Ana içeriğe geç
Sözlük

öngörme ile cümle

öngörme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bilimin amacı, çoğunlukla söylenildiği gibi, anlamak değil, öngörmektir.The aim of science is, as has often been said, to foresee, not to understand.
Beklenmedik olayları öngörmeliyiz.We should provide for unexpected events.
Ekonomide hiçbir sistematik çalışma dayanışmayı öngörmezNo systematical study in economics assumes solidarity.
Sonuçları öngörmenin imkanı yok.There's no way to foresee the consequences.
Bunu öngörmeliydim.I should've foreseen this.
Benim işim sorunları öngörmek.My job is to anticipate problems.
Hiç kimse bunun olacağını öngörmedi.Nobody predicted this would happen.
Geleceği öngörmeye çalışmayacağım.I won't try to predict the future.
Steven Weinberg 2050 yılında birleşmiş fiziği öngörmektedir.Steven Weinberg predicts a unified physics by 2050.
Bu rapor yeni muazzam spinsiz bir bozonu(şu an Higgs bozonu olarak bilinmektedir) öngörmekteydi.This paper predicted a new massive spin-zero boson (now known as the Higgs Boson).
Bu hiyerarşiye bir galvanik serisi denir ve korozyonu öngörmede ve anlamada faydalıdır.This hierarchy is called a galvanic series and is useful in predicting and understanding corrosion.
Marx yabancılaşmanın kapitalizmin sistematik bir sonucu olduğunu öngörmektedir.Marx believed that alienation is a systematic result of capitalism.
Moskova bu süreci 2015 yılına kadar tamamlayacağını öngörmektedir.The City of Moscow had planned to complete this process by 2015.
Bu modellerin bazı varyasyonları Lorentz değişmezinin ihlalini de öngörmektedir.Some variations of those models also predict violations of Lorentz invariance on a very small scale.
Bu plan, Belgorod'a kuzeybatı yaklaşımından bir taarruzu öngörmekteydi.There was a baptistery of polyfoil plan to the northeast.
Alman planı üç koldan yapılacak taarruzları öngörmektedir.The original plans foresaw three branches towards Germany.
Teorik altyapıyı öngörmemizi sağlayan tek şey bu.And so it's the one thing where they predicted a theoretical construct.
Yani bazı simgeleri bilerek silip, bilgisayardan eksik simgeyi öngörmesini istiyoruz.So we could deliberately erase some symbols, and we can ask it to predict the missing symbols.
Bu çocuk topun yönünü öngörmek yerine her zaman topun geçtiği yolu takip ediyor.Instead of anticipating, the child always follows where the ball has been.
Bu nedenle 'geleceği öngörme' işindeyiz.So we're in the forecasting business.
Rastgele numara yaratıcılarını da öngörmekle ilgilenmiyorum, aslında insanlar beni arayıpI'm not engaged in predicting random number generators.
Ve hatta bazı anketler onun yolun sonuna kadar başarıyla gideceğini öngörmekteydi.And there were even some polls that were saying she was going to go all the way.
Tüm bu panik, tüm bu öngörmeler çekilen acı haline gelir.All the panic, all the projections become the suffering.
Öngörmelere, arzuya, tüm bunlara lüzüm yoktur.No need for the projection desire, all of that.
Daha da önemlisi... insan davranışını öngörmek mümkün müdür?Do you think it's possible to control someone's attention?
Bieber, buna karşın silahlı bir çatışma öngörmediğini belirtti.Despite this, he says he does not foresee an armed conflict.
Stadyumla ilgili tek sorun, gelecekteki kullanım şeklini öngörmenin zorluğu.The only problem with the stadium is that it is hard to envision its future use.
Erdoğan bugüne kadar kabinesine hiçbir DTP üyesini atamayı veya bunlarla toplantı yapmayı öngörmedi.To date, Erdogan has refused to consider appointing, or even holding a meeting with, any DTP member.
Smith-Ewart teorisi, aşağıdaki nedenlerden dolayı Örnek 2 nin baskın senaryo olduğunu öngörmektedir.Smith-Ewart theory predicts that Case 2 is the predominant scenario for the following reasons.
144. madde, para cezasından 2 yıl hapis cezasına kadar değişen cezalar öngörmektedir. [1]Article 144 provides for penalties varying from fines to two years' imprisonment.[5]
Mevzuat, bir bağışçının bağışlarıyla on beşten fazla çocuk olmayacağını öngörmektedir.Legislation provides that a donor may not produce more than fifteen children through his donations.
Kanun özel olarak toplu pazarlık öngörmemektedir.The law does not specifically provide for collective bargaining.
100. madde, cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini öngörmektedir.Article 100 provides for direct popular election of the president.
Ancak Anayasa'nın 13 (2) maddesi cumhurbaşkanının görevden alınmasını öngörmektedir.However, Article 13 (2) of the Constitution provides for the removal of the president.
Uyarılma tanıma hafızasını da öngörmemiştir.Arousal also did not predict recognition memory.
Anlaşmanın kilit noktaları şunları öngörmektedir:Key points of the agreement stipulate that:
Sezon, opera repertuarından en az üç başlığı öngörmektedir.Die Saison sieht mindestens drei Titel des Opernrepertoires vor.
Friedman kitapta, 21. yüzyılın başlıca jeopolitik olaylarını ve eğilimlerini öngörmeye çalışıyor.Friedman prognostiziert die wichtigsten geopolitischen Ereignisse und Entwicklungen des 21. Jahrhunderts.
Bu taarruz planı, cephe boyunca genel bir taarruzu değil, dar bir cepheden taarruz edilmesini öngörmektedir.Der Turm soll auf der Längsseite, und nicht als Teil der Hauptfront, errichtet werden.
Pusulanın gösterdiği yönlere göre mekânı 9 bölüme ayırmayı öngörmektedir.Durch diese Ringelung entsteht der Eindruck, sie bestünden aus 19 Segmenten.
Bunun sebebi, tüm davalarda tarafın belirlenmesi açısından genelgeçer bir kriter öngörmesidir.En effet, d'une part, l'article interdit toute type de discrimination fondée sur n'importe quel critère.
Bu plan, Belgorod'a kuzeybatı yaklaşımından bir taarruzu öngörmekteydi.Il charge Bradley d'agir de manière similaire au nord.
Avrupa Komisyonu bu projenin 2050 yılına kadar enerji üretimine başlayacağını öngörmektedir.Se ha estimado que el funcionamiento de plantas de energía nuclear continuará hasta el 2050.
Doğrudan demokrasi, halkın halk tarafından yönetilmesini öngörmektedir.El gobierno debe ser susceptible a la presión dentro de la población.
Bunun sebebi, tüm davalarda tarafın belirlenmesi açısından genelgeçer bir kriter öngörmesidir.Lo qué es diferente es que es necesario definir por adelantado una medida del error conjunto.
Bu taarruz planı, cephe boyunca genel bir taarruzu değil, dar bir cepheden taarruz edilmesini öngörmektedir.Il tempio era accessibile non tramite un crepidoma perimetrale, ma attraverso una scalinata frontale.
Yeni bir parçacık olan Higgs bozonunun varlığını öngörmektedir.Оно предсказывает существование ещё одной новой частицы — бозона Хиггса.
Bu karar aynı zamanda milli kuvvetlerin de bu ordu bünyesinde yer almasını öngörmekteydi.Оставалось решить, должна ли армия остаться на своей позиции?
Steven Weinberg 2050 yılında birleşmiş fiziği öngörmektedir.بينما تنبأ الفيزيائي ستيفن واينبرج توحد الفيزياء بحلول عام 2050.
BM, 2030 yılına kadar megakent sayısının 41'e yükseleceğini öngörmektedir.تعتقد شركة سباس أدفنشر ان العدد سيرتفع إلى 15 بحلول عام 2020.
Çaprazlamanın sonucunu öngörmede kullanılan yaygın şemalardan biri "Punnett karesi" olarak bilinir.تاريخياً، كان جيب الميثان المعرّض للضغط الشديد يعرف باسم "كيس من القذارة".
Teorinin kuvvetli bir yanı, otistik insanların performansındaki zirveleri ve özel yetenekleri öngörmesidir.وتتوقع إحدى النقاط القوية في هذه النظرية وجود مواهب خاصة وذروات في أداء المصابين بالتوحد.
Bu kanunun bir kısmında Parlamento'nun her üç yıllık dönemde asgari bir defa çagrılmasını ongormekte idi.O sistema assegurava que de três em três anos, parte do campo estivesse em repouso.
TRT, Arapça yayınıyla 350 milyon nüfusu olan bir coğrafyaya hitap etmeyi öngörmektedir.TRT Arabi wil met haar uitzendingen zo'n 350 miljoen mensen bereiken.
Açığa Satış işleminin çalışma mantığı hisselerin düşeceğini öngörmek üzerine kuruludur.De onzekerheid van de verkoopvoorspelling neemt door goede voorspellingen af.
Doğrudan demokrasi, halkın halk tarafından yönetilmesini öngörmektedir.Uważali oni, że prawdziwa demokracja opiera się na tym, że władza należy do ludu.
Bu teoriler evrenin tespit edilen yaşından daha erken bir kıyamet takvimi öngörmemektedir.Wydają się one nie pasować do tak wczesnego okresu ewolucji Wszechświata.
Raeder bu nakliye işleminin dört aylık bir süre içinde gerçekleşeceğini öngörmekteydi.Magellan hade uppskattat att resan över denna ocean skulle på mindre än en månad.
Doğrudan demokrasi, halkın halk tarafından yönetilmesini öngörmektedir.Глибоко вірю, що це буде дійсно влада народна!
Taarruz, biri içte diğeri dışta iki katman halinde kuşatmayı öngörmektedir.Дехто гадає, що при цьому певна частина Na2O привнос. ззовні.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod