Ana içeriğe geç
Sözlük

örtü ile cümle

örtü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bitki örtüsü ise maki, fundalık ve zeytinlik ile çam ormanlarından oluşmaktadır.Sie befand sich etwa am Zusammenfluss von Šešuvis und Jura.
Mihrabın üzeri ise sekizgen bir fenerli kubbe ile örtülüdür.Die restlichen acht Ecken bilden dann die Ecken eines (dem Dodekaeder eingeschriebenen) Würfels.
Bu kuşaktaki iklimlerde aylar boyunca toprağın karla örtülü kalır.Nach den damaligen Angaben soll der Boden für Monate durch das Blut verfärbt worden sein.
Buna uygun olarak pratikte, şehrin çevresinde hiçbir bitki örtüsü gelişmemiştir.Entsprechend gibt es praktisch keine Vegetation in der Umgebung der Stadt.
Bitki örtüsü: palamut ağaçlari.Schutzgüter: Vollgatter der Fa.
Hakim bitki örtüsü bozkırlardan oluş muştur.Dabei macht er dem Leichtgläubigen weis, der Olivenbaum sei verhext.
Orman örtüsü köy arazisinin yaklaşık %30'nı kaplamaktadır.Die Waldfläche macht ca. 30 % der Landesfläche aus.
Uganda çok çeşitli bir bitki örtüsüne sahiptir.Uganda hat eine artenreiche Pflanzenwelt.
Dağlarda egemen bitki örtüsü ormanlar ve makilerdir.Die Anhöhen und Berge um den Ort tragen Mischwälder.
Bundan önceki örtüşme 10 Kasım 1783'de idi.Das letzte Mal passierte dies am 10. November 1783.
Yağışlaŕın fazla olması orman örtüsünü de gürleştirmiştir.Mit der zunehmenden Abholzung der Regenwälder sank auch ihr Bestand.
Omuzları ve göğsü geniş bir gerdanlıkla örtülüdür.Ihr Kopf und die Schultern sind von einer Gebende bedeckt.
Bu çizgiler üzerineki kemik galea aponeurotica tarafından örtülür.Die Lücke wird durch eine Naht der Aponeurose verschlossen.
Ülke genelinde hakim olan bitki örtüsü savan olarak adlandırılan geniş çayırlık alanlardır.Maßgeblich für die Ausbildung aller Pferde in der Dressur ist die sogenannte Skala der Ausbildung.
Tutulma ile ilgili bir başka fenomen "örtülme"dir.Zähler unter „Neue Caches“ auf
Cariyelerin örtünmesi ise yasaklanıyor.Der Frauenorden der Beginen wird verboten.
Mescid-i Haram'ın kapısı örtülmüştü.Im Medaillon über der Haustür stand (laut Besitzer) Joh.
Üstleri benzer taş levhayla örtülmüş ve çamurla yapılan bir harç kullanılmıştır.Solche Meißel werden zum Bohren von weichem und mäßig hartem Gestein eingesetzt.
Başörtüsü; sadece başın örtülmesini, tesettür ise genel anlamda bedensel örtünmeyi tanımlar.Allerdings ist nur der Kopf zu sehen; der Rest des Körpers ist unter einer Art Wachstuch verborgen.
Çalışanlarının çoğu yurt dışı elçiliklerde diplomatik örtü ile faaliyet gösterir.Im Ausland arbeitet es eng mit den diplomatischen Vertretungen seines Landes zusammen.
Diğer yandan bu olaylar ile beraber Humeyni kadınları örtünmeye mecbur kılmıştır.Er musste dafür aber die Kommende Hemmendorf (und Rexingen) abgeben.
Arazinin toprak örtüsü çeşitlidir.Die Landschaftsformen des Gebietes sind vielfältig.
Bölümler ise küçük kubbelerle örtülerek ana ibadet mekanı ile birleştirilmiştir.Die Zwischenräume der Kragsteine sind mit kleinen Basaltprismen ausgemauert.
Ayrıca son iki filmdeki karakterler de çizgi roman ile örtüşmemektedir.Darüber hinaus stimmt ihr Charakter im Film nicht mit der Beschreibung in den Romanen überein.
Bu plan, Arjantin'in iç göçü arttırma kampanyasıyla örtüşüyordu.Die aufgehende Sonne symbolisiert den Aufstieg Argentiniens.
Bölge bitki örtüsü bakımından zengindir.Die Region ist reich an Pflanzen dieser Gattung.
Yüksek sıradağların eteklerinde birçok vaha'larda zengin bitki örtüsü vardır.Am Fuß der Hochgebirge gibt es zahlreiche Oasen mit reicher Vegetation.
Dağılım, ipek kumaş mavi bir şeritle örtüldü.Die Kesselpauken waren mit blauem Tuch mit gesäumten Rändern umhüllt.
Nasıl olur da örtünürdüm!Siehe dazu Cachette.
Dolayısıyla buradaki bitki örtüsü relikt bir özellik gösterir.Die Darstellung der Kuh weist hier eine außergewöhnliche Sichelform auf.
Tarihsel olarak, bazen örtüşen ve resmi olarak koordine olmayan ligler ile organize bir yapı yoktu.Gemeinsam ist ihnen meist eine dezentrale, nicht-hierarchisch organisierte Entscheidungsstruktur.
Örtüler rüzgarda dalgalanıyordu.Les voiles flottaient dans le vent.
Rüzgar örtüleri parçalamıştı.Le vent avait déchiré les voiles.
Yumuşak bir ipek tüm vücudunu örtüyordu.Une soie douce lui recouvrait tout le corps.
Kur'an'da erkeklerin örtünmesine dair ifade bulunmaz.Il ne figure pas dans le Coran ni les hadîths.
Beyaz Güller Vazoda, Şeftaliler ve Üzümler Beyaz Örtülü bir Masada, 1867.Roses blanches, chrysanthèmes dans un vase, pêches et raisins sur une table avec une nappe blanche, 1867.
Tunus'ta laik hükümet, dini aşırılıklara karşı olan muhalefette örtünün kullanılmasını yasaklamıştır.En Tunisie, le gouvernement séculaire a banni l'utilisation du voile en opposition à l’extrémisme religieux.
Yatağa yatırıyorlar maketleri, üstlerini de örtüyorlar.Ils emballent les récipients dans des feuilles et les portent sur leur tête.
Kıvrımsız uzun bir giysiyle örtünmüşlerdir.Elle est vêtue d'une longue tunique très décolletée.
Bunu yaparken, dindar davrandıklarını ve Tanrı'yı ​​hoşnut eden giysilerle örtündüklerini düşünüyorlar.Ce faisant, ces personnes croient faire acte de piété et plaire à Dieu par leurs vêtements.
Hemen o anda örtünmeye karar verdim."Nous décidâmes de partir sans délai."
Mezarın girişi büyük bir taşla örtüldü.L'entrée de la tombe était aussi fermée par une grande plaque.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Et les enfants d’Israël eurent une grande frayeur, et crièrent à l’Éternel.
Bitki örtüsü maki'dir.Sa représentation terrestre est le maïs.
Örtü telekleri kısadır.Les antennes sont courtes.
Ana madde: Doktor (Doctor Who) Doktor karakteri başlangıçta bir gizemle örtülüydü.Le personnage du Docteur était au départ enveloppé de mystères.
Hindistan ve Türkiye’nin de kültürel bir örtüşmesi var.La Chine et l’Inde ont également des satellites circumpolaires.
Örtü altı tarım yapılmaktadır.Le domaine se compose alors encore de six exploitations agricoles.
Bozkır iklimi ve bitki örtüsü vardır.Le climat et végétation.
Besinlerinin çoğunu yerden, kısa bitki örtüsü içinden ve sığ sulardan toplar.Elle trouve la plupart de sa nourriture au sol, parmi la végétation basse, et dans l'eau peu profonde.
Bu yukarıdaki açıklamayla da örtüşmektedir.Voir l'explication ci-dessus.
Bu iki tanım kısmen örtüşürler.Les deux atomes sont partiellement chargés.
Vücut yüzeyleri ya çıplaktır ya da ince bir selüloz zarla örtülüdür.La surface corporelle semble rugueuse ou bosselée.
Bu vadiler çeşitli türdeki bitki örtüsü ve kuşları ile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ceci est lié à la symbiose évolutive entre certaines plantes et ces oiseaux.
Güneyi ise tropik bitki örtüsüyle kaplıdır.Le sud subit les influences tropicales.
Bitki örtüsünü ağaçlar ve meralar teşkil eder.Tout y pousse à son gré, les arbres et les herbes.
"Örtünüyoruz işte!".J'y ai déjà songé ».
Bitki örtüsü yönünden zengin olup endemik türler de bulunmaktadır.L'écosystème de la Réunion est riche en termes d'espèces endémiques.
Böylece Toprak örtüsü ve bataklıklar donar.Ils ont ainsi décoré assiettes et plats.
Bitki örtüsü kısa otlar ve meşe ağaçlarıyla kaplı alana denk gelmektedir.Le sous-étage est localement assez ouvert avec de petits arbres et arbustes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod