örgü ile cümle

örgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Başkanın on yıldır örgüt ile ilişkisi vardır.The chairperson has been associated with the organization for ten years.
Mary ben aradığımda bir saattir örgü örüyordu.Mary had been knitting for an hour when I called.
Tom örgü örmeyi sever.Tom likes to knit.
Örgüt, yaban hayatı korumasında başlıca rol oynar.The organization plays a principal role in wildlife conservation.
Örgüt, mültecilere yiyecek sağladı.The organization furnished the refugees with food.
Kız örgü örmede yeteneklidir.The girl is skillful at knitting.
Bu örgüt tamamen gönüllü bağışlara dayanmaktadır.This organization relies entirely on voluntary donations.
Bu organizasyon/örgüt sensiz varolamaz.This organization cannot exist without you.
WHO, Dünya Sağlık Örgütü anlamına gelir.WHO stands for World Health Organization.
Şu anda Japonya çapında 200 tane iyi örgütlenmiş satış büromuz var.We currently have 200 well organized sales offices all over Japan.
O, örgüsüyle meşguldü.She was busy with her knitting.
Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.She has many hobbies, cooking, knitting, gardening, collecting stamps, and so on.
Örgüsünü bir kenara koydu ve ayağa kalktı.She put her knitting aside and stood up.
Kız kardeşim bu sabahtan beri örgü örüyor.My sister has been knitting since this morning.
Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.Bribes are something that arises in conjunction with power organizations.
Bharatiya Janata Party bir örgüttür.The Bharatiya Janata Party is an organization.
Örgütümüze nasıl katkıda bulunabilirsiniz?How can you contribute to our organisation?
Facebook'a üye olursanız, bilgileriniz istihbarat örgütlerine gönderilecektir.If you sign up to Facebook, your information will be sent to intelligence agencies.
En iyi arkadaşım Afganistan'da bir Sivil Toplum Örgütü için çalışıyor.My best friend works for an NGO in Afghanistan.
Neredeyse hiç örgün eğitim almadı.He had almost no formal education.
Terör örgütlerinden nefret ediyorum.I hate terrorist organizations.
Mafya bir tip suç örgütüdür.Mafia is a type of criminal organisation.
Tom Mary'ye nasıl örgü öreceğini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew how to knit.
Tom az örgün eğitim aldı.Tom had little formal education.
Örgü örebildim.I was able to knit.
Mary dikiş veya örgü hakkında hiçbir şey bilmaz.Mary knows nothing of sewing or knitting.
Sadece örgütlenmemiş okutmanlardan nefret etmiyor musunuz?Don't you just hate unorganized lecturers?
Kızılhaç kar amacı olmayan bir örgüttür.The Red Cross is a not-for-profit organization.
Mary, Afrika'da bir sivil toplum örgütü için çalışıyorMary works for an NGO in Africa.
Mary genellikle uzun saçını iki örgü yapar.Mary usually wears her long hair in pigtails.
Polis örgütünde bazı dostlarım var.I have some friends in the police department.
İddialara göre, bir örgüt Avrupa uyuşturucu piyasasını kontrol ediyor.One organization allegedly controls the European drug market.
Tom örgü örer.Tom knits.
Kentin gangsterleri çetelerde örgütlendiler.The gangsters of the city were organized in gangs.
Bu çok renkli çoraplar el örgüsüdür.These multicolored socks are hand-knitted.
Tom kışın çoğunlukla örgü kayak şapkası giyiyor.Tom often wears a knit ski cap in the winter.
Bu katedralin büyük bir orgu vardır.This cathedral has a large organ.
WHO Dünya Sağlık Örgütü için kullanılan bir kısaltmadır.WHO is the abbreviation for World Health Organization.
Tom'da örgü örmeyi sever.Tom likes knitting too.
Tom tel örgülü kapıdan mutfağa baktı.Tom peeked into the kitchen through the screen door.
Kamuoyunun örgütlü suça olan hayranlığı çok rahatsız edicidir.The public's fascination with organized crime is very disturbing.
Bu, gizli dinsel törenleri kullanan eski bir örgüt.It's an old organization that uses secret rituals.
Nasıl örgü yapacağını biliyor musun?Do you know how to crochet?
Hükümet olayın arkasında bir terör örgütünün olduğuna inanıyordu.The government believed that a terrorist group was behind the incident.
Terör örgütü, elçilik dışındaki bomba patlamasından sorumluydu.The terrorist group was responsible for the bomb explosion outside the embassy.
O, saçlarının örgüsünü açtı.She unbraided her hair.
Mary genellikle saçını iki örgü yapar.Mary often wears her hair in pigtails.
Tom'un yaratıcı düşüncesi Mary'nin örgütsel yeteneklerini güzelce tamamladı.Tom's creative thinking nicely complemented Mary's organizational talents.
Evde kalıp örgü örmeyi tercih ederim.I'd rather stay home and knit.
Evde oturup örgü örerim daha iyi.I'd rather stay home and knit.
Örgü şişlerimi çıkardım.I pulled out my knitting needles.
Tom bu örgütün bir üyesidir.Tom is a member of this organization.
Almanya uluslararası istihbarat örgütlerinin oyun alanıdır.Germany is the playfield of international intelligence agencies.
O örgüt hiçbiri güvenilir olamayacak kadar çok bilgiyi yaymaktadır.That organization disseminates a lot of information, none of which can be trusted.
Örgü örüyorum.I knit.
Bu tatlı küçük yaşlı kadının bir suç örgütünün başı olduğu ortaya çıktı.This sweet little old lady turned out to be the head of a crime syndicate.
Biz bir intihar önleme örgütüyüz.We are a suicide prevention organization.
Örgütümüz intiharları önlemeyi amaçlıyor.Our organization aims to prevent suicides.
Çin, 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.China joined the World Trade Organization in 2001.
Oradaki saçı iki örgülü kızı tanıyor musun?Do you know that girl over there with pigtails?

İlgili Sayfalar