaoar I Weywot, Neptün ötesi cisim Quaoar'ın bilinen tek uydusudur.Quaoar má jeden známý satelit, Weywot, oficiálně označený jako (50000) Quaoar I Weywot.
Batısında De Long Boğazı ve Wrangel Adası, doğusunda Point Barrow ve ötesinde Beaufort Denizi bulunur.Na západě od něho leží Wrangelův ostrov, na východě mys Barrow na Aljašce, za kterým je Beaufortovo moře.
Hayvancılık ev sığırcılığının ötesine geçememiştir.Z živočišné výroby převažuje chov dobytka.
19. yüzyıl sona ermeden, Bosch, Almanya ötesinde operasyonlarını genişletti.Od poloviny 14. století, když i Praha byla usplavněna, pokračovaly vory dále do Německa.
Bu uzay aracının bir türevi muhtemelen Satürn ve ötesine doğru fırlatılacaktı.Un derivat al acestei nave spațiale ar fi putut fi lansat spre Saturn și dincolo.
1870'lerde kimyagerler sezyumun ötesinde 87 atom numaralı bir alkali metal olması gerektiğini düşünüyorlardı.Încă din 1870, chimiștii credeau că ar trebui să fie un alt metal alcalin după cesiu, cu numărul atomic 87.
Neptün'ün ötesindeki alan ya da "Neptün ötesi bölge", hâlâ büyük oranda keşfedilmemiş durumdadır.Zona de dincolo de Neptun sau „regiunea transneptuniană” este în mare parte neexplorată.
"Bu psikolojik bir durum olmanın çok ötesinde.Aceasta este un fel de circumstanță psihologică răsucită.”
Ses-ötesi ya da ultra sound, insan kulağının duyamayacağı çok yüksek frekanstaki seslere verilen addır.Senzorul de mișcare cu ultrasunete emite unde sonore de frecvențe înalte nepercetibile de auzul uman.
Bir kere programlandıktan sonra EPROM, sadece kuvvetli mor ötesi ışığa maruz kaldığında silinebilir.Odată programat, un EPROM poate fi șters doar prin expunerea lui la lumină ultravioletă puternică.
Göğüs yüzgeci çok uzun olup, anüs seviyesinin ötesine geçer.Înotătoarele pectorale sunt destul de lungi și se prelungesc dincolo de anus.
X Işınları'nın ötesindedir.Încă o dată dincolo de râu 19.
Ama ilk katmandan ötesini, buzun içini, göremiyorlar.Dar nu reușesc să vadă ce se ascunde sub primul strat, cel de gheață.
Buna karşın Oort bulutunun dış kısmı 50.000 AB'nin ötesine geçemez.Estimările mai mici pentru raza norului lui Oort, ca contrast, nu-l pun mai departe de 50.000 UA.
Böylece orantısız kayıplar toplam kayıpların da ötesine gidebilir.Și, peste toate astea, cei neatenți își pot pierde viața de-adevăratelea.
15 Ekim ile 16 Kasım tarihleri arasında hava ve kara desteli sınır ötesi operasyonlar başlatıldı.De la 23 octombrie până la 13 noiembrie, aceste operațiuni navale și militare au fost continue.
Zaporojya, 'çağlayanların ötesindek toprak' demektir (za ‘ötesinde’ poróhy ‘çağlayanlar’).După Schmitt, în locul statelor apar "superspații" ("Großräume").
Eris (2003 UB313), Plüton cüce gezegeninden çok az küçük olan Neptün ötesi cisim.Eris (inițial denumită 2003 UB313) este cea mai mare planetă pitică cunoscută din Sistemul nostru Solar.
Adı "Tejo Nehri'nin ötesi" anlamına gelen Portekizce "além do Tejo"dan gelmektedir.Numele provine de la „além Tejo” care înseamnă în portugheză „peste Tejo”.
Sonra ünü kıtalar ötesine geçecek liste başı hiti "These Boots Are Made for Walkin'" parçasını yayınladı.Clasările discului single „These Boots are Made for Walkin'”.
Onlar sınır ötesine görünmeden geçebilmek için yeraltı tünellerini kullanarak geçmek zorundadırlar.Földalatti alagutakon keresztül szelik át a határt, hogy elkerüljék az átvizsgálást.
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Amellett ez az ember a legtávolabbról sem volt egy világtól elvonult álmodozó.
Yoksa hayal edebileceğinin daha ötesinde birisi mi?Közelebb, mint azt bárki is el tudná képzelni.”
İngiltere'ye deniz ötesi yolculuk başlar.A gróf pedig Angliába vitorlázik.
Ben de konser beklentisinin ötesinde bir şey vermeye çalışıyorum.Az operaszínpadon kívül koncerteken is fellépett.
Çünkü bu sınırın ötesinde kalan cisimlerin yaydığı ışık bize hiçbir zaman ulaşamayacaktır.Az eseményhorizont mögött elinduló fénysugarak soha nem lépik át az eseményhorizontot.
2002 yılının nisan ayında mor ve ötesi altı şehri kapsayan ilk Türkiye turnesine çıktı.2004 májusában elkísérte miniszterelnökét egy öt országot érintő európai körútra.
Oğul'un babadan gelmesi zamanın ötesinde bir şeydir.A családnév apáról fiúra száll.
Arapça kökenli Maveraünnehir sözcüğü Türkçede "Nehrin ötesi/ardı" anlamına gelir.Az Achernar arab szó jelentése: „a folyó vége”.
Sağ gözü de ona kızıl ötesi görüş sağlar. ^ Cable vol.A jobb szem vörös, a bal zöld lencsét kap.
Şirketin personelinin çabalarının ötesinde, fabrikalarda ve diğer tesislerde çok az şey çalışıyordu.Lakói ekkor már kevés kivétellel a gyárak munkásai voltak.
Bunun ötesinde ilan edilen anayasa tam olarak uygulanmadı.6. Az én nem az előbb említett ponton semmisül meg teljesen.
Bulutların Ötesi.Blisztajuscsije oblaka.
Tolkien’in yazılarında, bu çağın ilk birkaç yüzyılının ötesine dair bilgi bulunmuyor.Tolkien nem foglalkozott a történettel az első vázlat megírása után következő években.
Weywot, resmî olarak (50000) Quaoar I Weywot, Neptün ötesi cisim Quaoar'ın bilinen tek uydusudur.Weywot eli (50000) Quaoar I Weywot on transneptunisen kohteen Quaoarin ainoa tunnettu kuu.
1962 - Atlantik ötesine ilk kez uydu aracılığıyla televizyon yayını gerçekleştirildi.1962 – Ensimmäinen Atlantin ylittänyt satelliittia käyttänyt televisiolähetys.
Şah Sufizmi İslam öncesinden gelen bir tür zaman ötesi bilgelik olarak takdim eder.Shah esitti suufilaisuuden ajattoman viisauden muotona, joka periytyi ajalta ennen islamia.
2012'de, toplam 35 katılımcı ülke ile Avrupa ötesine uzandı.Vuonna 2012 kilpailu laajeni Euroopan ulkopuolelle, yhteensä 35 osallistuvaan maahan.
Daha sonra MiG-5, MiG-7 ve MiG-8 araştırma prototiplerinin ötesine geçemedi.MiG-5, 7 ja MiG-8 olivat lähinnä koekoneita.
Sadece kendimizin, şarkılarımızın ötesine geçmek istiyorum.Ahaa-elämyksiä Laulujen laulun äärellä.
Bulutların Ötesi.Pilvissä kulkija.
X Işınlarının ötesi ise Gama ışınları'dır.Läpi päässeet ionit ovat kanavasäteitä.
Yoksa hayal edebileceğinin daha ötesinde birisi mi?Kumpi pysyy sokkona pidempään?
Sevda Çiçeği (Mor ve Ötesi)Kultainen kukko (ven.
Orta ve Doğu Avrupa'nın tüm kadim devletlerinin başkentleri bu hattın ötesinde kalmış durumda.Tämän linjan taakse jäävät kaikki Keski- ja Itä-Euroopan vanhojen valtioiden pääkaupungit.
Daha sonra MiG-5, MiG-7 ve MiG-8 araştırma prototiplerinin ötesine geçemedi.Επιπλέον, τα MiG-5, MiG-7 και MiG-8 δεν προχώρησαν πέρα από το στάδιο των πρωτοτύπων.
1886: İyinin ve Kötünün Ötesinde.Jenseits von Gut und Böse (Πέρα από το καλό και το κακό, 1886). α) Μετάφρ.
Çok geçmeden kariyeri, Yunanistan ve Yunan diaspora sınırlarının ötesine taştı.Η καριέρα της δεν άργησε να απλωθεί πέρα από τα σύνορα της Ελλάδας, στην ελληνική διασπορά.
En vahşi hayallerimin de ötesinde zenginim.Η φύση είναι συνήθως πλουσιότερη σε φαντασία από εμάς.
Bu mesafe, Voyager 1 gibi uzay sondalarındaki ekipmanların kapasitesi ve işleyişinin çok ötesinde.Αυτές οι αποστάσεις είναι πολύ πέρα από τις δυνατότητες των σημερινών διαστημικών αποστολών όπως το Voyager 1.
Şah Sufizmi İslam öncesinden gelen bir tür zaman ötesi bilgelik olarak takdim eder.Ο Σαχ παρουσίασε τον Σουφισμό ως μια μορφή αέναης σοφίας που προϋπήρχε του Ισλάμ.
Hastalığın 1 veya 2. evresi için kızıl ötesi koterizasyon seçeneği de düşünülebilir.Ο καυτηριασμός με υπέρυθρη ακτινοβολία αποτελεί ενδεχομένως επιλογή για ασθένεια βαθμού 1 ή 2.
Çünkü bu sınırın ötesinde kalan cisimlerin yaydığı ışık bize hiçbir zaman ulaşamayacaktır.Φως το οποίο τυχόν πηγάζει μέσα από τον ορίζοντα, δεν μπορεί να φτάσει ποτέ τον εξωτερικό παρατηρητή.
Bununda ötesi, komploya yardımcı olması için, Maria kendisinden beş yaş büyük Aleksios'u evlatlık aldı.Έτσι, για να βοηθήσει τη συνωμοσία η Μαρία υιοθέτησε τον Αλέξιο, με τον οποίο ενδέχεται να είχε δεσμό.
Er ya da geç hayatı mavi-yeşil topun ötesine genişletmek zorunda kalacağız – ya da soyumuz tükenecek.”Der har været/ Cool ville en lang alder i de dybt dykkede jorden, / Smagning af Planter og grønne land" (1.
Ona tapınma Mısır'ın sınırlarının çok ötesinde İngiltere'ye bile yayılmıştır.Hans velfortjente anseelse nåede langt ud over Frankrigs grænser.
Bulutların Ötesi.Hjernen til skyerne.
Ayrıca bazı grupların ötesinde çeşitli geleneksel metal şarkılardan etkilenmiştir.Ud over den traditionelle musik er der også indført forskellige musikformer udefra.