Acil eylem planları düzenleyici önlemlerin önemli bir unsurudur.Snabba beslut baserade på noggranna mobiliseringsplaner skulle bli avgörande.
Sansür ve diğer önlemlerin engellenmesi yeniden koyulamaz.Цензура та інші попереджувальні заходи ніколи знову не вводитимуться.
Katı önlemler alınır, şehir karantinaya alınır.Військові оперативно замикають місто на карантин.
Eğer 24 saat içinde çekilmezlerse, Arap Birliği olarak yeni önlemler almak zorunda kalırız." demiştir.Якщо ви їх не підпишете, то ви підпишете смертний вирок радянській владі через 3 тижні».
Suları temizleyen teknik önlemler.Новітні технології водоочищення та водопідготовки.
Stephen ise yaklaşan istila tehlkikesine karşı önlemler almaya çalışır.Пастер стурбований наближенням війни.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Уживати всіх можливих запобіжних заходів, щоб не заподіяти шкоди людям і тваринам.
Derhal etkili olabilecek önlemler alınmalıydı.Було очевидно, що необхідно негайно починати рішучі дії.
Ödül töreni geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.Konec soudního jednání byl provázen rozsáhlým bezpečnostním opatřením.
Bütün bu önlemlere rağmen kaçmalar oluyordu.Ta se však přes veškerá bezpečnostní opatření dařila.
Ancak VII Ferdinand bunu engelleyecek önlemler aldı.Dr. Fastolfe je překážkou, kterou je zapotřebí odstranit.
Metrodaki patlamanın ardından, Pulkovo Uluslararası Havalimanı'nında da güvenlik önlemleri arttırıldı.Bezpečnost mezinárodního letiště Pulkovo byla také v reakci na výbuchy navýšena.
Ek olarak, Alman denizaltı faaliyetlerine karşı da çeşitli önlemler alındı.Probíhají také diverzně destrukční aktivity ravnogorců proti německému zásobování.
Saldırı girişimlerinin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması.Prozkoumání příčiny a zavedení preventivních opatření.
Rapor ayrıca, bu grupların gereken önlemleri almadıklarını ve bunun da insanları riske attığını belirtti.Dozvěděli se totiž, že jsou manžely a nechtěly tudíž riskovat.
Metrodaki patlamanın ardından, Pulkovo Uluslararası Havalimanı'nında da güvenlik önlemleri arttırıldı.Securitatea pe Aeroportul Internațional Pulkovo fost, de asemenea, crescută ca răspuns la explozie.
Nedenlerin başında yangına karşı önlemlerin alınmaması gelmektedir.La început nu se știa ce să se facă cu focul.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.Noțiunea însăși permite totuși restrângerea problemei la unele teme comune.
Alıntı, parçanın 13-16 arası önlemlerinden alınmıştır.Echipele rămase joacă pentru pozițiile 13-16.
Stephen derhal York üzerine giderek önlemleri alır.Barett a observat că acțiunile simultane ale acestui dumnezeu devin alternative în timp.
Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir.Fabricile de aparate electronice sunt foarte atente pentru a preveni ca oamenii să se încarce.
Bu yaşanan trajedi, ülke çapında diğer stadyumlarda güvenlik önlemlerinin artırılması için teşvik olmuştur.Acel cutremur a determinat autoritățile să înăsprească standardele de construcție în întreg Taiwanul.
Eğer 24 saat içinde çekilmezlerse, Arap Birliği olarak yeni önlemler almak zorunda kalırız." demiştir.Ha nem írják alá, akkor három héttel később a szovjethatalom halálos ítéletét fogják aláírni.”
Nedenlerin başında yangına karşı önlemlerin alınmaması gelmektedir.A tűzmegelőzés célja egyrészről, hogy intézkedéseivel megelőzze a tüzek keletkezését.
Katı önlemler alınır, şehir karantinaya alınır.Vagyis az A szárnyat karanténba kell zárniuk.
Ancak tüm bu önlemler Kızıl Ordu'nun yarıdan fazla gücünü bölgeye başlamıştır.Ebből a mennyiségből is csak 10 darabot állítottak szolgálatba a Vörös Hadseregben.
Düzeltici kontroller: İstenilmeyen sonuçların düzeltilmesini sağlamak için geliştirilen önlemlerdir.Javítás: Növeljük a folyamat hatékonyságát azzal, hogy véglegesen beépítjük az azonosított javításokat.
5. V. basamakta bu önlemler bulut içerisinde gösterilir.E hadjárat nyomai az alulról számított ötödik rétegben, a XII-ben találhatók.
Mekanda sıkı güvenlik önlemleri alındı.Ugyanakkor szigorú óvintézkedéseket léptettek életbe.
Ertesi gün savaş filleri Hannibal'in aldığı dahiyane önlemlerle nehri geçtiler.A pun háborúk során háromszor is ellenállt a Hannibal vezette ostromoknak.
Bu önlemlere uymayanlar için ağır cezalar uyguladı.Hän rankaisi ankarasti niitä, jotka eivät tätä periaatetta noudattaneet.
Ülkeler etkili önlemler aldı.Puolueet hyödynsivät tehokkaasti tätä mahdollisuutta.
Ödül töreni geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.Painaminen tapahtui varotoimien varassa.
Mekanda sıkı güvenlik önlemleri alındı.Tapahtumapaikoila on tiukennetut turvatoimet.
Dünyanın hıfzıssıhha önlemleri zayıf olan ve yeterli temiz suya sahip olmayan bölgelerinde daha yaygındır.Είναι πιο συνηθισμένο σε περιοχές του κόσμου με κακές συνθήκες υγιεινής και έλλειψη ασφαλούς ύδατος.
Ek olarak, Alman denizaltı faaliyetlerine karşı da çeşitli önlemler alındı.Το αποτέλεσμα ήταν ο δραστικός περιορισμός των δραστηριοτήτων των γερμανικών υποβρυχίων.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Άλλα μέσα πρόληψης συμπεριλαμβάνουν το πλύσιμο των χεριών και το σωστά μαγειρεμένο φαγητό.
Üst düzey güvenlik önlemleriyle tanınırlar.Ρυθμιζόμενες σε ύψος ζώνες ασφαλείας.
Dünyanın hıfzıssıhha önlemleri zayıf olan ve yeterli temiz suya sahip olmayan bölgelerinde daha yaygındır.Det er mere almindeligt i de områder af verden med dårlige sanitære forhold og ikke nok rent vand.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Andre forebyggende foranstaltninger omfatter hånd vask og korrekt tilberedning af mad.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Tag alle forholdsregler for at undgå at skade ethvert menneske eller ikke-menneske.
Sansür ve diğer önlemlerin engellenmesi yeniden koyulamaz.Censur og andre forebyggende forholdsregler kan ingensinde påny indføres.
Önlemler alınmaya başlandı.Repressive tiltag blev iværksatte.
Ancak bu önlemler yetmeyince barış görüşmeleri başlatıldı.Da de allierede imidlertid opstillede uantagelige fredsbetingelser, blev forhandlingerne straks afbrudt.
Eğer hastalık ıle ilgili önlemler alınmazsa 'sepsis'e kadar vücudumuzdaki zehirli kan gider.Uden at nogen bemærkede det gik sygdommen over til Sepsis – blodforgiftning.
Ödül töreni geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.Med denne udnævnelse fulgte større bevaringsmæssige forpligtelser.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Moderne behandling består av å gjøre kroppen mest mulig i samsvar med deres mentale kjønn.
Korumaya yönelik ciddi ve görünür önlemler alınmamaktadır.Svært viktig og preventiv beskyttelse.
Ağır suç işlemiş kişiler çok sıkı güvenlik önlemlerinin bulunduğu cezaevlerine koyulurlar.Samvittighetsfulle motstandere kunne forvente strenge straffer.
Marmara Denizi'nde, denizaltılara karşı nakliye gemilerinin korunması için önlemler alındı.Det åpnet Antwerpen for shipping for de allierte.
Bunun için erozyonun cinsine göre önlemler alınmalıdır.I stedet må vi forberede oss på å motta Antikrist.
Ek olarak, teofilin diğer önlemlere cevap vermeyen hastalarda kullanılabilir.Sebagai tambahan, teofilin mungkin berperan bagi mereka yang tidak memberikan respon terhadap pengobatan lain.
Katı önlemler alınır, şehir karantinaya alınır.Dewan langsung memutuskan agar karantina dilaksanakn.
Çünkü onların akılları (akla göre aldıkları önlemler) dünyaya düzen verme nedenidir.Itulah penjara bagi orang-orang yang menganggap remeh berita tentang pengadilan akhirat.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Usaha pencegahan lainnya adalah mencuci tangan dan memasak makanan dengan matang.
Günümüzde yapılan yasal düzenlemelerin amacı, proaktif olarak sorunlar ortaya çıkmadan önlemleri almaktır.Undang-undang ini bertujuan untuk mencegah masalah sebelum mereka terjadi.
Dismenore, bâzı önlemlerle bir miktar engellenebilir.Brokoli mampu mencegah depresi yang berlebihan.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Các biện pháp phòng ngừa khác gồm rửa tay và nấu thức ăn chín kỹ.
Suları temizleyen teknik önlemler.Công nghệ sản xuất nước mắm.
Bu manevralar yanıltma-gizleme önlemleriyle maskelenmiştir.Nó cũng dễ bị đánh lừa bởi các biện pháp ngụy trang.