ben de Yeşu öldüğünde bu topraklarda bıraktığı ulusların hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım.и Я не стану уже изгонять от них ни одного из тех народов, которых оставил Иисус, когда умирал, –
ben de Yeşu öldüğünde bu topraklarda bıraktığı ulusların hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım.то и Аз няма да изгоня вече от пред тях ни един от народите, които Исус остави, когато умря,
ben de Yeşu öldüğünde bu topraklarda bıraktığı ulusların hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım.גם אני לא אוסיף להוריש איש מפניהם מן הגוים אשר עזב יהושע וימת׃
ben de Yeşu öldüğünde bu topraklarda bıraktığı ulusların hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım.فانا ايضا لا اعود اطرد انسانا من امامهم من الامم الذين تركهم يشوع عند موته
ben de Yeşu öldüğünde bu topraklarda bıraktığı ulusların hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım.所 以 約 書 亞 死 的 時 候 所 剩 下 的 各 族 、 我 必 不 再 從 他 們 面 前 趕 出
ben de Yeşu öldüğünde bu topraklarda bıraktığı ulusların hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım.所以 約書亞 死 的 時候 所 剩下 的 各 族 、 我 必 不 再 從 他 們面前 趕出
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.De sidder i et rum med chips foran sig.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Egy szobában ülnek, előttük burgonyaszirom.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Están sentados en un cuarto con papas fritas en frente de ellos.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Họ đang ngồi trong phòng với khoai tây chiên trước mặt.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Ils sont dans une pièce, avec un paquet de chips en face d'eux.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.피실험자들 앞에는 감자칩이 놓여있습니다.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Sedia v miestnosti s čipsami pred sebou.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Sedí v místnosti s balením brambůrek před nimi.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Sie sitzen gerade vor solchen Chips in einem Zimmer.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Stanno seduti in una stanza con le patatine di fronte.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Stau într-o cameră cu nişte chips-uri în fața lor.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Ze zitten in een kamer met chips recht voor zich.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Κάθονται σε ένα δωμάτιο με πατατάκια μπροστά τους.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Они сидят в комнате с картофельными чипсами перед ними.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.Хората седят в стая с чипс пред тях.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.הם יושבים בחדר עם שקית תפוצ'יפס מולם.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.يجلسون في غرفة وأمامهم بطاطس مقلية.
Bir odadalar ve önlerinde de patates cipsi var.一方の被験者の部屋の隅には ゴディバのチョコの箱が置いてあり
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.(103:9) Ты положил предел, которого не перейдут, и не возвратятся покрыть землю.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Chúa định chơn cho nước để nước không hề qua khỏi , Không còn trở_lại ngập đất nữa .
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Chúa định chơn cho nước để nước không hề qua khỏi, Không còn trở lại ngập đất nữa.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Du hast eine Grenze gesetzt, darüber kommen sie nicht und dürfen nicht wiederum das Erdreich bedecken.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.du satte en Grænse, de ej kommer over, så de ikke igen skal tilhylle Jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.En gräns satte du, som vattnen ej fingo överskrida, så att de icke åter skulle betäcka jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.En grense satte du, som de ikke skal overskride; de skal ikke vende tilbake for å dekke jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Hai posto un limite alle acque: non lo passeranno, non torneranno a coprire la terra
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Határt vetettél, a melyet át nem hágnak, nem térnek vissza a földnek elborítására.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Kautentukan batas-batas yang tak boleh ia lalui, supaya jangan kembali menggenangi bumi
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.주께서 물의 경계를 정하여 넘치지 못하게 하시며 다시 돌아와 땅을 덮지 못하게 하셨나이다
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Le-ai pus o margine, pe care nu trebuie s'o treacă, pentruca să nu se mai întoarcă să acopere pămîntul.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Les pusiste un límite, el cual no traspasarán, ni volverán a cubrir la tierra
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Limite lhes traçaste, que não haviam de ultrapassar, para que não tornassem a cobrir a terra.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Mejo si jim postavil, da je ne prestopijo, da se ne povrnejo pokrit zemljo.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Meze jsi položil, aby jich nepřestupovaly, ani se navracovaly k přikrývání země.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Položil si hranice, aby neprekročily, aby sa nevrátily pokryť zem.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Sinä panit rajan, jonka yli vedet eivät käy eivätkä palaja peittämään maata.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.U hebt aan het water grenzen gesteld, die niet worden overschreden. De aarde heeft niets meer te vrezen.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Zamierzyłeś im kres, aby go nie przestępowały, ani się wracały na okrycie ziemi.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.εθεσας οριον, το οποιον δεν θελουσιν υπερβη ουδε θελουσιν επιστρεψει δια να σκεπασωσι την γην.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Положил си предел на водите, за да не могат да преминат, Нито да се върнат пак да покрият земята.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.גבול שמת בל יעברון בל ישובון לכסות הארץ׃
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.وضعت لها تخما لا تتعداه. لا ترجع لتغطي الارض
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界 限 、 使 水 不 能 過 去 、 不 再 轉 回 遮 蓋 地 面
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界限 、 使 水 不 能 過去 、 不 再 轉 回 遮蓋 地面
Böylece, tercih bolluğunu önler ve onları daha mutlu kılarız.넓어지는 선택의 폭에 대응도 하고 사람들도 행복하게 만드는 훌륭한 방법이 될 수도 있습니다.
Böylece, tercih bolluğunu önler ve onları daha mutlu kılarız.להילחם בשכיחות של האפשרויות העומדות לפניהם ולהפוך אותם לשמחים יותר.
Böylece, tercih bolluğunu önler ve onları daha mutlu kılarız.لمواجهة خيارات وفيرة وجعلهم أكثر سعادة.
Böylece, tercih bolluğunu önler ve onları daha mutlu kılarız.人々にもっと満足を 与えられるかもしれません 旅行サービスのNextpeditionは
Bu da... ...başkalarının benzer işaret ya da logoları kullanmasını önler.혼동을 일으킬 정도로 유사한 상표나 로고를 사용하지 못하도록 막을 수 있는 권리입니다
Bu da... ...başkalarının benzer işaret ya da logoları kullanmasını önler.الآخرين من استخدام علامات وشعارات مشابهة على نحوٍ مضلل، وهذا الحق يدوم ما دمت
Bu da... ...başkalarının benzer işaret ya da logoları kullanmasını önler.マークは使えば使うほど保護の効果もあがります
Bu doğal bir iltihap önleyicidir. Ayrıca bu hormon stresli anınızda damarlarınız kasılmasını önler.자연적인 소염제라고도 할 수 있어요. 스트레스를 받는 동안 혈관이 편안하게 있을 수 있도록 도와주기로 해요.
Bu doğal bir iltihap önleyicidir. Ayrıca bu hormon stresli anınızda damarlarınız kasılmasını önler.一番歓迎すべきその効果は<br/>心臓に起ります
Bu posterlerin amacı halka, önlerindeki bu karanlık günlerde güven vermekti.スタイルは統一され 見やすいフォントが採用されました