Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Men jeg skulle ikke have besværet min kone med den slags trivialiteter.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Nem kéne zavarnom a feleségem ilyen apróságokkal.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Nhưng đáng nhẽ tôi không nền phiền vợ tôi với chuyện tầm phào đó.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Nie powinienem zawracać jej głowy błahostkami.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Pero no debería haber molestado a mi mujer con este tipo de trivialidades.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Αλλά δεν θα έπρεπε να ενοχλώ τη σύζυγό μου με τέτοιες ασημαντότητες.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Но с "Джи Пи Ес" не трябва да безпокоя съпругата или брат си.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.Но я не должен беспокоить свою жену такими элементарными вещами.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.אך אינני צריך להטריד את אשתי עם שטויות כאלה.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.لكن كان من المفترض أن لا أزعج زوجتي بشيء في هذه التفاهه.
Fakat böyle önemsiz bir şeyle karımın canını sıkmamalıydım.自分の家に聞けばいいんです 靴はどこ?
Fakat, işin aslı, kolay olduğu için değil. Önemsiz olduğu için değil. Umursamadığımız için değil.Invece non è perchè è facile, non è perchè è insignificante, non è perchè non ci interessa.
Gördüğünüz ışığın sarı frekanslı ya da yeşil ile kırmızı frekansların karışımı olması önemsizdir.빨강색과 녹색이 혼합되어 있는 빛이든 뇌가 받는 신호는 마찬가지라는 겁니다.
Gördüğünüz ışığın sarı frekanslı ya da yeşil ile kırmızı frekansların karışımı olması önemsizdir.בין אם תראו אור שיש לו תדר צהוב לבין שתראו אור שהוא ערבוב של התדר הירוק והתדר אדום.
Gördüğünüz ışığın sarı frekanslı ya da yeşil ile kırmızı frekansların karışımı olması önemsizdir.赤と緑の周波数を持つ光が 混ざったものを見ても同じなのです このため 赤と緑の光を足すと 黄色に見えるわけです
Gregor birikimi ile yolunu squirmed sürece, ilk atış sona erdi önemsiz ve taşındı.그레고르의 축적을 통해 그 방법을 squirmed하지 않는 한, 처음에 던져 결국 고철 그것을 옮겼습니다.
Gregor birikimi ile yolunu squirmed sürece, ilk atış sona erdi önemsiz ve taşındı.בסופו של דבר בבית לזרוק הראשונה, אלא אם כן גרגור התפתלה דרכו הצטברות של זבל ועבר אותו.
Gregor birikimi ile yolunu squirmed sürece, ilk atış sona erdi önemsiz ve taşındı.انتهت في رمي الأول ، إلا غريغور يتلوى في طريقه من خلال تراكم من غير المرغوب فيه ونقله.
Gregor birikimi ile yolunu squirmed sürece, ilk atış sona erdi önemsiz ve taşındı.ジャンクのと、それを移動する。 そうでなければ彼はへの余地がなかったため最初は彼がこれを行うことを余儀なくされた
- Hâlâ işe yaramayacağını düşünmüyorsun, değil mi? - Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız.Nem várhatunk tovább.
- Hâlâ işe yaramayacağını düşünmüyorsun, değil mi? - Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız..הסלע הזה לא אוהב אותנו .כי באנו להשמיד אותו-
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.행복은 우리가 처한 처지보다 우리가 우리 삶에 어느 정도의 통제력이 있다고 느끼는 지에 달려있을 지도 모릅니다.
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.Nasze szczęście nie zależy od życiowych okoliczności ale od poczucia kontroli nad nimi.
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.Okoliščine naših življenj morda za našo srečo niso tako pomembne kot občutek nadzora nad lastnim življenjem.
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.Обстоятельства нашей жизни могут влиять на счастье меньше, чем степень контроля, которую мы над ними имеем.
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.הנסיבות של חיינו למעשה משמעותיות פחות לאושר שלנו מאשר תחושת השליטה שאנו מרגישים שיש לנו על החיים שלנו
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.الظروف في حياتنا يمكن ان تؤثر على سعادتنا عن الاحساس بالسيطرة التي نشعره على حياتنا
Hayat şartlarımızın ne olduğu, onlar üzerindeki kontrol hissimize oranla çok daha önemsizdir.幸福に与える影響は小さいものです これはとても興味深い疑問です
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir.""De muis is waarschijnlijk het dunste rietje waar je alle menselijke expressie doorheen kan zuigen."
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir."'마우스는, 모든 인간의 표현을 빨아들일 수 있는 가장 가는 빨대" 일 것입니다.
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir."La souris est probablement la paille la plus étroite par laquelle vous pourriez aspirer l'expression humaine."
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir.""Mouse-ul este probabil cel mai subţire pai prin care poţi încerca să sugi toate expresiile oamenilor."
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir.""Το ποντίκι είναι πιθανόν το πιο στενό καλαμάκι από όπου μπορείς να ρουφήξεις όλη την ανθρώπινη έκφραση."
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir.""Мишката вероятно е най-тънката сламка, през която може да изсмучите цялото човешко изразяване."
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir.""העכבר הוא כנראה הקשית הצרה ביותר דרכה אתה יכול לנסות לשאוב את כל ההבעה האנושית."
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir.""الفأرة هي على الارجح القشة الأضيق التي يمكن أن تمتص كل محاولة عبرها للتعبير عن طريق الإنسان. "
"Herhalde fare insanların ifadesini emmek için kullanabileceğin en önemsiz alettir."一番細いストロー」なのです (笑)
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Creierul uman nu are nici un mecanism de recunoastere a ce este relevant sau nu.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Das menschliche Gehirn hat keinen Mechanismus um zu erkennen was relevant ist und was nicht.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Das menschliche Gehirn hat keinen Mechanismus um zu erkennen was wichtig ist und was nicht.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.El cerebro humano no tiene mecanismos para reconocer lo que es relevante o no.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Het menselijk brein heeft geen mechanisme om te herkennen wat relevant is of niet.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Il cervello umano non ha alcun meccanismo di riconoscere ciò che è rilevante o no.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.le cerveau humain n'a pas de mécanisme pour reconnaître ce qui est pertinent ou pas.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Le cerveau humain n'a pas de mécanisme pour reconnaître ce qui est pertinent ou pas.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Ludzki mózg nie ma mechanizmu rozpoznawania, co jest istotne, a co nie.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.O cérebro humano não tem nenhum mecanismo para distinguir o que é relevante ou não.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok. Orkestra.♪オーケストラの音楽が再び始まる。
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Otak manusia tidak memiliki mekanisme untuk mengenali apa yang relevan atau tidak.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Ο ανθρώπινος εγκέφαλος δεν έχει μηχανισμό να αναγνωρίσει τι είναι σχετικό ή όχι.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.Човешкият мозък няма механизъм, който да разпознава кое е съществено и кое не е.
İnsan beyninin önemli olan şeyleri önemsiz şeylerden ayırmak için bir mekanizması yok.למוח האנושי אין כל מנגנון המתיר לו להבדיל בין מה רלוונטי ומה לא.
Kaidha Ramazan Bayramının nasıl önemsiz bir tatile dönüştüğünü şiirsel bir dille anlatıyor (İng.):Kaidha opisuje poetycko jak Eid sprowadzone zostało do swięta pozbawionego większego znaczenia:
Kaidha Ramazan Bayramının nasıl önemsiz bir tatile dönüştüğünü şiirsel bir dille anlatıyor (İng.):Kaidha raconte poétiquement comment les célébrations d'autrefois sont devenues une fête sans importance :
Kendimi küçücük ve önemsiz hissediyorum." diyorlar."Czuję się maleńki. Taki nic nie znaczący".
Kendimi küçücük ve önemsiz hissediyorum." diyorlar.Ik voel me klein en onbetekenend."
Kendimi küçücük ve önemsiz hissediyorum." diyorlar.Je me sens minuscule et insignifiant."
Kendimi küçücük ve önemsiz hissediyorum." diyorlar.대부분은 '오, 작죠. 제가 정말 작고 보잘것 없는것 같아요." 라고 대답하곤 합니다.
Kendimi küçücük ve önemsiz hissediyorum." diyorlar.Mă simt mărunt și neimportant."
Kendimi küçücük ve önemsiz hissediyorum." diyorlar."Oh, pequeño. Me siento pequeño e insignificante".