Ana içeriğe geç
Sözlük

önlem ile cümle

önlem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Es hat einen sehr hohen Nutzen, diesen Schaden zu verhindern.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Eso va a ser muy útil para evitar ese daño.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Hal itu memiliki nilai yang tinggi untuk mencegah kerusakan.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.그 손상을 방지하는 것은 굉장히 높은 실용성이 있습니다.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Předcházet škodám má velký užitek.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Será muito útil para evitar esses prejuízos.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Ten czyn jest niesłychanie użyteczny w powstrzymaniu tych szkód.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Το να αποτρέψω αυτήν την καταστροφή είναι πάρα πολύ ωφέλιμο.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Очень полезно предотвратить такой ущерб.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.Така съществува голяма полза да се предотврати таза вреда.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.לפעולה זו יש תועלת גדולה מאוד של מניעת נזק.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.تحتوي تلك الفكرة على أدواتٍ جيدة لمنع ذلك الضرر.
Hasar önleme konusunda çok büyük faydası var bunun.電話を調べたときの少々の苦痛と比べても
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezini aradığını, ve kütlesel salgını baştan engellediğini.미국 질병통제예방센터(CDC)에 연락해서 애초부터 세계적 유행병이 생기지 못하게 할 것입니다.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezini aradığını, ve kütlesel salgını baştan engellediğini.הוא יוצר קשר עם המרכז לבקרת מחלות ומונע מלכתחילה את פרוץ המגיפה.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezini aradığını, ve kütlesel salgını baştan engellediğini.يتصل على مركز السيطرة على الأمراض ويمنع حدوث هذا الوباء من البداية.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezini aradığını, ve kütlesel salgını baştan engellediğini.大流行が起きないように根本から防止します しかし これこそが尽きることがない世の中を
Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi, bize kendi araştırmacıları tarafından yürütülen şu çalışmayı gönderdiler.CDC mengirimkan hasil penelitian ini melalui penyelidik mereka sendiri.
Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi, bize kendi araştırmacıları tarafından yürütülen şu çalışmayı gönderdiler.CDC wysłało nam badania ich własnych naukowców.
Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi, bize kendi araştırmacıları tarafından yürütülen şu çalışmayı gönderdiler.Die CDC schickte uns diese Studie ihrer eigenen Ermittler.
Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi, bize kendi araştırmacıları tarafından yürütülen şu çalışmayı gönderdiler.El CDC nos envió este estudio hecho por sus propios investigadores.
Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi, bize kendi araştırmacıları tarafından yürütülen şu çalışmayı gönderdiler.Het Centrum voor Ziektebestrijding stuurde ons een onderzoek van hun eigen onderzoekers.
Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi, bize kendi araştırmacıları tarafından yürütülen şu çalışmayı gönderdiler.O CCD nós enviou um estudo dos seus próprios investigadores.
Hepsini baştan yazayım. Karışmasını önlemek için farklı renkler kullanacağım.Pozwólcie, że przepiszę tę całą rzecz i będę zmieniał kolory, aby nie stało się to monotonne.
Hepsini baştan yazayım. Karışmasını önlemek için farklı renkler kullanacağım.Přepíšu celý model a jdu změnit barvy, abychom nezůstali jednotvární.
Hepsini baştan yazayım. Karışmasını önlemek için farklı renkler kullanacağım.Takže, prepíšem celý model a idem... zmeniť farby, aby sme nezostali jednotvárny.
Hepsini baştan yazayım. Karışmasını önlemek için farklı renkler kullanacağım.Vou reescrever esta coisa toda, e continuarei alternando cores para que não fique monótono.
HIV'i önleme vaadi de var. Ines:והמחויבות למנוע HIV גם כן
HIV'i önleme vaadi de var.그리고 헌신적인 노력을 모두 가지고 있습니다.
HIV'i önleme vaadi de var.Poświęcamy się by zapobiegać roznoszeniu HIV.
HIV'i önleme vaadi de var.- У нас есть инструменты, знания и деньги, и решимость предотвратить распространение ВИЧ.
HIV'i önleme vaadi de var.والمجتمع يريد الوقاية من " نقص المناعة المكتسبة "
HIV'i önleme vaadi de var.イネス:どうして感染者数がまだ増えているのか?
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.Aquellos en poder deben resistir a la tentación de castigar severamente a los disidentes.
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.Die mächtigen müssen der Versuchung widerstehen, gegen Dissidenten vorzugehen.
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.من هم في السلطة أن تقاوم إغراء للقضاء على المنشقين.
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.厳しい経済状況では 国家が 痛みを伴う改革に取り組まず
İflas önlemek için bir banka varlıklarını onun yükümlülükler büyük olduğundan emin olun gerekir.Aby se vyhnuly bankrotu, musí banky zajistit, aby byl objem aktiv větší než objem závazků.
İflas önlemek için bir banka varlıklarını onun yükümlülükler büyük olduğundan emin olun gerekir.För att undvika att gå i konkurs behöver en bank säkerställa att tillgångarna överstiger skulderna.
İflas önlemek için bir banka varlıklarını onun yükümlülükler büyük olduğundan emin olun gerekir.Para evitar la quiebra, el banco tiene que asegurarse de que su activo es superior a su pasivo.
İflas önlemek için bir banka varlıklarını onun yükümlülükler büyük olduğundan emin olun gerekir.Per evitare di andare in bancarotta, la banca deve assicurarsi che il suo attivo sia maggiore del passivo.
İflas önlemek için bir banka varlıklarını onun yükümlülükler büyük olduğundan emin olun gerekir.Välttääkseen konkurssin pankin on varmistettava, että sen vastaavat ovat suuremmat kuin vastattavat.
İflas önlemek için bir banka varlıklarını onun yükümlülükler büyük olduğundan emin olun gerekir.כדי להמנע מפשיטת רגל, הבנק צריך לוודא שכמות הנכסים שלו גדולה מכמות ההתחייבויות שלו.
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Grumman tar till drastiska åtgärder.
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Grumman turvautuu rajuihin otteisiin.
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Grumman tyer til drastiske metoder.
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Il vecchio Grumman ha preso dei provvedimenti drastici?
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.O velho Grumman tomou medidas drásticas?
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Staruszek Grumman ucieka się do drastycznych środków?
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Veo que el viejo Grumman toma medidas drásticas.
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Ο γερο-Γκρούμαν παίρνει δραστικά μέτρα;
İhtiyar Grumman esaslı önlemler alıyormuş.Старик Грумман предпринял решительные действия?
İklim değişiminin olumsuz etkilerini yönetmeye yönelik adaptasyon önlemlerinin de alınması gerekmektedir.Esposizione della popolazione urbana: variazioni geografiche che
İlk Avrupa Uyuşturucu Alışkanlığını Önleme Denemesi (www.eudap.net) umut vadeden sonuçlar vermiştir.(European Drug Abuse Prevention Trial – www.eudap.net) zeitigte viel versprechende Ergebnisse.
İlk Avrupa Uyuşturucu Alışkanlığını Önleme Denemesi (www.eudap.net) umut vadeden sonuçlar vermiştir.Pierwsza europejska próba zapobiegania narkomanii (EU-Dap) (www.eudap.net) wykazała obiecujące wyniki.
İlk Avrupa Uyuşturucu Alışkanlığını Önleme Denemesi (www.eudap.net) umut vadeden sonuçlar vermiştir.Primul Test european de prevenire a abuzului de droguri (www.eudap.net) a dat rezultate promi†≤toare.
İlk Avrupa Uyuşturucu Alışkanlığını Önleme Denemesi (www.eudap.net) umut vadeden sonuçlar vermiştir.Prvi evropski poskus preprečevanja zlorabe drog (www.eudap.net) je pokazal spodbudne rezultate.
İlki, annelerin, çocuklara bulaştırdığı enfeksiyonu önlemek.2つ目は 母親の健康を保ち
İlki, annelerin, çocuklara bulaştırdığı enfeksiyonu önlemek.Đầu tiên, để ngăn chặn sự truyền nhiễm từ mẹ sang con.
İlki, annelerin, çocuklara bulaştırdığı enfeksiyonu önlemek.De eerste is moeder-op-kind-infectie te voorkomen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod