Ana içeriğe geç
Sözlük

ötede ile cümle

ötede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Miehen pojat karkotettiin elämään kolmen kilometrin päähän karjavajaan.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Os filhos do homem foram banidos para três quilómetros de distância, e viviam num estábulo de vacas.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Sönerna förvisades till att bo tre kilometer bort, i ett koskjul.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Sus hijos fueron desterrados a tres km de distancia, en un cobertizo de vacas.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Synowie tego człowieka zostali wygnani z wioski, żeby żyć trzy kilometry od niej, w komórce dla zwierząt.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Zijn zoons werden verbannen naar een koeienstal, drie kilometer verderop.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Ο γιοί του άντρα εξορίστηκαν να ζουν 3 χιλιόμετρα μακριά, σε μια στάνη.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Синам чоловіка було наказано жити в трьох кілометрах від села, в сараї.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Синовете на мъжа бяха прокудени да живеят на три километра, в обор.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Сыновьям мужчины было наказано жить в трех километрах от деревни, в сарае.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.בניו של האיש הוגלו למרחק שלושה קילומטרים משם, לחיות ברפת.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.تم نفي أبناء الرجل ليعيشوا على بعد ثلاثة كيلومترات، في زريبة البقر.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.勿論、欧米人は「単なる事故だったんだからそれは不公平だ。
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Aber weich! was schimmert durch das Fenster dort?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Ale mäkké! aké svetlo cez okno rozbije tamto?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Ale měkké! jaké světlo skrz okno rozbije tamto?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Ale miękkie! co światło przez przerwy tam okno?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Dar, moale! ce lumina prin fereastră concediu acolo?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?De puha! milyen fényt amott ablakon szünetek?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Maar zacht! welk licht door yonder venster breekt?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Mais doux! ce qui est cette lumière au loin?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Ma morbido! ciò che la luce attraverso le rotture finestra lassù?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Mas soft! que a luz através daquela janela?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Men bløde! hvad lys gennem hist vindue pauser?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Men mjukt! vad ljus genom fönstret därborta raster?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Mutta pehmeä! mitä valon läpi tuolla ikkunan taukoja?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Sin embargo, suave! lo que rompe la luz a través de aquella ventana?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Tapi lembut! apa cahaya melalui jendela di sana?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Toda mehko! kaj svetlobe skozi okno odmori tja?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Tuy nhiên, mềm mại! ánh sáng qua phá vỡ cửa sổ đằng kia?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Αλλά μαλακό! τι το φως μέσα από εκεί πέρα διαλείμματα παράθυρο;
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Но мек! каква светлина през прозореца почивките там?
Ama yumuşak! ötedeki pencere tatili ile ne ışık?Но мягкий! какой свет через разрывы вон окно?
Ancak bir gölleri var. Ve insanlar millerce öteden bu gölde yüzmek için gelirlerdi.Но те имат езеро. и хората идваха от километри да плуват в езерото.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Allora Balaam disse a Balak: «Fermati presso il tuo olocausto e io andrò incontro al Signore»
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Balaam a zis lui Balac: ,,Stai aici, lîngă arderea ta de tot, şi eu mă voi duce înaintea lui Dumnezeu.``
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Balaam dit à Balak: Tiens-toi ici, près de ton holocauste, et j`irai à la rencontre de Dieu.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Disse Balaão a Balaque: Fica aqui em pé junto ao teu holocausto, enquanto eu vou ali ao encontro do Senhor.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.És monda Báláknak: Állj meg itt a te égõáldozatod mellett, én pedig elébe megyek amoda.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.In on reče Balaku: Postoj tu pri žgalni daritvi svoji, jaz pa pojdem tja čakat.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.발람이 발락에게 이르되 내가 저기서 여호와를 만날 동안에 여기 당신의 번제물 곁에 서소서 하니라
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Og Bileam sa til Balak: Bli stående her ved ditt brennoffer mens jeg går der bort for å få en åpenbaring.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Potom povedal Balákovi: Stoj tu pri svojej zápalnej obeti, kým ja pojdem tamto v ústrety Hospodinovi.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Řekl pak Balákovi: Postůj tuto při zápalné oběti své, a já půjdu tamto vstříc Hospodinu.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Rzekł tedy Balaam do Balaka: Zostaó tu przy całopaleniu twojem, a ja zabieżę tam Panu.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Sitten Bileam sanoi Baalakille: "Asetu tähän polttouhrisi ääreen, ehkä hän kohtaa minua tuolla".
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Toen zei Bileam tegen de koning: "Blijf hier bij uw brandoffer staan, dan zal ik de HERE om raad vragen."
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Und (Bileam) sprach zu Balak: Tritt her zu deinem Brandopfer; ich will dort warten.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Y Balaam dijo a Balac: --Ponte aquí junto a tu holocausto, y yo iré a encontrarme con él allá
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Και ειπε προς τον Βαλακ, Στηθι αυτου πλησιον του ολοκαυτωματος σου και εγω θελω συναντησει εκει τον Κυριον.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.И сказал Валаам Валаку: постой здесь у всесожжения твоего, а я пойдутуда навстречу Богу .
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.Тогава Валаам рече на Валака: Застани тука при всеизгарянето си, а аз ще срещна Господа там.
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.ויאמר אל בלק התיצב כה על עלתך ואנכי אקרה כה׃
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.فقال لبالاق قف هنا عند محرقتك وانا اوافي هناك
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.巴 蘭 對 巴 勒 說 、 你 站 在 這 燔 祭 旁 邊 、 等 我 往 那 邊 去 迎 見 耶 和 華
Balam Balaka, ‹‹Az ötede RABbe danışacağım, sen burada yakmalık sununun yanında bekle›› dedi.巴蘭對 巴 勒說 、 你 站 在 這燔祭 旁邊 、 等 我 往那 邊 去 迎見 耶和華
Belki 3 metre ötede bir mercanın tepesini görüyorlardı mercana doğru ilerlemeye başlıyorlardı.산호초의 머리 부분을 쳐다보더니 약 3m 쯤 되는 거리였는데 산호 머리를 향해 움직이기 시작하더군요
Belki 3 metre ötede bir mercanın tepesini görüyorlardı mercana doğru ilerlemeye başlıyorlardı.Egy korallt láthatnak, körülbelül 3 méterről, és elkezdenek a korall irányába mozogni.
Belki 3 metre ötede bir mercanın tepesini görüyorlardı mercana doğru ilerlemeye başlıyorlardı.Keď zbadali koralový blok, tak asi 3 metre ďaleko, začali sa k nemu posúvať.
Belki 3 metre ötede bir mercanın tepesini görüyorlardı mercana doğru ilerlemeye başlıyorlardı.Nähtyään korallikohouman parin metrin päässä ne lähestyivät sitä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod