önyargı ile cümle

önyargı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Umarım Tom ve Marry önyargılı değildir.I hope Tom and Mary aren't biased.
Tom ve Mary'nin önyargılı olduğunu düşünüyorum.I think Tom and Mary are biased.
Tom önyargılı ama Mary değil.Tom is biased, but Mary isn't.
Tom'un bu kadar önyargılı olacağını düşünmemiştim.I didn't think Tom would be so prejudiced.
Tom'un önyargılı olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom is prejudiced.
Tom ve Mary'nin önyargılı olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are prejudiced.
Bence Tom ve Mary önyargılı değil.I think Tom and Mary aren't biased.
Tom ve Mary'nin önyargılı olmadığını düşünüyorum.I think that Tom and Mary aren't biased.
Tom önyargılı, değil mi?Tom is biased, isn't he?
Tom ve Mary önyargılı.Tom and Mary are prejudiced.
Biliyorum. Önyargılı olabilirim.I know I may be biased.
Önyargılı olabilirim.I may be biased.
Önyargılı olduğunu itiraf etti.She admitted that she was biased.
Önyargı bilgiye engeldir.Prejudice is a barrier to knowledge.
Bununla birlikte, ateistlere karşı önyargı Batı ülkelerinde mevcuttur.However, prejudice against atheists does exist in Western countries.
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.By adopting this approach, Marx attempted to separate key findings from ideological biases.
Belirli klişeleri, devam, korkunç refleksleri oluşturabilirsiniz bazı önyargıları."Certain clichés still persist, certain prejudices which can create terrible reflexes."
Empati, SBY ile olan negatif ilişkisi üzerinden, genellenmiş önyargıyı dolaylı olarak etkiler.Empathy indirectly affects generalized prejudice through its negative relationship with SDO.
O dönemde, Avrupa'da Yahudilere karşı önyargının ana sebeplerinden biri de dine dayanıyordu.In those times, a main cause of prejudice against Jews in Europe was the religious one.
"Homofobik önyargı, eşcinsel bireyler ve terapistleri"."Heteronyms, Homonyms, Homographs and Homophones".
Kimi kaynaklara göre bu olay yanlış bilgilendirme ve önyargı sonucunda meydana gelmiştir.Those assumptions are now understood to have been based on misinformation and prejudice.
Bir teoriye sahip olmanın sorunlu tarafı teorinizin bilişsel önyargılarla dolu olabilmesidir.The problem with having a theory is that it may be loaded with cognitive biases.
Ya da bazı ekonomistlerin ifade ettiği gibi, şimdiki zaman önyargısının.Or as some economists call it, present bias.
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.We also have our own unconscious biases.
Önyargı vakit alır, ama vakit benim için nakittir.Prejudice takes time but my time is business.
Ve bu iş kültürümüzdeki önyargıyı düzeltiyor, şu insanlıkdışı önyargıyı.And this work corrects that bias in our culture, that dehumanizing bias.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.But some people have the ability and awareness of their own biases, their own overconfidence.
Bu nedenleri konuşurken, gelin bazı kesin önyargıları kaldıralım.When talking about those reasons, let's break down certain preconceptions.
Gerçekleri ve önyargıları birbirinden ayırt etmek zorundayız, değil mi?You have to separate fact from bias, right.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.On the whole, you've done a wonderful job fighting stigma and prejudice of many kinds.
Önyargılar kırıldı.Stereotypes have been broken.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.It seems, I suppose, a harmless prejudice and that you're not really hurting anybody.
Şu ana kadar medyanın içerisinde manipülasyon ve önyargıyı fark etmişsinizdir.By now you have noticed the manipulation and bias within the media.
Bana önyargılı diyebilirsiniz, ama en harika konuyu, en sona sakladım.Social interaction.
Sizlerle birlikte bu önyargıyı sonsuza dek yıkmayı umuyorum.So, I hope to pierce that prejudice forever with this group.
O halde, sizin şahsi olarak, önyargılı bir fikriniz olmalı.So you must have a somewhat prejudiced point of view, a personally prejudiced point of view
Irkçılığın, önyargının, yobazlığın, açgözlülüğün sorumlusu genler değildir.Genetics is not responsible for greed, bigotry, racism, prejudice.
Önyargı bir hastalıktır.Prejudice is a disease. Violence is a disease.
Ve tabi sonucu bilerek onyargi gelistirmek harika bir sey.And of course the hindsight bias is perfect.
Biim, herkesin görebileceği kanıtlarla kişisel önyargıların yerine geçer.Science replaces private prejudice with publicly verifiable evidence.
Peki neden bu önyargı karşı kredi nedir işletmeler için?So why is there this bias against lending to businesses?
Yani Kısacası, bankaların sistematik olarak borç verme yolunda önyargılı özellik için.So basically, banks are systematically biased towards lending for property.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.It's our prejudgment that it's underground.
Risk algısında birçok önyargı vardır.Now there are several biases in risk perception.
Ve belli başlı önyargılarla tekrar tekrar karşılaşıldığını görürsünüz.And you can see certain biases that come up again and again.
Buna benzer birkaç tane daha önyargı vardır, kavramsal yargılar, ve risk kararlarımızı etkilerler.There are a bunch of other of these biases, these cognitive biases, that affect our risk decisions.
Bu kavramsal önyargıların yaptığı ise bizimle gerçeklik arasında bir perde oluşturmak.And what these cognitive biases do is they act as filters between us and reality.
Kavramsal önyargılarımızla da sınırlıdır.It's limited by our cognitive biases.
Ve başka bir kavramsal önyargı da var ki, ben buna onay yargısı diyeceğim.And there's another cognitive bias
Sonrasında onlara önyargı ile gerçeği nasıl ayırt edeceklerini sordu."Wow." Then she asked them to separate fact from bias.
Önyargı ve manipulasyonun olmaması için!Without prejudice and manipulation!
Sosyolog İlya Acevski, ırklar arası evliliğe karşı tutumların tamamen önyargılı olduğunu söylüyor.Sociologist Ilija Acevski said attitudes towards inter-ethnic marriage are purely prejudicial.
SETimes: Çoğunluğun Romanlara karşı önyargısıyla entegrasyon sürecinde nasıl başa çıkıyorsunuz?SETimes: How do you address the majority's prejudice towards the Roma in their integration?
Bir takım önyargılar bilgisizlikten kaynaklanıyor.Some prejudice stems from lack of information.
"Hiçbir zaman önyargılı muamele görmedim." diye de vurguladı, Petrova."I have never been treated with prejudice," she stressed.
Pek çok Sırp onun beraatinin mahkemenin Sırplara karşı önyargısının bir kanıtı olarak görmüştü.Many Serbs saw his acquittal as proof of what they perceive as the tribunal's bias against Serbia.
Fakat bir kısım medya da model olarak önyargısız ve objektif haberciliği ortaya koydu.But some media established unbiased and objective journalism as a pattern.
On yıl önce bu bölge yıkım ve kan dökülmesi, önyargı ve tabulardan geçilmiyordu.Ten years ago this region was one of destruction and bloodshed, prejudice and taboo.
Yine de Dışişleri Bakanı Milan Rocen Karadağ'ın konuyla ilgili önyargıda bulunmayacağını söyledi.However, Foreign Minister Milan Rocen said Montenegro will not prejudge the issue.
Ahmetay, burada önemli olanın önyargılar değil, fiyat ve kalite olması gerektiğini ileri sürdü.Ahmetaj says that the price and quality should play a role -- not prejudices.

İlgili Sayfalar