Politika insanları onları ilgilendiren şeylere karışmalarını önleme sanatıdır.Politics is the art of preventing people from getting involved in what concerns them.
Bu araba çarpışmaları önlemek için otomatik olarak fren yapar.This car brakes automatically to avoid collisions.
Biz geç kalmayı önlemek için arabayla gittik.So as to avoid being late, we went by car.
Basınç oluşumunu önlemek için şişe kapağını gevşetin.Loosen the bottle cap to prevent pressure buildup.
10 Eylül dünya intihar önleme günüdür.September 10 is World Suicide Prevention Day.
Güçlü önlemler almak zorunda kalacağız.We'll have to take strong measures.
Onun tekrar olmasını önlemene yardım edeceğim.I'll help you prevent that from happening again.
HPV aşısı rahim ağzı kanserini önlemeye yardımcı olabilir.The HPV vaccine can help prevent cervical cancer.
Orman yangınların önlemeye çalışıyoruz.We're trying to prevent forest fires.
Bu sadece bir önlem.It's just a precaution.
Lütfen kazaları önlemek için elinizden geleni yapın.Please try your best to avoid accidents.
Ben bana yönelik yumruğu önlemek için tam zamanında eğildim.I ducked just in time to avoid the punch aimed at me.
Onu önlemeye çalışıyorum.I've been trying to avoid him.
Kazayı önlemek için Tom'un yapabileceği bir şey yoktu.There was nothing Tom could've done to prevent the accident.
Çok daha güçlü önlemler alınacaktır.Much stronger measures will be taken.
Önlemler almak zorundayız.We have to take precautions.
Her türlü önlemi almak zorundayız.We have to take every precaution.
Her zamanki önlemleri aldık.We took the usual precautions.
Biz her önlemi aldık.We took every precaution.
Tom ve Mary tüm yaygarayı önlemek için gizlice evlenmek istiyordu.Tom and Mary wanted to get married on the quiet to avoid all the hullabaloo.
Acil önlemler gereklidir.Immediate measures are needed.
Eğer durum düzelmezse, önlem almak zorunda kalacağım.If the situation doesn't improve, I'll be obliged to take measures.
Tom bir gülümsemeyi önlemeye çalıştı.Tom tried to suppress a smile.
Polisin işi suçu önlemek ve araştırmaktır.The police's job is to prevent and investigate crime.
İhtiyati önlemler gereksizdi.Precautionary measures were unnecessary.
Karışıklığı önlemek için taban da etiketlendi.In order to avoid confusion, the bottom is labelled too.
O mantıklı bir önlem gibi görünüyor.That seems to be a sensible precaution.
Polis katliamı önlemek istedi.The police wanted to avoid a bloodbath.
Hemşireler yatak yaralarını önlemek için düzenli olarak hastayı çevirdi.The nurses turned the patient regularly in order to prevent bedsores.
Bunun olmasını önlemeye çalışacağım.I want you off this ship.
Kıbrıs iflası önlemek için mücadele ediyor.Cyprus is struggling to avoid bankruptcy.
Önlemler uygun olabilir.Precautions may be advisable.
Önleme anahtardır.Prevention is the key.
Bazı insanlar karılarının başka biriyle evlenmesini önlemek için evlenirler.Some people only get married to prevent their wives from marrying somebody else.
Biz önlem almak zorundayız.We have to take measures.
Ekonomik kriz için sert önlemler uygulamamız gerekir.We should apply severe measures for the economic crisis.
Tom Mary'yi önlemek istiyordu.Tom wanted to avoid Mary.
Şişliği önlemek için bileğine buz koymalısın.You need to put some ice on your ankle to keep the swelling down.
Hükümet bu sorunu çözmek için uygulama önlemleri benimseyecektir.The government will adopt enforcement measures to solve this problem.
Hangi önlemler alınmalı?What precautions should be taken?
Geniş güvenlik önlemleri yürürlüğe konuldu.Broad safety measures were put into effect.
Bu sorunu önlemek istedim.I wanted to avoid this problem.
Amacımız tüm bu riskleri önlemektir.Our aim is to forestall all those risks.
Biz düzeltici önlemleri uygulamalıyız.We must apply corrective measures.
Bunu önlemek için elimden geleni yaptım.I did my best to prevent this.
Sivrisinek ısırıklarını önlemek için en iyi yol nedir?What's the best way to avoid mosquito bites?
Her önlem alınıyor.Every precaution is being taken.
Onun olmasını önlemeye çalıştım.I tried to prevent that from happening.
Zor zamanlar sert önlemler gerektirir.Drastic times require drastic measures.
Tom belirli önlemleri önermedi.Tom didn't recommend specific measures.
Tom özel önlemler önermedi.Tom didn't recommend specific measures.
Yaralanmayı önlemek için dikkatli hareket edin.Move carefully to avoid injury.
Umutsuz önlemler alındı.Desperate measures were taken.
Kaymayı önlemek için çizmeler kullanın.Wear boots to avoid slipping.
Kazaları önlemek için yavaşlayın.Slow down to avoid accidents.
Onu önlemek için herhangi bir yol var mı?Is there any way to avoid it.
Onu önlemeyi umuyoruz.We're hoping to avoid that.
Bunu önlemeliyiz.We must prevent this.
Katliamı önlemeyi umuyoruz.We hope to avoid bloodshed.
Yunanistan mali sisteminin çökmesini önlemek için radikal tedbirler alıyor.Greece is taking radical measures to prevent a collapse of its financial system.