Benim için önemli değil ama Tom için önemli.It doesn't matter to me, but it matters to Tom.
Her gün uygulaman önemlidir.It's important that you practice every day.
Her gün pratik yapman önemli.It's important that you practice every day.
Tom seninle önemli bir şey hakkında konuşmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to talk to you about something important.
Tom önemli bir şey hakkında seninle konuşmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to talk to you about something important.
Önemli olan şu andır, geçmiş değil.What matters most is the present, not the past.
Aldığın iki kitaptan hangisi önemli değil.It's not important which of the two books you pick.
Sen beni anlamayabilirsin ama önemli bir şey söylüyor olmalıyım, değil mi?You may not understand me, but I must be saying something important, right?
Tüm hafta sonu, önemli bir çağrı için bekledim.I waited for an important call all weekend.
Ben önemli bir telefon görüşmesi için tüm hafta sonu bekledim.I waited the entire weekend for an important phone call.
Başka bir kültürü yargılamadan önce kültürel göreceliği hesaba katmak önemlidir.It's important to take cultural relativism into account before judging another culture.
Umarım senin köpeğin senin için benden daha önemli değildir.Hopefully your dog is not more important to you than I am.
Okumak benim için çok önemlidir.Reading is very important to me.
Ben Tom'a onun neden önemli olduğunu düşündüğünü sordum.I asked Tom why he thought that was important.
Cüzdanınızda para olması her zaman önemlidir.It's always important to have money in your wallet.
Anonimlik önemlidir.Anonymity is important.
Tom'la konuşmam çok önemli.It's very important that I talk to Tom.
Bunun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.We know how important this is.
Bunun sizin için önemli olduğunu biliyoruz.We know it's important to you.
Eğitim gerçekten önemlidir.Education is really important.
Çöpü ayırmak önemlidir.It's important to separate the rubbish.
Ne değil, nasıl okuduğun önemli.It doesn't matter what you read, but how.
Görüşecek daha önemli şeylerimiz var.We have more important things to discuss.
Görüşecek diğer önemli konularımız var.We have other important issues to discuss.
Görüşmemiz gereken daha önemli şeyler var.We have more important things we need to discuss.
Onun kaç para olduğu önemli değil.It doesn't matter how much it costs.
Senin mutluluğun benim için dünyadaki en önemli şey.Your happiness is the most important thing in the world to me.
Tekrarlama, dil öğrenmede çok önemli bir rol oynamaktadır.Repetition plays a very important role in language learning.
Senin görüşün benimkinden niye daha önemli olsun ki?Why would your opinion be more important than mine?
Müşteri hizmetleri bizim en önemli önceliğimizden biridir.Customer service is one of our foremost priorities.
Tom'un onayı benim için önemlidir.Tom's approval is important to me.
Ne kadar akıllı olduğun önemli değil.It doesn't matter how smart you are.
Ne kadar akıllı olduğun önemli değil. Eğer çok çalışmazsan asla başarılı olmayacaksın.It doesn't matter how smart you are. If you don't work hard, you'll never succeed.
İnsan doğasındaki en güçlü dürtü, önemli olmak arzusudur.The strongest drive in human nature is the wish to be important.
Şehrimizde turistler önemli bir gelir kaynağıdır.In our city, tourists are an important source of revenue.
Bunun senin için önemli olduğunu sanmıyorum.I didn't think it mattered to you.
Ne kadar önemli?How important?
Cömertlik bugünün bencil toplumunda önemli bir özelliktir.Generosity is an important trait in today's selfish society.
Konuşma özgürlüğü özellikle yayımcılar için önemlidir.Freedom of speech is especially important to broadcasters.
Ağaç kesme başka bir önemli endüstridir.Logging is another important industry.
O önemli miktarda bir para.It's a substantial amount of money.
O değişiklikler çok önemliydi.Those changes were very important.
Onun oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz.We think it's pretty significant.
Farklar önemliydi.The differences were substantial.
Tom çok önemli katkılar yaptı.Tom has made many important contributions.
O çok önemli bir bilgidir.It's very important information.
Onun önemli olmadığını umuyorum.I'm hoping it's not significant.
Bence önemli bir olay.I think it's an important event.
O bence önemli bir etkinlik.I think it's an important event.
Turizm burada çok önemlidir.Tourism is very important here.
Hiçbir önemli şiddet bildirilmedi.No major violence was reported.
Çok önemli olabilir.It could be hugely significant.
Arsa o kadar önemli değil.The plot isn't that important.
Tom'un yapacak daha önemli işleri var.Tom has got bigger fish to fry.
O benim için süper önemli.That's super important to me.
Kazanmak her zaman önemlidir.It's always important to win.
Kömür özellikle önemlidir.Coal is especially important.
Ayrım önemlidir.The distinction is critical.
O beni önemli ölçüde şaşırttı.It shocked me significantly.
Ben çok önemli bir kimseyim.I'm a very important person.