Özellikle Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinin önemini vurguladı.Azerbeidzjan heeft een bijzondere nadruk gelegd op de 'speciale relatie' met Turkije.
Mısır'da İslam'ın yayılmasından sonra bölge önemini yavaş yavaş kaybetmiştir.Op het platteland verspreidde de islam zich relatief traag.
Ayrıca Turin Kral Listesi'nin önemini açıklamıştır.De farao is bekend van de Turijnse koningslijst.
17. kuzey enleminin Vietnam tarihinde ayrı bir önemi vardır.De zeventiende breedtegraad noord heeft invloed gehad op de Geschiedenis van Vietnam.
Bankacılık ve sigortacılık çalışmalarının önemi artmıştır.De bank- en verzekeringssector krijgen het zwaar te verduren.
Balkan Savaşları'nın Kırklareli Vilayeti için de büyük bir önemi vardır.De oorlog had enorme gevolgen voor het Balkanschiereiland.
Ekonomik olarak önemi çok büyüktü.De economische betekenis is dan ook groot.
1988'den beri - Ulusal önemi olan özel bir emeklilik.Het is een National Historic Landmark sinds 1988.
Milattan sonra yedinci yüzyılda şehrin önemi giderek azalmıştır.In de latere 4e eeuw werd de stad minder belangrijk.
Böylece Clarke kanunları bilim kurgu yazımlarda Isaac Asimov`un üç robotkanunların önemine ulaştılar.Robby de robot houdt zich aan De drie wetten van de robotica van Isaac Asimov.
Ayaklarının şekli, dünyada ama dünyadan olmadan yaşamanın önemini ifade eder.Dit symboliseert het feit dat Karmelieten wel in de wereld, maar niet van de wereld zijn.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Het behoudt tot op de dag van vandaag dezelfde authenticiteit.
Son zamanlarda Baltık Denizinin ticari önemi artmış durumdadır.De handel met de Oostzee bleef zeer belangrijk.
Eyalet ekonomisi içinde bilgi teknolojisi ve biyoteknolojinin hatırı sayılır önemi vardır.AP beschikt echter in groeiende mate ook over informatietechnologie en biotechnologie.
Eserin önemi ve ne amaçla kullanıldığı hâlen tam olarak belli değildir.Het is erg beschadigd en het blijft onduidelijk voor wie het werd gebouwd.
Tıbbi önemi olmayan bir türdür.Dit is vanzelfsprekend niet van medische betekenis.
Maçın önemi dikkate alınmalı.Er moet sprake zijn van het opzettelijk spelen van de bal.
Sürenin önemi yoktur.De uitwerking is niet van belang.
Bu 150nci yıldönümünün önemi neydi?Dit was ter gelegenheid van het 150-jarige bestaan van deze winkel.
Eisenhower daha sonra Belçika partizanların öneminden bahsedecektir.Ossiriand zou later een deelgebied van Beleriand worden.
Buraya yapılan kale ile önemini yüzyıllar boyunca korudu.Rondom dit kasteel is eeuwenlang gevochten.
Duygusal gerçekliği sembolize ettiğini düşündüğü sarı rengin onun için önemi çok büyüktü.Hierbij speelde de door hem ontwikkelde kleurensymboliek een grote rol.
Petrol hatlarının önemi de burada ortaya çıkar.Ook werden de aldaar gelegen olie-installaties ingenomen.
Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Ku'damm'ın önemi azalmaya başladı.Met de val van de Berlijnse Muur komt haar identiteit echter aan het licht.
19. yüzyılda, baharat ticareti önemini büyük ölçüde yetirmişti.In de negentiende eeuw nam het belang van de wierhandel toe.
Çatalca'nın özellikle üç önemli dönemde askeri bakımdan önemi görülmektedir.Vooral dit laatste betekende vanuit psychologisch oogpunt een belangrijke stap vooruit tijdens lange vluchten.
Irklar arasında bugün görülen farkların tarih açısından önemi pek azdır.Op het ogenblik heb ik, geloof ik, alleen nog maar de periferie van de armoede gezien.
Kağıdın renginin veya işaretinin bir önemi yoktur.De kleur van de kaarten of de straten is niet van belang.
Doğrusunu istersen, ben bunun bir önemi olduğunu düşünmüyorum.Eerlijk gezegd, denk ik niet dat het wat uitmaakt.
Doğruyu söylemek gerekirse, benim için önemi yok.Het maakt me niet uit, om heel eerlijk te zijn.
Kusura bakmayın ama, anlattıklarınızın hiçbir önemi yok.Neemt u mij niet kwalijk, maar alles wat u heeft verteld, is niet van belang.
NRW.INVEST’in irtibat bürolarının önemini Japonya örneğinde görmek mümkündür.O znaczeniu biur zamiejscowych NRW.INVEST najlepiej świadczy przykład Japonii.
Gemici fukunun eski öğrenciler için nostaljik bir önemi vardır ve genellikle kaygısız gençlikle bağdaştırılır.Mundurki mogą wywoływać nostalgię u byłych uczniów i często wiązane są z beztroską młodością.
Bunun bir önemi yok.Nie ma większego znaczenia.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Dziś wciąż służy temu samemu celowi.
Paranın benim için önemi yok.Pieniądze nie grają dla niej żadnej roli.
Dupin'in metodu, okumanın ve yazılı iletişimin önemini vurgular.Metoda Dupina podkreśla ważność słowa czytanego i pisanego.
Daha sonra siyasal önemini biraz yitirdi.Później jego znaczenie polityczne zmniejszyło się.
Ancak yavaş yavaş önemini yitirdi ve sönüp gitti.Zaczął tracić na znaczeniu i powoli podupadać.
Bundan sonra önemini kaybetmiştir.Później stracił jednak swoje znaczenie.
Dördüncü yıldızın önemini anlamasaydım buraya gelmezdim.Wyniki zawodników poza pierwszą czwórką nie są znane.
Steven Spielberg bu meselenin önemi ile ilgili olarak: diyor.Sam Spielberg kwestionował jakość takich produkcji”.
Bu bakımdan stratejik bir önemi vardır.Dla tego obszaru ma duże znaczenie stratygraficzne.
Bunlar 20. yüzyılda önemini kaybetmiştir.Straciła swoje znaczenie w XVI wieku.
Bunda Crowne Plaza otelinin de önemi vardır.Należy do sieci hotelarskiej Crowne Plaza.
Özellikle Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinin önemini vurguladı.Azerbejdżan położył szczególny nacisk na swoje „szczególne stosunki” z Turcją.
Turistik önemi vardır.Duże znaczenie ma turystyka.
Dubai, 1970 ve 1980'lerde bir ticaret merkezi olarak önemini sürdürdü.Dubaj budował swoją pozycję jako ważnego punktu na trasach transportowych w latach 70. i 80.
Şirketin 2008 baharındaki yeniden yapılanması dolayısıyla XPS markasının önemi düşürüldü.Z powodu restrukturyzacji firmowej w roku 2008, zmniejszono gamę produktów marki XPS.
Sürenin önemi yoktur.Nić jest nieważka.
Panama Kanalı'nın açılışından sonra, 1914 yılında burasının önemi hızla azalmıştır.Wielkiego znaczenia nabrało po otwarciu Kanału Panamskiego w 1914 r.
Hangi devletin ilk füzeyi fırlattığının pek önemi yoktu.Kto pierwszy rzuci kamieniem?
Panama Kanalı'nın açılmasıyla liman önemini kaybeder.Cieśnina straciła na znaczeniu żeglugowym po wybudowaniu Kanału Panamskiego.
Bu bağlamda Irak'ın bağımsızlığının özel bir önemi vardır...W związku z tym szczególne znaczenie ma pomoc w wyzwoleniu Iraku...
Her işlemin kendine has önemi vardır.Każda z nich ma swoje znaczenie.
Petrol hatlarının önemi de burada ortaya çıkar.W tym czasie odkryto tutaj złoża ropy naftowej.
Fakat bu hadisenin Osmanlı Devleti için fazla önemi yoktur.I na tym polu Ira także nie ma się czego wstydzić.
Bu durum köy halkının eğitime verdiği önemi göstermektedir.W zrozumiały sposób zwiększyło to znaczenie wioski.
Tıbbi önemi olmayan bir türdür.Gatunek bez znaczenia gospodarczego.
Görünüşe göre Kelt panteonunun en önemi ve baş tanrısı Dagda'dır.Najwyższym bogiem panteonu celtyckiego zdaje się być Dagda.