Kimse kölelerin isyanda yer alacaklarını öngörmemişti.На початку, жодна з цих груп не вимагала скасування рабства.
İleriye dönük nükleer silahların azaltılmasını öngörmektedir.Книга передбачає появу ядерної зброї.
İleriye dönük nükleer silahların azaltılmasını öngörmektedir.Lze se domnívat, co by se dělo po odpálení jaderné zbraně.
Sezon, opera repertuarından en az üç başlığı öngörmektedir.Stagiunea cuprinde cel puțin trei titluri din repertoriul operei.
Friedman kitapta, 21. yüzyılın başlıca jeopolitik olaylarını ve eğilimlerini öngörmeye çalışıyor.În carte, Friedman încearcă să prezică evenimentele geopolitice majore și tendințele secolului XXI.
Kozmolojik Friedmann-Lemaitre-Robertson-Walker çözümü: Bu çözüm evrenin genişlediğini öngörmektedir.Soluția cosmologică Friedmann-Lemaître-Robertson-Walker, care prezice expansiunea Universului.
BM, 2030 yılına kadar megakent sayısının 41'e yükseleceğini öngörmektedir.Az Egyesült Nemzetek Szervezete feltételezései szerint 2030-ra már 41 megaváros lesz.
İleriye dönük nükleer silahların azaltılmasını öngörmektedir.Molemmat osapuolet korostivat ydinasevarustelun vähentämistä.
Raeder bu nakliye işleminin dört aylık bir süre içinde gerçekleşeceğini öngörmekteydi.Atkins vurderede, at denne målsætning ville kunne nås i løbet af fire år.
Marx yabancılaşmanın kapitalizmin sistematik bir sonucu olduğunu öngörmektedir.Marx beskriver altså kapitalismens utvikling som progressiv.
Bu taarruz planı, cephe boyunca genel bir taarruzu değil, dar bir cepheden taarruz edilmesini öngörmektedir.I et slikt system ville imidlertid prisene ikke bli bestemt av markedet, men av et sentralt planbyrå.
Kimse kölelerin isyanda yer alacaklarını öngörmemişti.På denne måten var ingen trygg mot å havne i slaveri.
Friedman kitapta, 21. yüzyılın başlıca jeopolitik olaylarını ve eğilimlerini öngörmeye çalışıyor.Dalam buku ini, Friedman berusaha memprediksi peristiwa geopolitik besar dan tren abad ke-21.
Bu çalışma Dirac'ın, elektronun antiparçacığı olan pozitronun varlığını öngörmesine yol açtı.Ini mengantar Dirac memprediksikan keberadaan positron, antimateri dari elektron.
Pusulanın gösterdiği yönlere göre mekânı 9 bölüme ayırmayı öngörmektedir.Về mặt hành chính, Khai Hóa được chia thành 9 trấn, 9 hương.
Moskova bu süreci 2015 yılına kadar tamamlayacağını öngörmektedir.モスクワ市は2015年までにこのプロセスを終わらせることを計画していた。
Zîrâ bu kuram, yapısı gereği bu tip bir fenomeni öngörmektedir.在某種程度上,他能夠預見這次騷動的發生。
Gelecekte yapay zekâ araştırmalarındaki tüm alanların birleşeceğini öngörmek zor değildir.我懷疑美學素養的未來有這麼多內容足以發掘。
Pusulanın gösterdiği yönlere göre mekânı 9 bölüme ayırmayı öngörmektedir.출구는 시내 방향에만 설치되어 있고, 대명 1동과 대명 9동에 걸쳐 있다.
Bu çalışma Dirac'ın, elektronun antiparçacığı olan pozitronun varlığını öngörmesine yol açtı.עבודה זו הובילה את דיראק לחזות את קיומו של הפוזיטרון, האנטי-חלקיק של האלקטרון.
Marx yabancılaşmanın kapitalizmin sistematik bir sonucu olduğunu öngörmektedir.Marksistička ideologija tvrdi da je kapitalizam sustav koji se urušava.
Antlaşma ayrıca Avrupa Birliği'nin üç sütun sistemini de feshetmeyi öngörmektedir.Lisabonská zmluva tiež zrušila trojpilierovú štruktúru Európskej únie.
Diğer teoriler ek bozonların varlığını öngörmektedir.Druhý bod potvrdzuje existenciou prorokov.
(RNA ikincil yapısını öngörmek için dinamk programlama algoritmaları hakkındaki klasik makale.)(Glej - Značilnosti renesančne arhitekture v nadaljevanju.)
Sezon, opera repertuarından en az üç başlığı öngörmektedir.Taisto Noore repertuaari kuulub üle 40 ooperi peaosa.
772 milyar Dolar’lık yıllık yatırıma ihtiyaç olacağını öngörmektedir (58).58 dolarjev (
772 milyar Dolar’lık yıllık yatırıma ihtiyaç olacağını öngörmektedir (58).58 vyžadovalo průměrné roční investice ve výši 772 miliard USD (
772 milyar Dolar’lık yıllık yatırıma ihtiyaç olacağını öngörmektedir (58).58 wereld te onderhouden (
772 milyar Dolar’lık yıllık yatırıma ihtiyaç olacağını öngörmektedir (58).Möglicherweise könnte jedoch Wasserknappheit in den kommenden Jahrzehnten zum größten Problem werden.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.Det mest interessante resultat af den Gallupundersøgelse var et tal, som vi bestemt ikke havde forudset.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.갤럽 설문조사에서 재미있는 숫자가 나왔어요 정말 기대하지도 않았던 결과였죠.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.Myslím, že nejzajímavější výsledek, který jsme objevili v průzkumu bylo číslo, které jsme rozhodně nečekali.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.Najciekawszą informacją z sondażu Gallupa jest liczba, której zupełnie nie oczekiwaliśmy.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.Szerintem a Gallup felmérés legérdekesebb eredménye egy szám, amire egyáltalán nem számítottunk.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.Думаю, найцікавішим результатом цього опитування було число, яке ми жодним чином не очікували отримати.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.Думаю, самым интересным результатом этого опроса было число, которе мы никак не ожидали получить.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.אני חושב שהתוצאה המעניינת ביותר שמצאנו בסקר של גאלופ היא מספר, שלחלוטין לא ציפינו לקבל.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.أعتقد أن أكثر النتائج إثارة التي وجدناها من إستطلاع غالوب هو رقم، الذي بالطبع لن تتوقع أن تجده.
Bence, Gallup anketinin en ilginç sonucu hiç öngörmediğimiz bir sayı idi.経験の自己から見る幸福に関し 分かったのは
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz.그리고 이러한 변화들을 예상함으로써,
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...Dan kita dapat mencoba mengantisipasi perubahan itu dan membentuknya agar menjadi lebih konstruktif.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...E possiamo provare a prevedere questi cambiamenti, dando loro una direzione più costruttiva.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...És akkor megpróbálhatjuk előrejelezni ezeket a változásokat és konstruktívabb irányba terelni őket.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...Et nous pouvons essayer d'anticiper ces changements, et les diriger vers une voie plus constructive.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...Możemy spróbować przewidzieć te zmiany i kształtować je w konstruktywniejszy sposób.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...Podemos intentar anticipar esos cambios, y desarrollarlos en un sentido más constructivo.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...Putem încerca să anticipăm acele schimbări, și să le îndreptăm într-o direcție mai constructivă.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...Und wir können versuchen, diese Veränderungen vorherzusehen und sie in eine konstruktivere Richtung lenken.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...We kunnen proberen om op deze veranderingen te anticiperen en ze een meer constructieve richting te geven.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...И мы можем попытаться предсказать эти изменения и направить их в более конструктивном направлении.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz. Ve bunları daha yapıcı bir yöne doğru şekillendirmeye...И ние може да се опитаме да предскажем тези промени и да ги оформим в по-конструктивна насока.
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz.ואנו יכולים לנסות ולחזות שינויים אלה,
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz.و نستطيع أن نحاول أن نعالج هذه التغيرات ,
Biz bu değişiklikleri öngörmeye çalışabiliriz.もっと建設的な方向へ軌道修正できるのです
Biz, bu yapıları dil öğrenme basamaklarını öngörmede kullanıyoruz, bu halen devam eden bir süreç.그래서 우리는 이 구조들을 이용하여 언어 습득의 순서를 예측하는 것을 시작했고
Biz, bu yapıları dil öğrenme basamaklarını öngörmede kullanıyoruz, bu halen devam eden bir süreç.Отож ми використовуємо ці структури для передбачення порядку засвоєння мови, і це поточна робота на даний час.
Biz, bu yapıları dil öğrenme basamaklarını öngörmede kullanıyoruz, bu halen devam eden bir süreç.כך שאנו משתמשים במבנים הללו כדי לחזות את הסדר בו השפה נרכשת,
Biz, bu yapıları dil öğrenme basamaklarını öngörmede kullanıyoruz, bu halen devam eden bir süreç.فنحن نستخدم هذه الأشكال لنبدأ بالتنبؤ ترتيب اكتساب اللغة،
Biz, bu yapıları dil öğrenme basamaklarını öngörmede kullanıyoruz, bu halen devam eden bir süreç.言葉の習得順序を 予測することにしました これは現在進行中です
Bu çocuk topun yönünü öngörmek yerine her zaman topun geçtiği yolu takip ediyor.Ahelyett, hogy felkészülne, a gyerek arra néz, amerre a labda volt.