Orta ve Doğu Avrupa'nın tüm kadim devletlerinin başkentleri bu hattın ötesinde kalmış durumda.Atrás dessa linha estão todas as capitais dos antigos Estados da Europa Central e Oriental.
Ben de konser beklentisinin ötesinde bir şey vermeye çalışıyorum.Foi inspirado na série Além da imaginação.
Gerçeklik, Bilinç dışı Arzu'nun ötesinde kalmıştır.A realidade está para além do alcance do intelecto.
Yoksa hayal edebileceğinin daha ötesinde birisi mi?Mais do que você imagina ...
Mor ve Ötesi grubunu çok severim.Eu gosto do estilo e da vibração que você tem.
İngiltere'ye deniz ötesi yolculuk başlar.Primeiro, devemos fazer a viagem da Terra a Marte.
Hailee, kendi yaşının ötesinde duruyor fakat hala o masumluğa sahip." dedi.Astafiev, mesmo que apenas à velice dos seus anos, apresentou-nos verdade respectiva."
Jon, istediğini yapınca Yabanıllar onu Duvarın Ötesindeki Kral olan Mance Rayder'a götürür.Jon o faz e é levado à presença de Mance Rayder, o selvagem Rei Além-da-Muralha.
Er ya da geç hayatı mavi-yeşil topun ötesine genişletmek zorunda kalacağız – ya da soyumuz tükenecek.”Vroeg of laat zullen we ons ras uitbreiden naar meer planeten dan alleen de aarde, of uitsterven."
Artık kim bunun ötesinde bir şey isterse o takdirde onlar, haddi aşanlardır.''De onderdanige (sub) wil zijn of haar dominant (dom) behagen.
Sahra-ötesi Afrika medeniyeti Huntington'ın muhtemelen gösterdiği sekizinci büyük kültürdür.De beschaving van sub-Sahara Afrika wordt door Huntington beschouwd als een mogelijke 8ste beschaving.
O zamandan beri sunduğu terim ve yöntem toplum bilimleri ve ötesinde kullanım kazandı.Sindsdien hebben de term en de bijbehorende methode ingang gevonden in de sociale wetenschappen en daarbuiten.
İlkan San) Sevginin Ötesi (Söz.Zoals het verhaal van de barmhartige Samaritaan.
Bu mesafenin ötesinde güçlükle gözlemlenirler.Boven deze hoogte worden ze nauwelijks waargenomen.
Bu durum, Dünya-ötesi bir gezegene yolculukta tersine işler.Het plan is dat te doen op een andere planeet.
Bunun ötesinde çok az onaylama vardır.Daarbuiten veel minder.
Ayrıca bu arzunun bir fantezinin ötesinde olduğunu da bilmektedir.Ook heeft de Magic vooraan een groter tuigage dan de Dream.
Bu frekansın üzerindeki sesler “Ses üstü”, "Ses ötesi" (Ultrasound, ultrasonic) olarak adlandırılır.De geluiden met frequenties boven de gehoorsgrens heten ultrageluid of ultrasoon geluid.
Ama ilk katmandan ötesini, buzun içini, göremiyorlar.Vooral boven het IJsselmeer zijn ze dan te zien.
"Bu psikolojik bir durum olmanın çok ötesinde.Dit is een psychologische kwestie.
Bulutların Ötesi.Sterren achter wolken.
Sonra ünü kıtalar ötesine geçecek liste başı hiti "These Boots Are Made for Walkin'" parçasını yayınladı.Vervolgens zingt de gelaarsde kat These Boots Are Made for Walkin'.
Ordunun sol kanadını oluşturup Makedonya'nın Stracin şehri ve ötesine doğru ilerlemekle görevliydi.Zijn linkerflank was de Macedonische cavalerie en achter hen de peltasten.
Artık kim bunun ötesinde bir şey isterse o takdirde onlar, haddi aşanlardır.''Więc kto chce rozkoszy użyć, Niech w ułany idzie służyć."
Bence geriye çağının ötesinde bir şeyler bıraktı.W swoim czasie wrócił w przeszłość.
Sağ gözü de ona kızıl ötesi görüş sağlar. ^ Cable vol.Jego lewe czerwone oko pozwala mu widzieć duchy.
Sonsuz Salonlar, (Zamanötesi Salonlar)Eru'nun (Tanrı'nın), zamanın ötesindeki yeri.Bogowie Zewnętrzni przebywają „na zewnątrz” świata ludzi, poza czasem i przestrzenią.
Bilinen en büyük Neptün-ötesi cisimdir.Jest najsilniejszym znanym opioidem.
Sonuç olarak önceki filmin ötesinde bir ilerleme kaydedemedi.Dzięki temu mogli dojść dalej niż poprzednie misje.
The Upcycle: Beyond Sustainability (İleriye Dönüşüm: Sürdürülebilirliğin Ötesi ^ "Başka bir ekoloji".LIFE BEYOND OIL – THREAT OR OPPORTUNITY? (ang.).
Oğul'un babadan gelmesi zamanın ötesinde bir şeydir.Bardziej skomplikowany był powrót ojca do syna.
Ben de konser beklentisinin ötesinde bir şey vermeye çalışıyorum.Trasa koncertowa miała oprócz promocyjnego celu jeszcze inny.
Sevda Çiçeği (Mor ve Ötesi)Kwiat Miłości).
Weywot, resmî olarak (50000) Quaoar I Weywot, Neptün ötesi cisim Quaoar'ın bilinen tek uydusudur.Weywot, pełna nazwa (50000) Quaoar I Weywot – naturalny satelita planetoidy transneptunowej (50000) Quaoar.
Bütün sınırların ötesinde etkin oldu.Dziewczyna żyła poza wszelkimi regułami.
Dünya hakkındaki önemli olan bilginin yalnızca deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur.Fakty z kolei możliwe są do poznania tylko za pomocą nauk eksperymentalnych.
Çok geçmeden kariyeri, Yunanistan ve Yunan diaspora sınırlarının ötesine taştı.Niebawem jej kariera wykraczała poza granice polityczne Grecji do miejsc, gdzie żyła grecka diaspora.
Üstün olmak, isteyerek iyinin ve kötünün ötesinde durmaktır.Główna bohaterka staje poza dobrem i złem.
Şah Sufizmi İslam öncesinden gelen bir tür zaman ötesi bilgelik olarak takdim eder.Shah przedstawiał sufizm jako formę ponadczasowej mądrości, poprzedzającej nawet islam.
Daha ötesi, çok sayıda kadın yasadışı, gizli kürtajlar sırasında öldü veya sakat kaldı.Większość z nich funkcjonowała nielegalnie i w ukryciu przed poborcami podatkowymi.
Birkaç metre ötesinde ünlü ressam Paul Gauguin yatmaktadır.Na Hiva Oa spędził ostatnie lata swojego życia słynny malarz Paul Gauguin.
Yaklaşık üç dakika süren performans sonunda salonda bulunan seyirciler Mor ve Ötesi'ni ayakta alkışladı.Ofiaruj minutę milczenia bohaterom, Którzy tutaj polegli dla ciebie i dla pokoju.
İlkan San) Sevginin Ötesi (Söz.Lovsång i jutetid (O Gud, vi prisar dig).
Artık kim bunun ötesinde bir şey isterse o takdirde onlar, haddi aşanlardır.''Den som vill vara stor bland er skall vara de andras tjänare.
Neptün'ün ötesindeki alan ya da "Neptün ötesi bölge", hâlâ büyük oranda keşfedilmemiş durumdadır.Området bortom Neptunus, det så kallade "transneptunska området", är fortfarande i praktiken outforskat.
Yüzyıllar sonra İran hükümdarlığı ilk kez Irak'ın ötesine çekilmişti.För första gången i Iran hade rättsstatens principer överträffat shahens vilja.
Bu işlem elektrokoter, kızıl ötesi ışınlar,lazer cerrahisi, veya kriyocerrahi uygulanarak yapılabilir.Denna metod kan användas med hjälp av elektrokauterisering, infraröd strålning,laserkirurgi eller kryokirurgi.
1962 - Atlantik ötesine ilk kez uydu aracılığıyla televizyon yayını gerçekleştirildi.1962 – Den första direktsändningen av tv över Atlanten genomförs via Telstarsatellit.
Bütün sınırların ötesinde etkin oldu.Deras galenskap går bortom alla gränser.
Okyanuslar sınır ötesiydi.Gränsen är en vattengräns.
Ses-ötesi ya da ultra sound, insan kulağının duyamayacağı çok yüksek frekanstaki seslere verilen addır.Ultraljud är ljud med en frekvens högre än den översta gränsen för människans hörsel.
Ve Ötesi...Піастри...
Ama ilk katmandan ötesini, buzun içini, göremiyorlar.Але вони не можуть бачити повз першого шару, в лід.
Bulutların Ötesi.Це хмари.
2012'de, toplam 35 katılımcı ülke ile Avrupa ötesine uzandı.У 2012 році конкурс вийшов за межі Європи і в ньому взяло участь 35 країн.
Cennetin Ötesinde: Dünya İnsanları.Місто Рай, світ де немає людей.
Bütün sınırların ötesinde etkin oldu.Беззаконня перейшло всі межі.
Ve Ötesi...” yayınlandı.І за його межами ... "опубліковано.
Sadece kendimizin, şarkılarımızın ötesine geçmek istiyorum.Snažím se vždycky překonat naše písně a nás samotné.
Pişirmenin ötesinde, bu ateş ısı ve ışık kaynağı olurdu.Kromě vaření sloužil oheň též jako zdroj světla a tepla pro celou budovu.