Resmin önemi geniş bir spekülasyona da konu olmuştur.Seine weiträumige Bedeutung bezieht es von umfassender Schau.
Tarım ise eski önemini kaybetmiştir.Die Montanindustrie hat ihre frühere Bedeutung verloren.
Kale 18. yüzyılda önemini kaybetti.Das Schau-Tranchieren verlor im Laufe des 18. Jahrhunderts an Bedeutung.
İnternetin insan hayatına girip yaygınlaşmasıyla bilgisayarın önemi daha da artmıştır.Hierbei ist auch die Erforschung und Entwicklung der Mensch-Computer-Interaktion zunehmend relevant geworden.
Turistik önemi vardır.Der Tourismus ist bedeutend.
Eisenhower daha sonra Belçika partizanların öneminden bahsedecektir.Eisenhower merkte auch an, dass die deutschen Panzerabwehrhandwaffen der Bazooka überlegen wären.
Ancak, son zamanlarda Değişken denge kuramının önemine dair ciddi eleştiriler olmuştur.Diese Ansätze stehen wegen der häufigen Bedeutungswechsel in der Kritik.
Fakat sonraları önemini yitirmiştir.In der folgenden Zeit verlor Nadschran an Bedeutung.
Sürenin önemi yoktur.Die Reihenfolge ist egal.
Bu bağlamda Irak'ın bağımsızlığının özel bir önemi vardır...In diesem Zusammenhang kommt der Erhebung des Irak besondere Bedeutung zu.
Bu dönemde kale önemini korumaktaydı.Seit dieser Zeit verödete die Burg.
Bunu takip eden yıllarda şehir önemini kaybetmeye başladı.Seit dieser Zeit verlor die Stadt ihre Bedeutung.
Bu geçici üssün kurulması ile kasabanın önemi arttı.Diese Versorgungsfunktion erhöhte die Bedeutung der Station.
Geyve Boğazı'nın stratejik önemi Kurtuluş Savaşında ortaya çıkmıştır.Zu wichtig schien aber die strategische Lage der Färöer im Kalten Krieg.
Ancak Trollhättan Kanalı'nın inşa edilmesiyle önemi daha da arttı.Platens ehrgeiziges Ziel war es, den Trollhätte-Kanal quer durch Schweden auszubauen.
‘Kurban’ albümünün çıkışının bir önemi de şudur.Dabei ist die Stabilität des »Käfigs« entscheidend.
Öyle ki, bu onu gün batımından önceki son saatlerin önemini sorgulamaya itti.Dadurch war er gegen Ende der Dreharbeiten größer als vorher.
Inter'in lig tablosunda üst sıralarda yer almasında Meazza'nın gollerinin büyük önemi vardı.In der frühen Bronzezeit nahm Megiddo internationale Kontakte auf.
Sovyetler Birliği döneminde bu kurdelenın kamu anlamında bir önemi bulunmamaktaydı.Jedoch meinte die UdSSR, im Rahmen kapitalistischer Ordnung sei dieses Problem nicht lösbar.
Cevap verip vermemenin önemi yok.Que tu répondes ou pas, ça n'a pas d'importance.
Çok mutlu olanlar için zamanın pek bir önemi yok.Le temps importe peu aux bienheureux.
Kelime hazinen yoksa, gramer bilginin hiçbir önemi yok.Si tu n'as pas le vocabulaire, la grammaire ne sert à rien.
Tasarıma ilk önemi Amerikalılar verir.Les Américains sont les premiers à porter de l'importance au design.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Elle conserve encore, de nos jours, son importance.
Paranın benim için önemi yok.L'argent ne l'intéresse pas.
Başkent önemi daha az olan ve günümüze daha yakın zamanlarda yapılan diğer kiliselere de sahiptir.La capitale possède aussi d'autres églises, moins importantes et plus récentes.
Petrol hatlarının önemi de burada ortaya çıkar.Les conséquences du pic pétrolier sont aussi évoquées.
İkisi de hayallerin önemini anlatıyordu.L’histoire de deux rêves.
Bunun bir önemi yok.C'est sans importance.
Balıkçılık ise eski önemini kaybetmiştir.L'activité ancienne et traditionnelle de la pêche a beaucoup perdu de son importance.
Maçın önemi dikkate alınmalı.Le match doit être rejoué.
Bunda Crowne Plaza otelinin de önemi vardır.Il abrite un hôtel de la chaine Crowne Plaza.
Bunu takip eden yıllarda şehir önemini kaybetmeye başladı.Dans les années suivantes la ville perdit de son importance.
AC/DC ile Black Ice World Tour'a katılmaları grubun önemini belirtmektedir.Le groupe joue aussi avec AC/DC à la tournée Black Ice World Tour en Australie.
Bu simetrinin önemi erken formülasyonlarda fark edilememiştir.L'importance de cette symétrie est resté inaperçue dans les premières formulations.
1990 Anayasasında özel sektörün önemi belirtilmişti.La Constitution de 1990 a donné une attention particulière au secteur privé.
Çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nin önemi hiç vurgulanmamıştı.Pourtant le rôle des États-Unis ne fut pas encore défini.
Şekerpancarı üretimi halen önemini korumaktadır.La culture de canne à sucre y est importante.
Güneş lekelerinin Güneş sistemi'nin doğası hakkındaki tartışmalarda önemi vardı.Ses recherches portent sur la dynamique du système solaire.
Dördüncü yıldızın önemini anlamasaydım buraya gelmezdim.La quatrième galerie, située au sommet, n'est pas visitée.
İmparatorluk tarihinde, Bizans donanmasının öneminin değerini biçmek hiç kolay değildir.Il n’est pas évident d’évaluer l’importance historique de la marine byzantine.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin önemini özellikle vurguladı.Les relations turco-azerbaïdjanaise ont toujours été très importantes.
Onun dönemine kadar Fransa politikasında donanmanın önemi yoktur.L'historique de son service dans la marine française est inconnu avant la date de sa capture.
1950ler'den beri, Avrupa'nın nüfusunun önemi azalır.Depuis 1950, la part de l'Europe dans la population mondiale n'a cessé de diminuer.
Panama Kanalı'nın açılışından sonra, 1914 yılında burasının önemi hızla azalmıştır.Depuis l'ouverture du canal de Panama en 1914, le canal du Nicaragua a été reconsidéré.
Ticari önemi de bu sebeptendir.C'est une espèce d'importance commerciale.
At, Türklerde çok büyük önemi bulunan bir canlıdır.Ce cheval est un élément de grande fierté pour les turkmènes.
Başkenti, kuzeybatı bölgelerine ve Türkiye'ye bağlaması sebebiyle önemi olan bir yoldur.Son importance est capitale puisqu'il permet de relier la capitale à ses provinces du Nord-Est et du Nord.
Arka plandaki kilisenin resimdeki önemi, sanat tarihçileri arasında tartışma konusudur.L'histoire de la construction de l'église a fait l'objet de discussions entre historiens.
Bu bazilikanın Fransa için büyük tarihi bir önemi de vardır.Ce baptême est demeuré un évènement significatif pour l'histoire de France.
İlk Sherlock Holmes macerası olması nedeniyle önemi büyüktür.Ce sont les premières aventures de Sherlock Holmes.
Ekonomik olarak önemi çok büyüktü.Il a une grande importance économique.
Artık paranın bir önemi yoktur.Ils n'ont plus d'argent.
Tayland boğazın önemini azaltmak için birden fazla proje geliştirmiştir.La Thaïlande a élaboré plusieurs plans afin de réduire l'importance économique du détroit de Malacca.
Firma bu önemini günümüzde de korumaktadır.Assembly garde ce statut de nos jours.
Polonya için tarihi önemi olan bu bölgenin çoğunluğu Polonya nüfusuna sahipti.La plupart de ces régions avaient une population polonaise importante.
Bunlar 20. yüzyılda önemini kaybetmiştir.Elle perdit toutefois de l’importance au XIXe siècle.
Bununla birlikte, demiryolunun yapımı ile Tlacotalpan'ın önemi azaldı.Très vite, les Manceaux comprennent l’importance du chemin de fer.
Bundan sonra önemini kaybetmiştir.Dès lors il perd de son importance.
Çalışmalarının önemini tanımakla birlikte, maaş sağlamıyordu.Bien qu'elle reconnaisse l'importance de ses travaux, cette affectation ne lui procure toujours aucun salaire.