örgütlenme ile cümle

örgütlenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İspolkom’daki partiler hızla örgütlenmeye başlamışlardı.Skauci w Rumunii pojawili się dosyć szybko.
Comédie-Française günümüze kadar gelmiş bir örgütlenme yapına sahiptir.Oryginalna jest niezwykle demokratyczna organizacja Comédie-Française.
Bu yapıların işlevi, gelişimi ve örgütlenmeleri konusunda yoğun çalışmalarda bulundu.W ich budowę, użytkowanie i zarządzanie zaangażowane więc były całe społeczności.
Devamlı bir örgütlenme Çıkarları savunma: Çıkarlarlarını savunan topluluklar çeşitlidir.W grupach zadaniowych istnieje imperatyw organizacyjny, czyli zbiór tendencji, którym się one poddają.
Partinin örgütlenme yapısı geleneksel komünist parti örgütlenmesi şeklindedir.Prawo o stowarzyszeniach Jak organizuje się Walne Zebranie Stowarzyszenia?
Bunun tek istisnası, ABD'nin tek katılmış toprağı olan Palmyra Atolü'dür; burası örgütlenmemiş ve ıssızdır.Atol Palmyra stanowi jedyne inkorporowane terytorium niezorganizowane.
Kara Muhafızlarının örgütlenmesinde yardımcı olan Moskova Anarşist Grup Federasyonu, Mart 1917'de kuruldu.Był także sekretarzem Moskiewskiej Federacji Grup Anarchistycznych, która powstała w marcu 1917.
Ordudaki tüm milis örgütlenmeleri kapatılmalıdır.Zniszczono cały sprzęt wojskowy zgromadzony w obozie.
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.Hon är numera inte engagerad i föreningen, men stödjer dess verksamhet.
Hem cephe hem de cephe gerisi örgütlenme değişikliğe uğramıştır.Både distrikts- och primärområdesindelningen har sedan ändrats över tid.
Kavram, düşünce özgürlüğünü, düşünceyi ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü bünyesinde barındırır.Frihet att tala, tänka och röra sig fritt runt Jorden.
İç savaşlarında yaşandığı dönemde şehride örgütlenmeler başladı.Under folkungatiden började folket delas upp i stånd.
TGKB'nin örgütlenmesine 1975 yılı sonlarında başlandı.Vikings Vänförening bildades i slutet av maj 1995.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Önskan hade hela tiden funnits att få till en riktig kyrka.
Çalışma kamplarında örgütlenmenin cezası ölümdü.За спробу втечі відбував покарання в концтаборах.
Ayrıca işçi örgütlenmeleri dağıtılmıştır.Серед трудящих розповсюджували листівки.
Devletin örgütlenmesi ve etkinliği, demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak gerçekleşir.Основою організації та діяльності комітету декларувались принципи демократичного централізму.
Türkiye, 1952 yılında Anti-Sovyet bir askeri örgütlenme olan NATO’ya katıldı.1952 Туреччина стала членом НАТО.
Adana'da işçiler arasında örgütlenme faaliyetlerinde bulundu.У Йоганнесбурзі серед робітників було набрано змовників.
Sistem, davranış veya örgütlenmeyi belirleyen kurallara da değinebilir.Там також можуть бути юридичні або договірні вимоги для прийняття системи.
Gramsci aynı zamanda Torino işçilerinin eğitimi ve örgütlenmesiyle ilgileniyordu.Zároveň se zapojil do organizování a vzdělávání turínských dělníků.
Generalitat de Catalunya, İspanya'nın Katalonya Özerk Topluluğu'nun siyasi örgütlenmesidir.Generalitat de Catalunya je instituce, která politicky organizuje španělské autonomní společenství Katalánsko.
Geniş biçimde yerel örgütlenme şekilleri belirlendi.Všechny výše uvedené způsoby organizace obcí se do značné míry překrývaly.
Gençliği döneminde Yugoslavya Komünistler Birliği'nin gençlik örgütlenmelerinde yer aldı.V mládí prošel juniorskými výběry Sovětského svazu.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Velmi nezvyklé je ovšem halové uspořádání kostela.
Comédie-Française günümüze kadar gelmiş bir örgütlenme yapına sahiptir.Nové divadlo mělo doplnit stávající Comédie-Française.
Kara Muhafızlarının örgütlenmesinde yardımcı olan Moskova Anarşist Grup Federasyonu, Mart 1917'de kuruldu.Také působil jako sekretář Moskevské federace anarchistických skupin, která byla založena v březnu 1917.
Bu kesim Kilise içinde de üst düzey örgütlenmelere giremiyordu.Zmíněné vybavení se v kostele nedochovalo.
Örgütlenmeleri ve ekipmanları her an gelişiyordu.Organizarea și echipamentele se îmbunătățeau tot timpul.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.Reprezentanții s-au întrunit din nou în 1903 la o convenție constituțională.
1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı.În 1962 aderă la Partidul Muncitorilor din Turcia „Türkiye İşçi Partisi” (TIP) unde ocupă funcții importante.
Comédie-Française günümüze kadar gelmiş bir örgütlenme yapına sahiptir.Comédie-Française a avut mai multe sedii de la începuturile sale.
"6-7 Eylül devletin 'muhteşem örgütlenmesi'".Despre referendumul din 6-7 octombrie”.
Yönetim terimi ayrıca bu kişilerin örgütlenme biçimi için kullanılan bir terimdir.Termenul de proiecție mai poate fi înțeles și ca metodă de construire a unui asemenea corp.
Ayrıca işçi örgütlenmeleri dağıtılmıştır.În același an, cooperativele economats au fost dizolvate.
İspolkom’daki partiler hızla örgütlenmeye başlamışlardı.Chemările la organizarea cruciadei au devenit rapid foarte populare.
Eyalette ayrıca 566 yerleşimde belediye örgütlenmesi bulunmaktadır.New Jersey-ben összesen 566 municípium van.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Ez volt az ország egyik első női szervezete.
Kent içi ve kenti çevreleyen tekkelerde daha yetkinleştirilmiş “bir ritüel ve örgütlenme” başlatmıştır.Elkezdték „eszményi szintre” feltölteni a belvárost és a várost körülvevő töltésrendszert.
Devletin örgütlenmesi ve etkinliği, demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak gerçekleşir.Kansalaisen tai yhteisön kuulemisesta on tullut välttämätöntä ennen hallintotoimen suorittamista.
Militarizm (Orduculuk): Askeri örgütlenme ve savaş ekonomisi.Special Operations (Erikoisoperaatioiden yksikkö): sabotaasi ja sissisodankäynti.
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.Esikunta on kuitenkin sivuelin, jolla ei ole oikeutta antaa määräyksiä, vaan vain neuvoja ja ohjeita.
Örgütlenme ilk başlarda genç öğrenci ve işçilerden oluşmaktadır.Aloitetekstiä oli aluksi laatimassa lakimies ja oikeustieteen opiskelijoita.
Muhteşem bir örgütlenmeydi.Υπήρξε μια θαυμάσια κηδεία.
Mâliye, Fransa'daki örgütlenme temel alınarak düzenlendi.Υπάρχει διαφωνία στο πότε η Γαλλία δημιουργήθηκε ως οντότητα.
İnsanlık tarihinin çoğunda sosyo-ekonomik örgütlenmenin en yaygın biçimi olmuştur.Det har været den mest almindelige form for socioøkonomiske organisation i menneskets historie.
1924'te hapisten çıktıktan sonra Röhm Hitler ile Nazilerin yeniden örgütlenmesinde birlikte çalıştı.Röhm blev løsladt i 1924 og arbejdede med Hitler på at genopbygge NSDAP.
Bu dönemde, yoğun bir örgütlenme çalışması yürütüldü.Denne gang var det en bruskoperation, der skulle foretages.
Oyunlar, Avrupa Olimpiyat Komiteleri Birliği tarafından örgütlenmektedir.Mesterskaberne afholdes af European National Olympic Committees.
Ordudaki tüm milis örgütlenmeleri kapatılmalıdır.Kræver at alle militære aktiviteter i området ophører.
Romalıların başarısı imparatorluğun yaygın yapısına ve örgütlenmesine bağlıydı.Men romernes suksess var avhengig av omfattende organisering og struktur i imperiet.
1924'te hapisten çıktıktan sonra Röhm Hitler ile Nazilerin yeniden örgütlenmesinde birlikte çalıştı.Röhm ble løslatt i 1924, og arbeidet da sammen med Hitler for å gjenoppbygge NSDAP.
Generalitat de Catalunya, İspanya'nın Katalonya Özerk Topluluğu'nun siyasi örgütlenmesidir.Generalitat de Catalunya er selvstyreinstitusjonen i den spanske autonome regionen Catalonia.
Parti, NSDAP benzeri bir örgütlenme içindeydi.NSB er skilt ut som et eget selskap.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Dette var det første EM som ble arrangert for kvinner.
Oyunlar, Avrupa Olimpiyat Komiteleri Birliği tarafından örgütlenmektedir.Lekene arrangeres av ni europeiske olympiske komiteer.
Daha sonra yapılan incelemelerde saldırının arkasında Hizbullah örgütlenmesinin olduğu ortaya çıkmıştır.Ved en senere granskning konkluderte FN i sin rapport at angrepet var tilsiktet.
Yine III. Leo'nun Ecloga'sı Slav dünyasında yasal kuruluşların örgütlenmesini etkilemiştir.Sementara itu, Ecloga Kaisar Leo III memengaruhi pembentukan institusi hukum di dunia Slavia.
Comédie-Française günümüze kadar gelmiş bir örgütlenme yapına sahiptir.Comédie-Française telah memiliki beberapa tempat sejak awal berdiri.
Sayıları yaklaşık 1,2 milyona ulaşan Tuaregler bağımsız bir siyasi örgütlenmeye de sahiptirler.Lebih dari 1,2 juta pemilih terdaftar di Independent Electoral Commission.

İlgili Sayfalar