örtülü ile cümle
örtülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sığtap közi örtülür.העדר קישוט חיצוני.
Kare planlı, sekizgen tamburlu türbenin üzeri kurşun kubbe ile örtülüdür.אוכלוסייה קטנה אך יציבה של 6–8 נמרים נותרה בהר הנגב.
Suya daldıkları zaman burun ve kulak delikleri birer kapakla örtülür.Когато главата е под водата, ноздрите и ушите се затварят с клапи.
Örtülü Ödenek Davası: Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmekten yargılandı.Отпада обвинението, че е злоупотребил с народни пари.
Her yaprak, kendini dışarıya karşı koruyacak çok etkili bir tabaka ile sıkı sıkıya örtülüdür.Другата му способност е много твърда черупка, с която се защитава от всякакъв вид атаки.
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür.Virus influence je RNA virus iz obitelji Ortomyxoviridae.
Kutsal metinlerde bazı bilgilerin açık, bazı bilgilerin örtülü olarak verilmiş olmasının bir nedeni budur.Među svjedočanstvima u svetačkom postupku ih ima nekoliko, koja to potvrđuju.
Örtülü ödenekten aldığı paraya karşılık cemiyeti kapattığı iddia edilir.Od onoga što su skupili vratili smo provinciji novac za stolice koji smo posudili.
Burun delikleri kısmen tüylerle örtülüdür.Ima nožne prste djelomično povezane plivaćom kožicom.
Genç sürgünler beyaz tüylerle örtülüdür.Vyliahnuté mláďatá sú pokryté špinavým bielym páperím.
Hasta ya da yaralının üzeri örtülür.Zranení a chorí budú ošetrení.
Ay yörüngesinin yalpalaması sonucu her yıl farklı yıldızlar örtülür.Zaradi precesije Luninega tira vsako leto nastopijo okultacije z drugimi zvezdami.
Damlar kiremitle örtülüydü.Pri kačah so zakrnele.
Kışlık ağılların üzeri saz ya da kiremitle örtülür.Pozimi drevesa odvržejo liste, drugače pa so le-ti široki in veliki.
Çatı, kiremit örtülüdür.Streha zvonika je pločevinasta.
Hazırlanan paket, üstü örtülüp, buzdolabında soğutulur.Juha, skuhana v nedeljo, je v hladilniku.
1000 kadar kiremit örtülü ev vardır.Tokių namų Alborbele yra apie 1000.
Senede 20 gün kar yağar, 40 gün toprak karla örtülüdür.Apie 30 parų per metus - liūtys, o 180 dienų paviršių dengia sniegas.
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür.Gripo virusai yra RNR tipo, priklausantys Orthomyxoviridae (gr.
Dağlar aylarca karla örtülü kalır.Kalnai daugelį mėnesių skendi rūke.
Yapı büyük bir kubbeyle örtülüdür.Hoone on lukustatud suure tabalukuga.
Geceyi onlarla, üstü örtülü harp arabamın içinde geçirdim.Seal möödus meist oma sõiduautos kol.
Vücutları genellikle kıllarla örtülüdür.Keha on tavaliselt külgedelt kokku surutud.
Damlar kiremitle örtülüydü.Varred on kaetud tähtkarvadega.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdürMột số được các cánh rừng trùm lên ẩn giấu sự sống.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdürNěkteré jsou zahaleny stromy skrývajícími život, další, jako dýmající velikáni, jsou rozeklané a strohé.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdürUnele sunt acoperite cu păduri, ascunzând viaţă.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdürΚάποια είναι καλυμμένα από δάση, που κρύβουν ζωή.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdürОдни из них покрыты лесами, изобилующими жизнью.
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdür,חלקם מכוסים ביערות .מלאים חיים
Bazıları içindeki canlılığı saklayan ormanlarla örtülüdürالبعض يغطّون بالغابات يخفون الحياة.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.A zdá sa mi, že tu je všade driemajúci potenciál, všade okolo nás.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.A zdá se mi, že v přírodě je skrytý potenciál všude, všude kolem nás.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Dan sepertinya ada potensi terpendam dimana - mana, di sekeliling kita.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Đối với tôi, tiềm năng này có ở mọi nơi, quanh chúng ta.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.En het lijkt me dat dit een verborgen mogelijkheid is, overal rond ons.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.És olybá tűnik, hogy ez a rejtett lehetőség megvan körülöttünk mindenhol.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Et il me semble que ce potentiel latent est partout, tout autour de nous.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.제 생각에는 우리 주변 모든 곳, 어디서나 이런 보이지 않는 잠재력이 있는 것 같아요.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Mir scheint es nämlich so, dass es überall um uns herum latentes Potenzial dafür gibt.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Mi sembra che esista un potenziale latente tutt'intorno a noi.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Mi se pare că există un potenţial latent peste tot în jur.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Parece-me que há este potencial latente em toda a parte, à nossa volta.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Y me parece que existe un potencial latente en todas partes, a nuestro alrededor.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Zdi se mi, da so skrite možnosti povsod okrog nas.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Και μου φαίνεται ότι υπάρχει αυτό το λανθάνον δυναμικό παντού, γύρω μας.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Мені здається, що цей прихований потенціал оточує нас усюди.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.Мне кажется, что этот скрытый потенциал окружает нас повсюду.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.ונדמה לי שיש איזה פוטנציאל רדום בכל מקום, מסביבנו.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.ويبدو لي أن هناك هذه الإمكانيات الكامنة في كل مكان، من حولنا.
Bence etrafımızdaki her yerde örtülü bir potansiyel var.どこにでも存在していると私には思えます 音や匂い、振動でもなんでも、物事は全て
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüCea mai mare parte a Marii Britanii, toată Scandinavia, acoperite de gheaţă groasă de câţiva kilometri.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüEin großer Teil Großbritanniens und ganz Skandinavien waren von einer kilometerdicken Eisschicht bedeckt.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüHet grootste deel van de Britse eilanden en heel Scandinavië lagen onder kilometers dik ijs.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydü대부분의 영국, 스칸디나비아의 모든지역이 몇 킬로미터 두께의 얼음으로 뒤덮였습니다.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüLa maggior parte dell'Inghilterra e tutta la Scandinavia erano seppellite da chilometri di ghiaccio.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüLa mayor parte de Bretaña, toda Escandinavia, cubiertas por capas muy gruesas de hielo.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüSebagian besar Inggris, seluruh Skandinavia, tertutup es setebal beberapa kilometer.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüWiększość Wielkiej Brytanii i Skandynawii pokrywała kilkukilometrowa warstwa.
Britanya'nın çoğu, İskandinavya'nın tamamı kilometrelerce kalınlıkta buzla örtülüydüБольшая часть Великобритании и вся Скандинавии были покрыты льдом, толщиной в несколько километров.