"Küçük kızın odasına gidiyorum", "tuvalete giden" için örtmeceli bir ifadedir."Going to the little girl's room" is an euphemistic expression for "going to the toilet."
Hapishaneler örtmeceli şekilde rehabilitasyon merkezleri olarak adlandırılır.Prisons are euphemistically called rehabilitation centers.
Onların işi duvarları sıva ile örtmektir.Their job is to coat the walls with plaster.
Ben beni örtmesi için birini getirebilirim.I can get someone to cover for me.
Alkolle hangi derdin üstünü örtmeye çalışıyorsun?What pain are you trying to cover up with alcohol?
Ben seni örtmekten yorgunum.I'm tired of covering for you.
Biz duvarları boyamadan önce mobilyaları örtmeliyiz.We must cover the furniture before painting the walls.
Suçlu, izlerini örtmeye çalıştı.The criminal tried to cover his tracks.
Sen Yahudi olmak suçlamaları ile onu örtmeye çalışırken Budizmden korkuyorsun.You're afraid of Buddhism, as you try to cover it with accusations of being Jewish.
"Tali hasar "sermayeyi korumak için masum insanları öldürmek için bir örtmecedir."Collateral damage" is a euphemism for killing innocent people to protect capital.
Fadıl açgözlülüğünü örtmek için uçlara gitti.Fadil went to extremes to cover up his greed.
Leyla izlerini örtmek için evi yaktı.Layla torched the house to cover her tracks.
Leyla izlerini örtmek için çalıştı.Layla tried to cover her tracks.
İslam'da kadınların dışarı çıktıklarında başlarını örtmeleri gerekir.In Islam, women should cover their heads when they go out.
Sami, Leyla'yı öldürdü ve bunu örtmek için Leyla'nın evini ateşe verdi.Sami killed Layla and set her house on fire to cover it up.
Sami izlerini örtmek istedi.Sami wanted to cover his tracks.
Leyla başını örtmeye karar verdi.Layla decided to wear the hijab.
Evli olan kadınlar ise ferece denilen bir örtme kullanmaktadır.On the night of their would-be wedding, Faraday has a call that keeps him out.
Örtme kuvvetinin hedefi, olduğundan daha büyük görünmeliydi.Their goal was to make the Confederate army seem larger than it really was.
Kadınları şalvar giymekte ve başlarına çember denilen yazma örtmektedirler.Men were forbidden to shave their beards, and required to wear a head covering.
Dört kubbe de köşeleri örtmektedir.Four more cover its corners.
Birbirine geçmiş pembe ipek kurdeleler aynanın üzerini örtmektedir ve çerçevesini sarmaktadır.Intertwining pink silk ribbons are draped over the mirror and curl over its frame.
Örtmeyen fonksiyon Eşleme Cantor-Bernstein-Schröder TeoremiAt this point we can apply the method of the Cantor-Bernstein-Schroeder theorem.
Diğer filler de gelince yüksek sesle çığlık atmaya ve kadının üstünü dallarla örtmeye başlarlar.As other elephants arrived, they began to scream loudly and buried her under branches.
Bu taburlar Yenişehir müfrezesinin güney kanadını örtmekle görevlendirildiler.The regiment was later sent to protect the army's southern flank.
Bir anne için bebeğini battaniye ile örtmesi sıra dışı değildir.It's not uncommon for Mom to put a blanket over the baby.
Mesela kadınlar başlarını örtmeye, tesettüre uygun giyinmeye zorlanır.like women are forced to cover their heads -- wear the hijab, the Islamic head cover.
Yaşlanan bu adayı şu anda içleri hayat dolu olan toprak ve bitkiler örtmektePlants and soils now cover this aging island teeming with life
Eşarbı takar mısın, çünkü çok güzel ya da kırışık boynunu örtmek?Do you wear the scarf, because it's pretty or to cover your wrinkly neck?
Sadece üzerini örtmen gerek.You just need to cover her with it.
‹‹Ey toprak, kanımı örtme, Feryadım asla dinmesin."Earth, don't cover my blood. Let my cry have no place to rest.
Yıllar geçmiş, Kral Davut yaşlanmıştı. Üstünü örtülerle örtmelerine karşın ısınamıyordu.Now king David was old and stricken in years; and they covered him with clothes, but he gat no heat.
Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı.Adam disobeyed his Lord, and went astray.
Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.Do not confuse truth with falsehood, nor conceal the truth knowingly.
Sidreyi örten örtmekte iken,When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;
Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine asi olup yolunu şaşırdı.And Adam disobeyed his Lord, and so he erred.
Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Derhal cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Ayrıca sapsarı teni yaratığın teni ve altlarındaki damarları zar zor örtmektedir.Repulsed by his work, Victor flees and dismisses him when it awakens.
Bununla birlikte, vücudu tamamen örtmeyen bir örtüye izin verilir. [ alıntı gerekli ]A veil which does not completely cover the body is however allowed.[citation needed]
Tüm duvar yüzeyini örtme eğilimindedirler.They tend to cover the entire wall surface.
Çıplaklığınızı (avret) örtmek için size elbise bahşettik. . " . [1]We have bestowed dress upon you to cover your nakedness...".[10]
Doğru görüşün cilbabın bütün vücudu örtmesi olduğunu bildiriyor.He reports that the correct view is that a jilbab covers the whole body.
"Serserilik" kelimesi o zamanlar fuhuş için bir örtmece olarak kullanılıyordu.Vagrancy was, at that time, a euphemism for prostitution.
Taliban yönetimi altında Afgan kadınları tüm vücutlarını örtmeye zorlandı. [1]Under Taliban rule, Afghan women were forced to cover their entire bodies.[50]
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Das großflächige Gewand verhüllt weit den Körper.
Logos yasasına göre olup örtmektedir.Das Logo ist rechtlich geschützt.
Kadınları şalvar giymekte ve başlarına çember denilen yazma örtmektedirler.Ein Handbrevier für Hochstapler und solche, die es werden wollen.
Bugün önünde durduğum organizasyon başarısız öncülünün örtmeyi başarmıştır.Seine erste Platte Heut bei mir geriet jedoch zum Misserfolg.
Bu aşamadan sonra yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başlamış ve USS Eldridge ortadan kaybolmuştu.Dann kommt es aber zur Katastrophe und die USS Eldridge ist plötzlich spurlos verschwunden.
Örtmeyen fonksiyon Eşleme Cantor-Bernstein-Schröder TeoremiAus dem Banachschen Abbildungssatz folgt unmittelbar das Cantor-Bernstein-Schröder-Theorem.
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Ces vêtements couvrent le corps en partie.
Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi.Suis-je le gardien de mon frère ? ».
Örtmeyen fonksiyon Eşleme Cantor-Bernstein-Schröder TeoremiPolynôme de Bernstein Théorème de Cantor-Bernstein Théorème de Bernstein Bornstein
Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol.Ne t'attarde pas sur les agissements d'autrui.
Örtmeyen fonksiyon Eşleme Cantor-Bernstein-Schröder TeoremiSi | A | ≤ | B | y | B | ≤ | A | entonces | A | = | B | (teorema de Cantor-Bernstein-Schroeder).
Köşe Örtme probleminin NP sınıfı içerisinde olduğu zaten görülmektedir.Se sabe que no están contenidos en la clase NC.
Kadınların başlarını örtmesi için herhangi bir kanun yoktur.Nessuna donna porta gioielli.
Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol.Non curiosare nei file degli altri.