Örtüleri ve iskeletleri yoktur.Sillä ei ole raitoja vaan pilkkuja.
Flora şu anlamlara gelebilir: Flora, bir bölgede yetişen bitkilerin ortak adı, diğer bir deyimle Bitki örtüsü.Kasvisto eli floora on käsite, joka tarkoittaa jonkin tietyn alueen kasveista koostuvaa elämää, kasvilajistoa.
Atların sırtlarına keçeden yapılmış örtü konmuştur.Vaatteet hän jättää hevosen selkään.
Genellikle haznelerin (örn. flask veya beherin) sızdırmaya karşı veya koruma amaçlı örtünmesinde kullanılır.Yleensä niitä käytetään märissä, sateisissa tai likaisissa oloissa suojaamaan käyttäjää.
Hemen o anda örtünmeye karar verdim."Vaan ne pian piiloon laita...»
Dağın bitki örtüsü ormanlıktır.Vuorten kasvillisuus metsäaroa.
Çok çeşitli maddelerden çatı örtüleri bulunmaktadır ama en kullanışlı örtü kiremittir.Itse puvut ovat hyllytavaraa mutta erikokoisia osia on olemassa.
Çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılır.Tähän tarkoitukseen tulee käyttää katolle asennettua varoitusmajakkaa.
Adanın orman örtüsü de aynı şekilde ortadan kaldırıldı.Saaren viiniviljelyksetkin oli ilmeisesti hylätty.
İsrail'de ortodoks Yahudiler cildinin çoğunu örtülü tutarak makul bir şekilde giyinirler.Jotkut ortodoksijuutalaiset naiset peittävät päänsä peruukilla.
Hindistan ve Türkiye’nin de kültürel bir örtüşmesi var.Lamilla on turkkilaisia ja kiinalaisia sukujuuria.
Mezarın girişi büyük bir taşla örtüldü.Lopuksi haudan eteen vieritettiin suuri kivi.
Bitki örtüsü genel olarak otlak alanlardır ve adanın tümü ağaçsızdır.Färsaarten kasvillisuus on melko matalaa, ja saarilta puuttuvat lähes täysin puut ja pensaat.
Telaşlanır ve bu kez tüm bitki örtüsünün yanması sebep olacak kadar yakına gelir.Tämä aiheuttaa juurten kuihtumisen, jonka seurauksena koko kasvi ajan mittaan kuihtuu.
Bugünkü kutup buz örtüleri jeolojik olarak oldukça yenidir.Gessopohjusteet ovatkin nykyisin akryylipohjaisia.
Tünelin girişi, İsrail polislerince derhal örtüldü.Israelin poliisi muurasi käytävän nopeasti umpeen.
Esaret altındaki yeşilbaşların, doğadakini andıran, beyazla karışık bir tüy örtüsüne sahip olur.Piilosammal on kermanvalkoinen maan alla kasvava sekovartinen sammal.
Pigmentler boyaya renk ve örtücülük özelliği verir.Pigmentti antaa maalauksessa käytettäville väreille värin tai muun optisen ominaisuuden.
1992 yılında, salonun bakır çatı örtüsü tamamen değiştirildi.Το 1992, το κάλυμμα της οροφής χαλκού της αίθουσας αντικαταστάθηκε εντελώς.
Mum gibi bir örtüsü vardır.Έχουν όψη σαν κερί.
Aslında iki organizasyon büyük ölçüde örtüşmektedir.Στην πράξη, τα δύο συστήματα συμφωνούν σε μεγάλο βαθμό.
Bunun tüm olasılık durumları örtüktür.Για τον λόγο αυτό αληθεύουν για κάθε πιθανή εμπειρία.
Hemen o anda örtünmeye karar verdim."Πρέπει να τον σταματήσουμε αμέσως».
Temel bitki örtüsü, bölgenin geri kalanıyla beraber bozkırdır.1) Την θέση της σε σχέση με το υπόλοιπο τοπίο.
Ana madde: Doktor (Doctor Who) Doktor karakteri başlangıçta bir gizemle örtülüydü.Ο χαρακτήρας του Doctor ήταν από την αρχή καλυμμένος σε ένα πέπλο μυστήριου.
Çatı ise eğik olup sazlarla örtülmüştür.Οι στέγες χαμηλώθηκαν και καλύφθηκαν με χαλκό.
Dünyada şu an bulunan tek buz örtüleri Antarktika ve Grönlanddır.Η μεγαλύτερη ποσότητα πάγου σε παγετώνες αυτή τη στιγμή υφίσταται κυρίως στην Ανταρκτική και στη Γροιλανδία.
Bu durum bitki örtüsü kuşakları için de geçerlidir.Είναι αβέβαιο αν τη χρησιμοποιούν και κάποια φυτά.
Ayna örtüşmezliği bir cismin aynadaki yansımasıyla birebir aynı olmaması durumudur.Η επισκόπησή του δεν είναι εύκολη χωρίς τη βοήθεια ειδικού καθρέπτη.
Çincede Tsim Sha Tsui, keskin kum örtüsü anlamına gelmektedir.Στα Θιβετιανά Τσο Ογιού σημαίνει τιρκουάζ θέα.
Titürel'in sesi oğlu Amfortas'a Kutsal Kase'yi kapayan örtüyü açmasını söyler.Ακούγεται η φωνή του Τίτουρελ που λέει στο γιο του, Αμφόρτας, να αποκαλύψει το Δισκοπότηρο.
Bitki örtüsü tüm karadenizde olduğu gibi ormandır.Οι όχθες του είναι δασώδεις σε όλο το μήκος του.
Gerek vadi buzulları gerekse örtü buzullarında yaygın olarak görülen morenlerdir.Με αυτόν τον τρόπο συγκρατούν στο σώμα τους όση υγρασία έχουν ανάγκη.
Geniş mera ve çayırları ve buradaki zengin bitki örtüsü hayvancılığın gelişmesine yol açmıştır.Οι χορτολιβαδικές εκτάσεις, τα λιβάδια και η πλούσια βλάστηση οδήγησαν στην ανάπτυξη της κτηνοτροφίας.
Örtü altı sebzeciliği yaygınlaşmaktadır.Το έκτο βάθρο είναι διακοσμημένο.
Geceyi onlarla, üstü örtülü harp arabamın içinde geçirdim.Πολλοί βγήκαν στους δρόμους και πέρασαν τη νύχτα μέσα στα αυτοκίνητά τους.
İlçede Akdeniz Bölgesinin tipik bitki örtüsü olan maki bitki örtüsü genellikle yok denecek kadar azdır.Σπάνια φυτά του οικοσυστήματος της Πάρνηθας χάθηκαν, μάλλον για πάντα.
Buz örtüsü Avrupa’da kuzey Almanya’ya ulaşmıştır.I Europa nåede den skandinaviske iskappe ned i det nordlige Tyskland.
Bitki örtüsü maki'dir.Plantevæksten udgøres af maki.
Bu plan, Arjantin'in iç göçü arttırma kampanyasıyla örtüşüyordu.Denne plan passede med Argentinas kampagne for at tiltrække flere indvandrere.
Ay yörüngesinin yalpalaması sonucu her yıl farklı yıldızlar örtülür.Præcessionen af Månens omløb betyder, at det hvert år er andre stjerner, som okkulteres.
Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur.Over hans skulder hænger et net.
Solonçaktaki bitkisel örtüsü kenevir-pelin steplere dönüşmektedir.Paronychia kapela vokser på solrige klipper.
Naomi, gelini Rut'u Boaz'ın uyuduğu harmanlığa gönderip Boaz'ın ayağındaki örtüyü kaldırmasını söyledi.No'omi sender Ruth til tærskepladsen om natten og instruerer hende at lægge sig ved Boaz' fødder.
Sembolik olarak, mezarın toprakla örtülmesi merhumla matemlilerin son vedalaşmasıdır.Efter buddhistisk tradition er kremeringen et endeligt farvel til afdøde.
Atların sırtlarına keçeden yapılmış örtü konmuştur.Mennesker med en hestebagkrop fra hofterne.
İpekten kıyafeti metal zırhı üzerine örtülmüştü.Andre beklædningsgenstande kunne være beklædt over tunikaen.
Açık ya da örtülü bir baskı mevcuttur.Åbent eller skjult forfølgelse.
Geceleri veya bulut örtüsü üzerinden de kullanılabilir.Systemet kan benyttes om natten eller igennem et skydække.
Titürel'in sesi oğlu Amfortas'a Kutsal Kase'yi kapayan örtüyü açmasını söyler.Titurels stemme høres, som beder sønnen, Amfortas, at afdække gralen.
Bu yukarıdaki açıklamayla da örtüşmektedir.Se i øvrigt beskrivelsen ovenfor.
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.Hans hår blæser i vinden, og han stirrer ud over et landskab, der er dækket af en tyk tåge.
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür.Influenzavirus B er en slægt i Orthomyxoviridae-familien.
Antarktika ve Grönland dışında en büyük buz örtüsüdür.Dette er verdens tredje største isbræ efter Antarktis og Grønland.
Yani birbiriyle tamamen örtüşen bir şey yok.Det er lagt således, at ingen fliser ligger helt parallelt med hinanden.
Montaj yeri ipek kumaşlı mavi bir şerit ile örtülmüştür.Gulvet er belagt med et blåt tæppe.
Fynbos, Güney Afrika'nın karakteristik bitki örtüsüdür.Cineraria er en planteslægt af arter fra Sydafrika.
Bitki örtüsü zengindir.Vegetationen er frodig.
Arazisi dağlık olup bitki örtüsü yaşlı palamut ağaçlarından oluşur.Her er stadig en artrig flora og fauna baseret på de gamle træer.
Parlak bir yıldız ya da gezegen Ay'ın arkasından geçerse örtülür yani gözden kaybolur.Når en klar stjerne eller planet passerer bak månen, blir den okkultert eller skjult.